Doktorsitesi.com

Vezikoüreteral Reflü-VUR Nedir?

Prof. Dr. Hakkı Perk
Prof. Dr. Hakkı Perk
8 Mart 2021147 görüntülenme
Randevu Al
Vezikoüreteral Reflü-VUR Nedir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Vezikoüreteral Reflü (VUR) ve Üriner Sistemin İşleyişi

Böbreklerin en kritik işlevi, kandaki toksik maddeleri süzerek bunların idrar yoluyla vücuttan atılmasını sağlamaktır. Böbrekler tarafından üretilen idrar, üreter adı verilen tüpler aracılığıyla idrar torbasına (mesane) iletilir ve burada depolanır. Normal bir anatomide, üreter ile mesane arasındaki kapak mekanizması idrarın böbreklere geri kaçmasını engeller.

İşeme sırasında mesane kasılırken, üretral sfinkter açılarak idrarın dışarı atılması sağlanır. Böbreklerden dış açıklığa kadar uzanan bu yapının tamamı üriner kanal olarak tanımlanır. Vezikoüreteral reflü (VUR) ise mesanedeki idrarın böbreklere doğru ters yönde kaçması durumudur.

VUR Neden Olur ve Ne Kadar Sıklıkta Görülür?

Çocuklarda reflü genellikle doğumsal bir gelişim kusuru nedeniyle ortaya çıkar. Bu durum, üreter ile mesane arasındaki bağlantının anatomik olarak hatalı olması ve kapak mekanizmasının etkisiz kalmasından kaynaklanır. Bazı vakalarda ise anormal işeme alışkanlıkları reflüyü tetikleyebilir.

İstatistiksel verilere göre VUR, sağlıklı çocukların yaklaşık %1-2’sinde görülmektedir. Tanı genellikle çocuk bir idrar yolu enfeksiyonu geçirdikten sonra, çoğunlukla 2-3 yaş civarında konulur. Tedavi edilen hastaların dörtte üçü kız çocuklarıdır. Ayrıca reflü ailesel geçiş gösterebilir; reflüsü olan bir çocuğun kardeşlerinde görülme riski üçte bir, annesinde reflü öyküsü olan çocuklarda ise %50 civarındadır.

Vezikoüreteral Reflü Belirtileri

İdrar yolu enfeksiyonu (İYE), reflü varlığında bakterilerin böbreklere ulaşmasına neden olarak piyelonefrit (böbrek enfeksiyonu) riskini artırır. Belirtiler çocuğun yaşına ve enfeksiyonun konumuna göre değişiklik gösterir:

  • Böbrek Enfeksiyonu (Piyelonefrit): Yüksek ateş, karın veya böğür ağrısı, üşüme, bulantı ve kusma.
  • Mesane Enfeksiyonu (Sistit): Ağrılı idrar yapma, sık idrara çıkma, acil işeme isteği veya yatağa işeme.
  • Yenidoğanlarda Belirtiler: Huzursuzluk, kusma, ishal, iştahsızlık ve kilo alımında duraksama.

Teşhis Yöntemleri ve Tanı Testleri

VUR tanısında ve böbrek sağlığının değerlendirilmesinde çeşitli radyolojik ve laboratuvar testleri kullanılır:

  1. İşeme Sistoüretrografisi (VCUG): Tanı için en temel testtir. Mesane ilaçlı bir sıvı ile doldurulur ve çocuk işerken röntgen çekilerek kaçak olup olmadığı gözlemlenir.
  2. Ultrasonografi (USG): Radyasyon içermez; genellikle takip süreçlerinde böbrek yapısını incelemek için kullanılır.
  3. Ürografi (İVP) ve Sintigrafi: Böbreklerde hasar (skar) olup olmadığını belirlemek için tercih edilir.
  4. İdrar Kültürü: Enfeksiyon varlığını tespit etmek amacıyla yapılır.
  5. Ürodinami ve Üroflowmetri: Mesane kapasitesini, basıncını ve işeme fonksiyonlarını ölçen ileri testlerdir.

Vezikoüreteral Reflü Derecelendirmesi

Reflü, idrarın ne kadar yukarı çıktığına ve üriner sistemde yarattığı yapısal değişikliğe göre 5 evreye ayrılır:

DereceTanımlamaGörülme Sıklığı
1. Dereceİdrar sadece üreterin alt kısmına ulaşır.%8
2. Dereceİdrar böbreğe ulaşır ancak genişleme (dilatasyon) yoktur.%37
3. DereceÜreter ve böbrek havuzunda orta dereceli genişleme mevcuttur.%25-37
4. DereceBelirgin genişleme ve böbrek yapılarında kütleşme görülür.%14-24
5. Dereceİleri derecede genişleme ve kıvrımlı üreter yapısı mevcuttur.%5

VUR'un Neden Olabileceği Komplikasyonlar

Tedavi edilmeyen veya yüksek dereceli reflüler ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir:

  • Böbrek Hasarı (Skar): Enfeksiyonla birleşen reflü, böbrek dokusunda kalıcı hasara ve tansiyon yüksekliğine neden olabilir.
  • Böbrek Yetmezliği: Her iki böbreğin ciddi hasar görmesi durumunda diyaliz veya nakil gerekebilir.
  • Gebelik Komplikasyonları: Geçmişte böbrek hasarı oluşmuş kadınlarda; erken doğum, bebekte büyüme geriliği ve yüksek tansiyon riski artar.

Tedavi Seçenekleri

Tedavide temel amaç böbrek hasarını önlemektir. Üç ana yaklaşım mevcuttur:

1. Medikal Tedavi ve Gözlem

Reflünün zamanla (ortalama 5-6 yıl) kendiliğinden düzelmesi beklenir. Bu süreçte antibiyotik profilaksisi uygulanarak düşük doz antibiyotik ile enfeksiyonlar engellenir. Ayrıca mesane eğitimi ile çocuğa doğru işeme alışkanlıkları kazandırılır.

2. Cerrahi Tedavi

İlaç tedavisine yanıt vermeyen veya yüksek dereceli vakalarda uygulanır.

  • Açık Cerrahi: Mesane ile üreter arasındaki kapak mekanizması düzeltilir. Başarı oranı oldukça yüksektir.
  • Laparoskopik/Robotik Cerrahi: Kapalı yöntemle yapılan, iyileşme süreci hızlı müdahalelerdir.
  • Enjeksiyon Tedavisi (Endoskopik): Üreter ağzına özel bir madde enjekte edilerek kaçak önlenir; cerrahiye göre daha az invazivdir.

3. Gözlem Yaklaşımı

Sadece enfeksiyon geliştiğinde müdahale edilir. Ancak bu yöntemde enfeksiyonun hızlıca böbrek hasarına yol açma riski bulunduğu unutulmamalıdır.

Tedavi Kararını Etkileyen Faktörler

En uygun tedavi yöntemi seçilirken şu kriterler göz önünde bulundurulur:

  • Reflünün derecesi ve tek/çift taraflı olması.
  • Çocuğun yaşı ve cinsiyeti (kız çocuklarında risk daha yüksektir).
  • Mevcut böbrek hasarının varlığı.
  • Ailenin tercihi ve sosyal faktörler.

Genellikle Derece I-IV arasındaki vakalarda ilk seçenek medikal tedavidir. Derece V reflülerde ve antibiyotik tedavisine rağmen enfeksiyonun sürdüğü durumlarda ise cerrahi müdahale öncelikli olarak tavsiye edilir.

Etiketler

Reflü ve astımVezikoüreteral reflü belirtileriVezikoüreteral reflü tanısı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Hakkı Perk

Prof. Dr. Hakkı Perk

Prof. Dr. Hakkı Perk, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1986 yılında mezun olmuş, 1990 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Üroloji ihtisasını tamamlamıştır. Akademik kariyerine Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam etmiş, burada 2004-2008 yılları arasında doçentlik ve profesörlük unvanlarını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.