Peki siz bunlardan biri misiniz?

Yemek yeme alışkanlığı bebeklik döneminden itibaren şekillenen bir davranış örgüsüdür. İhtiyaçtan fazla besin tüketme alışkanlıkları ile yetiştirildikleri için, bir süre sonra bu, yemek yeme alışkanlıklarının gelişmesinde önemli bir rol oynayıp yaşam biçimi haline dönmektedir. Bebeklik döneminde oluşan temel kalıplar gittikçe pekişerek, bilinçaltına yerleşmişir. Kişi yetişkin olduğunda, bebeklikten kalma kemikleşmiş temel kalıpları doğrultusunda yaşamına yön verir.

Kilo alımının bir diğer psikolojik nedeni ise günlük yaşam sorunlarıdır. Stres, kaygı, depresyon yetişkinlerde, çocuklarda ve ergenlerde de kilo alımına neden olabilmektedir. Kişinin yeterince ilgi ve sevgi görememesi, iş, okul ve sosyal hayatında problemler yaşaması, kendini yeterince ifade edememesi kişinin problemini yemek yiyerek çözmesine sebep olabilir. Bireylerde var olan stres ve gerginlik durumlarının yarattığı olumsuz duygulardan kurtulmak anlık rahatlamalar sağlayabilmek için stresle başa çıkma yöntemi olarak yemek yemeyi seçebiliyorlar. Bu durum bireyin anlık olarak rahatlamasını sağlasa da uzun vadede boşalım sağlanmadığı için ve kilo olarak bireye geri döndüğü için yoğun suçluluk duygusuna kapılabiliyorlar. Bu nedenle stresle başa çıkma yöntemi olarak yemek yemeği seçme etkin bir yöntem olmaktan çıkıyor.
Yemek yeme davranışının altında aynı zamanda uyaran açısından yoksunluk çekilmesi ya da bireylerin cinsel ilişkiden ve bu olasılığı gündeme getirebilecek sosyal konumlardan kaçınma isteği ile doğru orantılı olarak yemek yeme eylemi artış göstermektedir. Psikolojik sorunlarla baş edebilmek için aşırı yeme davranışının gösterilmesi bireyin duygulanım bozukluğu hastası olduğunu da göstermektedir. Çünkü yaşanılan problemlerle baş edebilmek için aşırı yeme davranışını öğrenmişlerdir.
Kilo alımı sonucunda depresyon ve düşük benlik saygısı, bozuk algılar gibi sorunlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Birey bedenin biçimi ve kilo ile ilgili aşırı endişe, kendisi ile ilgili yargılamalar ve aç kalma davranışı göstererek yeme sorununu ciddi düzeyde arttırmaktadır. Bu endişeler yetersizlik ve değersizlik duygularını tetiklemektedir.
Görüldüğü gibi psikolojik etkenler kilo almaya sebep olduğu gibi psikolojik destek alınmadığı takdirde kilo vermeyi de imkânsız hale getirir. Psikolog ve danışanın iş birliği içerisinde ilk yapılması gereken duyguların dilini anlamak, fark etmek, hissetmek ve bilinç düzeyini arttırmak olmalıdır. Yapılan araştırmalar bu farkındalık düzeyi doğrultusunda bireylerin kilo vermekte çok önemli bir aşama katettiklerini göstermektedir. Sonraki aşamamız ise, duyguları çözümlememizi ve boşaltmamızı sağlayacak tekniklerde desteklemek. Altta yatan sebep ortaya çıkmadan problem çözülemez.

‘Ben bu sorunla veya sorunlarla yaşamak istemiyorum.’ diyorsanız;
Yanınızdayız, dilerseniz çözersiniz, yeter ki isteyin!


Psikolog Şeyda UNCU


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!