Doktorsitesi.com

Ağızdaki mikroplar kansere yol açabilir mi?

Dt. Onur Öztürk
Dt. Onur Öztürk
4 Mart 2015681 görüntülenme
Randevu Al
  • Ağızdaki patojen mikroorganizmalar kan dolaşımına karışarak kalp hastalıkları ve kronik iltihaplanmalar gibi ciddi sistemik sağlık sorunlarını tetikleyebilir.
  • Kötü ağız hijyeni ve diş eti hastalıkları, ağız içi HPV enfeksiyonu riskini %56 oranında artırarak boğaz ve dil kanseri gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır.
  • Diş plaklarında bulunan fusobakteriyum gibi bakterilerin kalın bağırsak kanseriyle ilişkili olduğu saptanmış olup ağız sağlığının korunması kanser riskini azaltmak için kritiktir.
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ağız Hijyeni ve Genel Sağlık Arasındaki Kritik Bağlantı

İyi bir ağız hijyeni, genel vücut sağlığı için sanıldığından çok daha kritik bir rol oynamaktadır. Ağız içerisinde bulunan patojen mikroorganizmalar ve onların ürettiği toksinler, kan dolaşımına karıştığında yalnızca ağız bölgesiyle sınırlı kalmaz. Bu durum, vücudun farklı bölgelerinde ikincil enfeksiyonlara ve kronik iltihaplanmalara sebebiyet vererek ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilir.

Ağız mikroplarının tüm vücuda yayılarak sistemik problemlere yol açtığı gerçeği, tıp dünyasında uzun yıllardır bilinmektedir. Diş hekimleri, ağızdaki bakterilerin diş etleri aracılığıyla kan dolaşımına sızabildiği ve buradan kalbe ulaşabildiği konusunda hemfikirdir. Bu risk nedeniyle, diş eti iltihabı olan ve yüksek kalp kapakçığı iltihabı riski taşıyan hastalara önlem amaçlı antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır.

Ağız Mikropları ve Kanser Riski Arasındaki İlişki

Nadir görülen kalp problemleri, ağız sağlığının sistemik etkilerinin sadece görünen kısmını oluşturmaktadır. Güncel araştırmalar, ağızda bulunan virüsler ve bakteriler gibi mikropların belirli kanser türleriyle doğrudan bağlantılı olabileceğini kanıtlamaktadır. Bu veriler, dişlerin ve diş etlerinin sağlıklı tutulmasının hayati önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

HPV Enfeksiyonu ve Ağız Kanseri Bağlantısı

İnsan papilloma virüsü (HPV), uzun süre tedavi edilmediği takdirde rahim ağzı kanserinin yanı sıra; vajinal, vulvar, penil, anal ve orofarinks kanserleri (boğaz, bademcik ve dil) ile ilişkilendirilmektedir. Çocuklara uygulanan HPV aşısı, bazı yan etkileri ve beraberinde getirdiği tartışmalar nedeniyle her zaman en etkili çözüm olarak görülmemektedir.

Kanser Önleme Araştırmaları Derneği tarafından yürütülen çalışmalar, ağız sağlığı ile kanser arasındaki şu önemli bulguları ortaya koymuştur:

  • Kötü ağız hijyeni ve diş eti hastalıkları, ağız HPV enfeksiyonu için bağımsız bir risk faktörüdür.
  • Ağız sağlığı kötü olan bireylerde HPV enfeksiyon oranı, sağlıklı bireylere göre yüzde 56 daha fazladır.
  • Orofarinks kanserlerinin gelişiminde HPV'nin rolü, son araştırmalara göre yüzde 80 seviyesine yükselmiştir.

HPV Virüsünün Doğal Seyri ve Smear Testinin Önemi

İnsan papilloma virüsü, 100’den fazla virüsü kapsayan geniş bir gruptur. Bu virüslerin yaklaşık 40’ı cinsel yolla bulaşırken, 15’i rahim ağzı kanseri ve genital siğillerle doğrudan ilişkilidir. Ancak HPV taşıyan kadınların yüzde 90’ından fazlası, enfeksiyonu iki yıl içinde doğal yollarla vücudundan temizleyebilmektedir.

Kanserleşme süreci, virüsün vücutta uzun yıllar kalarak kronikleşmesi durumunda gerçekleşir. Bu noktada düzenli smear testi yaptırmak, rahim ağzı kanseri kaynaklı ölümleri önlemede en etkili yöntemdir. Smear testi, herhangi bir hücresel anormalliği erkenden tespit ederek tedavi için gerekli süreyi tanımaktadır.

Kanser Oluşumunda Rol Oynayan Diğer Virüsler

Virüsler, dünya genelindeki tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 15-20’sine sebep olmaktadır. Bu patojenler, bağışıklık sistemini baskılayarak veya genetik yapıyı değiştirerek kanseri tetikler. Kanser oluşumunda etkin rol oynayan başlıca virüsler şunlardır:

Virüs Türüİlişkili Olduğu Kanser Türleri
EBV (Epstein-Barr)Nazofarenks kanseri, lenfomalar, mide kanseri
Hepatit B ve CKaraciğer kanseri
HIVRahim ağzı kanseri, lenfoma, akciğer, karaciğer, anal ve cilt kanseri
Uçuk Virüsü 8Kaposi sarkomu

Diş Plaklarından Kalın Bağırsak Kanserine: Fusobakteriyum

Diş plaklarında yaygın olarak bulunan ve oksijensiz ortamda yaşayan fusobakteriyum, ağızda çoğalarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Harvard ve Case Western Reserve Üniversiteleri tarafından yapılan araştırmalar, bu bakterinin kalın bağırsak kanseri hücrelerinde de bulunduğunu saptamıştır.

Bakteriyel dengesizlikler ve bağırsaktaki mikrobiyal bozulmalar, vücuttaki iltihaplanmayı artırarak kanser hücrelerini harekete geçirebilir. Ağız ve bağırsak mikrobiyotası birbirine sıkı sıkıya bağlıdır; bağırsaktaki çeşitlilik arttıkça ağız sağlığı da olumlu yönde gelişmektedir.

Sonuç olarak ağız, sindirim ve savunma sisteminin ilk basamağıdır. Ağız sağlığı, doğrudan birçok organı ve genel vücut direncini etkilemektedir. Sağlıklı bir bünyenin temeli, sağlıklı bir ağızla başlar. Kanser ve ağız mikropları arasındaki bu güçlü ilişki göz önüne alındığında, düzenli diş hekimi kontrolleri hayati bir gerekliliktir.

Etiketler

Ağız hijyeniİnsan papilloma virüsüHepatit b ve c kanser yapar mı

Yazar Hakkında

Dt. Onur Öztürk

Dt. Onur Öztürk

2001 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olan Diş Hekimi Onur Öztürk, aynı üniversitede Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı’ndayüksek lisans programına başladı. 2004 yılında “Farklı İnley Materyallerinin Kenar Uyumu” başlıklı tezini vererek yüksek lisans eğitimini tamamlayan Öztürk, aynı yıl yine aynı fakültede “Kuron Köprü Protezleri Bilim Dalı”nda doktora programına başlamış ve uzun bir süre akademik çalışmalarına devam etmiştir. Bu süre boyunca CAD/CAM sistemleriyle ilgilenmiş, Cerec sistemlerini kullanarak dijital optik ölçü yöntemleriyle geleneksel yöntemlerin karşılaştırmaları ve iş akışları (Comparison of Accuracy of Digital Optical Impression Methods vs Conventional Procedures) üzerine çalışmalarına yoğunlaşmış ve eş zamanlı olarak Zürih Üniversitesi’nde kısa dönem eğitimlere devam etmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.