Doktorsitesi.com

Vajinismus Sorunu Yaşayan Çiftlerin Evlilik Uyumu

Klinik Psikolog Sibel Dinç Akıncı
Klinik Psikolog Sibel Dinç Akıncı
17 Kasım 2012783 görüntülenme
Randevu Al
Vajinismus Sorunu Yaşayan Çiftlerin Evlilik Uyumu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Vajinismusun etiyolojisi incelendiğinde, ilişkiye dair problemlerin bu durumun gelişiminde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Ancak, bilimsel literatürde bu konuyla ilgili yürütülen araştırmalar farklı ve zaman zaman birbiriyle çelişen sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu içerikte, vajinismus ile evlilik uyumu arasındaki bağlantıyı ele alan ulusal ve uluslararası akademik çalışmaların bulguları incelenmektedir.

Vajinismus ve Evlilik Uyumu Arasındaki İlişki

Bilimsel araştırmalar, vajinismus ile evlilik dinamikleri arasındaki ilişkiyi farklı perspektiflerden ele almaktadır. Örneğin, Bodenmann ve ekibi (2006) tarafından yapılan bir çalışmada, evlilik uyumu ile vajinismus arasında ters orantılı bir ilişki saptanmıştır. Bu bulgu, evlilikteki uyum sorunlarının vajinismus belirtileriyle ilişkili olabileceğine işaret etmektedir.

Buna karşın, Reissing ve arkadaşları (2003) tarafından yürütülen bir başka çalışmada, vajinismus tanısı alan kadınlar ile sağlıklı kontrol grupları kıyaslanmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, her iki grup arasında evlilik uyumu açısından herhangi bir fark bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum, vajinismusun her zaman genel bir evlilik çatışmasından kaynaklanmadığını göstermektedir.

İlişki Faktörleri ve Cinsel İşlev Bozuklukları

Vajinismus tanısı almış 89 kadınla gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışmada, vajinismusun olası 17 nedeni sıralanmıştır. Bu sıralamada “eşten hoşnutsuz olma” faktörü ancak 11. sırada yer alabilmiştir (Ward ve Ogden, 1994). Bu veri, eşe karşı duyulan memnuniyetsizliğin birincil nedenler arasında olmadığını kanıtlar niteliktedir.

Diğer cinsel işlev bozukluklarıyla kıyaslandığında ise dikkat çekici sonuçlara ulaşılmıştır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların cinsel ve evlilik ilişkilerinin genellikle daha olumlu olduğu ve bu bireylerin daha güçlü iletişim becerileri sergiledikleri saptanmıştır (Hawton ve Catalan, 1990).

Türkiye’de Vajinismus ve Evlilik Doyumu Üzerine Çalışmalar

Ülkemizde yapılan araştırmalar, sorunun süresi ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Sungur (1994), vajinismusta başlangıçta evlilik ilişkilerinin iyi olduğunu, ancak sorunun süresi uzadıkça evlilikteki uyumun kademeli olarak azaldığını ifade etmiştir.

Türkiye'deki diğer önemli bulgular şunlardır:

  • Evlilik Doyumu: Tuğrul ve Kabakçı (1997), vajinismus problemi yaşayan kadınların %80’inin, eşlerinin ise %90’ının evliliklerinden yeterince doyum aldıklarını saptamıştır.
  • Aile İçi Şiddet Etkisi: Eşinden şiddet gören kadınlarla yapılan bir çalışmada, bu kadınların %38.3'ünde vajinismus belirtileri görüldüğü tespit edilmiştir (Çeri, 2009; Çetiner, 2006).

Araştırma Bulgularının Özeti

Araştırmacı(lar)Temel Araştırma Bulgusu
Bodenmann ve ark. (2006)Evlilik uyumu ile vajinismus arasında ters orantı vardır.
Reissing ve ark. (2003)Vajinismus grubu ile kontrol grubu arasında evlilik uyumu farkı yoktur.
Hawton ve Catalan (1990)Vajinismus yaşayanlarda iletişim becerileri ve ilişki kalitesi daha yüksektir.
Tuğrul ve Kabakçı (1997)Çiftlerin büyük çoğunluğu (%80-%90) evliliklerinden doyum almaktadır.
Çeri (2009); Çetiner (2006)Şiddet gören kadınların %38.3'ünde vajinismus belirtileri saptanmıştır.

Etiketler

Vajinismus yaşayan çiftler nasıl anlaşırVajinismus yaşayan çiftler ve uyum zorluğuVajinismus yaşayan çiftler için ne yapılmalıVajinismus yaşayan çiftler terapi almalı mı

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Sibel Dinç Akıncı

Klinik Psikolog Sibel Dinç Akıncı

Uzm. Kl. Psk. Sibel Dinç Akıncı; lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi, Psikoloji Bölümün'de tamamladıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı ve Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programlarını tamamlayarak Uzman Psikolog unvanını aldı .

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.