Doktorsitesi.com

Akne vulgaris (ergenlik sivilcesi)

Prof. Dr. Göksun Karaman
Prof. Dr. Göksun Karaman
6 Ağustos 2021672 görüntülenme
Randevu Al
Akne vulgaris (ergenlik sivilcesi)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Akne Vulgaris (Ergenlik Sivilcesi) Nedir?

Akne vulgaris, halk arasında bilinen adıyla ergenlik sivilcesi, derideki kıl folikülü ve ona bağlı yağ bezinden oluşan pilosebase ünitenin en sık görülen hastalığıdır. Hayatın bir döneminde bireylerin yaklaşık %85-100’ünü etkileyen bu durum, özellikle ergenlik çağında yaygınlık gösterir. En yüksek görülme sıklığı kızlarda 14-17, erkeklerde ise 16-19 yaş aralığındadır.

Akne ne kadar erken yaşta başlarsa, klinik seyri o kadar ciddi olma eğilimindedir. Genellikle erkeklerde kızlara oranla daha şiddetli seyreden bu tablo, ergenlik bitimiyle sonlansa da bazen ileri yaşlarda da devam edebilir. Erken müdahale, hem fiziksel hem de psikolojik etkilerin minimize edilmesi açısından kritik önem taşır.

Akne Belirtileri ve Görüldüğü Bölgeler

Akne vulgarise bağlı deri belirtileri, yağ bezlerinin en yoğun olduğu yüz, gövde üst bölümü ve sırt bölgelerinde yoğunlaşır. Bu belirtiler; kıl folikülüne yerleşmiş siyah veya beyaz kabarıklıklar (komedonlar), kırmızı iltihaplı lezyonlar, nodüller ve kistlerden oluşur. Lezyonlar genellikle hassas ve ağrılı bir yapıya sahiptir.

Büyük ve derin yerleşimli lezyonlar, iyileşme sürecinden sonra ciltte çöküklük veya kabarıklık şeklinde kalıcı izler bırakabilir. Ayrıca sebore adı verilen cildin aşırı yağlanması durumu, akne hastalarında en sık rastlanan bulgular arasındadır. Bu durum, cildin genel görünümünü ve sağlığını doğrudan etkiler.

Akne ve Psikososyal Etkiler

Özellikle yüz gibi görünür bölgelerde yerleşen akne, bireylerde ciddi psikolojik ve sosyal sorunlara yol açabilmektedir. Ergenlik çağında bu durumun "normal" kabul edilerek tedavi edilmemesi; depresyon, anksiyete, sosyal fobi ve özgüven kaybı gibi sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla akne tedavisi, sadece estetik bir kaygı değil, yaşam kalitesini artıran tıbbi bir gerekliliktir.

Akne Neden Oluşur? Faktörler ve Mekanizma

Akne vulgaris basit bir mikrobik hastalık değildir; birden fazla faktörün birleşimiyle meydana gelir. Hastalığın oluşumunda rol oynayan dört temel faktör şunlardır:

  • Kıl folikülünde meydana gelen yapısal bozukluklar
  • Aşırı yağ (sebum) salgısı
  • Propionibacterium acnes (P. acnes) adlı mikroorganizma
  • Bölgesel iltihabi durum (inflamasyon)

Ergenlikte hormonal etkilerle artan sebum, P. acnes bakterisinin çoğalması için uygun bir ortam hazırlar. Bakterilerin ürettiği enzimler sebumun yapısını değiştirerek dokuda iltihabi reaksiyona neden olur. Bu süreç sonucunda dışarıdan kırmızı kabartılar, nodüller ve kistler şeklinde görülen akne lezyonları gelişir.

Hormonların Akne Üzerindeki Etkisi

Yağ bezi aktivitesi, androjen olarak bilinen hormonların kontrolü altındadır. Bu hormonlar hem kadınlarda hem de erkeklerde yumurtalıklar ve böbrek üstü bezlerinden salgılanır. Erkek hastalarda androjen düzeyleri genellikle normal sınırlarda olsa da, kadınlarda durum farklılık gösterebilir.

Özellikle geç yaşta başlayan veya şiddetli seyreden aknelerde, kadınlarda androjen düzeyleri normalin üstünde saptanabilir. Polikistik over sendromu ile akne arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle adet düzensizliği veya tüylenme artışı (hirşutizm) eşlik eden vakalarda hormonal tetkiklerin yapılması büyük önem arz eder.

Akneyi Alevlendiren ve Tetikleyen Nedenler

Akne vulgarisin klinik seyrini ve şiddetini etkileyen birçok dış ve iç faktör bulunmaktadır. Bu faktörler lezyonların aniden artmasına veya tedavinin zorlaşmasına neden olabilir:

Tetikleyici FaktörlerAçıklama
Genetik YatkınlıkAile öyküsü akne şiddetini belirleyebilir.
Çevresel EtkenlerSıcaklık, aşırı terleme ve ultraviyole ışınları.
Psikolojik FaktörlerYüksek stres seviyeleri klinik tabloyu kötüleştirebilir.
İlaçlarLityum ve kortizon içerikli bazı ilaçlar.
KozmetiklerUygun olmayan makyaj malzemeleri ve bakım ürünleri.

Akne Tedavi Yöntemleri

Akne tedavisinde temel amaç; mevcut lezyonları iyileştirmek, yeni oluşumları engellemek ve en önemlisi kalıcı iz oluşumunu önlemektir. Tedavi planı; hastanın yaşına, cinsiyetine ve hastalığın şiddetine göre kişiye özel olarak belirlenir. Tedavide başarı için en az 6 aylık düzenli kullanım gereklidir.

1. Topikal (Yüzeyel) Tedaviler

Lezyonların tipine göre seçilen kremler veya jellerdir. Bazıları iltihaplı aknelere, bazıları ise komedonlara etki eder. Bu ilaçlar sadece sivilce üzerine değil, tüm etkilenen alana uygulanmalıdır. Yan etki olarak kuruluk veya soyulma görülebilir.

2. Sistemik Tedaviler

Şiddetli vakalarda ağızdan alınan antibiyotikler, hormonal düzenleyiciler veya A vitamini türevi olan isotretinoin tercih edilir. Hangi ilacın kullanılacağına uzman dermatolog; hastanın yaşına ve iz kalma riskine göre karar verir.

3. Diğer Uygulamalar ve İz Tedavisi

İlaç tedavisine ek olarak profesyonel cilt bakımı, kimyasal peeling (glikolik veya salisilik asit), lazer ve radyofrekans uygulamaları yapılabilir. Akne izleri için ise dermal iğneleme (roller) ve lazer tedavileri etkili sonuçlar vermektedir.

Akne ve Diyet İlişkisi

Beslenme alışkanlıklarının akne üzerindeki etkisi bilimsel olarak incelenmeye devam etmektedir. Özellikle yüksek glisemik indeksli gıdaların (şekerli, unlu yiyecekler, fast-food) insülin seviyelerini artırarak yağlanmayı tetiklediği ve akne oluşumuna zemin hazırladığı saptanmıştır.

Süt ve süt ürünleri (kefir, yoğurt, dondurma ve protein tozları) tüketiminin de bazı kişilerde inflamasyonu artırarak akneyi şiddetlendirdiği düşünülmektedir. Buna karşın sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenen bireylerde akne görülme oranının daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Cilt sağlığı için beslenme düzenine dikkat edilmesi, tedavi sürecini destekleyen önemli bir unsurdur.

Etiketler

Sivilce izlerine prpSivilceAkneSivilce tedavileriSivilce neden oluşurAkneli cilt bakımıAkne tedavisiakne nasıl oluşursivilceyi kim tedavi ederakneyi kim tedavi eder

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Göksun Karaman

Prof. Dr. Göksun Karaman

Prof. Dr. F. Göksun Karaman, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1989 yılında mezun olmuştur. 1993 yılında Ankara Hastanesi Dermatoloji bölümünde Deri ve Zührevi Hastalıklar uzmanlık eğitimini tamamlayıp, yine Ankara’da mecburi hizmetini yapmıştır. Daha sonra Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde göreve başlamıştır.
2002 yılında doçentlik, 2007 yılında profesörlük unvanlarını hak ederek 2016 yılına kadar bu kurumda öğretim üyesi olarak çalışmıştır. 2016 yılında emekli olduktan sonra Aydın ve İzmir’de özel hastane ve tıp merkezlerinde hem klinik dermatoloji hem de kozmetik dermatoloji alanlarında çalışmaları olmuştur. İlgi alanları akne, saç hastalıkları, ekzemalar, vitiligo, Behçet hastalığı, sedef hastalığı ve kozmetik dermatolojidir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Prof. Dr. F. Göksun Karaman, mesleki çalışmalarına şu anda Aydın’da kendisine ait Özel Muayenehane'sinde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.