Uykunun genel bir tanımını yapmak gerekirse; beslenme gibi doğal bir gereksinim olan uyku, canlının ihtiyacının karşılanması için beyin tarafından programlanan, her türlü etkinliğin azaldığı bir dinlenme durumudur. İnsan ömrünü 75 yıl üzerinden hesapladığımızda bunun 18 ile 25 yılı uykuda geçmektedir. Uzmanların belirttiğine göre ergenlik öncesinde çocukların gecede en az 11 saat, yeni doğmuş bebeklerin ise 18 saat uyuması gerekmektedir. Ergenlik çağındaki çocukların ise 10 saat uyuması gerektiğini belirtmektedirler.

Yeterince uyumayan insanların beyin etkinliği azalır, normalde çabuk kavranabilecek durumları daha çok enerji harcayarak kavramaya başlar. Hafızada sorunlar ve unutkanlık görülür.

Uykusuz kalmak karar alma yetimizi köreltir. 36 saat uykusuz kalan birinin beyninde plan yapma ve koordine olma yetisi çalışmamaya başlar. Uykusuz kaldıkça beyin hücrelerimizin % 25’i ölmeye başlar.

Peki yeteri kadar uyursak vücudumuzda neler gözlemlenir? Kaliteli uyku alan kişilerin vücudundaki hormonlar dengelenir, sindirim ve bağışıklık sistemi güçlenir. Cilt yenilenir. Gece 12 ile 3 arasında melatonin adında gençlik hormonu ve vücut dinlenmesinden sorumlu bir hormon salgılanır. Sağlıklı kalabilmek için bu hormon çok önemlidir.

Uyku Bozukluklarına Genel Bir Bakış

Uyuyamama Hastalığı (İnsomnia): Kişi uyumak için yeterli zamana ve olanağa sahip olmasına rağmen uykuya dalamama, uykuya dalsa bile uyku halini devam ettirememesi sonucu günlük yaşamının etkilendiği bir rahatsızlık türüdür.

Uyku Apnesi: Uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan bir uyku bozukluğudur. Uyku apnesi olan insanların birçoğu uyku sırasında uyandıklarını hatırlamazlar, etkilerini gün boyunca sinirlilik ve tükenmişlik duyguları ile hissederler. Temelinde psikolojik problemler yatan bu rahatsızlığın kişileri anksiyete bozuklukları gibi psikolojik rahatsızlıklara temel hazırlıyor olabileceği söylenebilir. Stres hormonlarının artmış seviyelerinin ve aktive olmuş bir sempatik sinir sisteminin yaşamın stresleriyle başa çıkma yeteneğini bozabilir.

Narkolepsi: Narkolepsi belirtileri gündüzleri aşırı uyku eğilimi ve kısa süreli uyku ataklarıdır. Hastalık bir insanın istem dışı, yani elinde olmadan olduğu yerde derin bir uykuya dalmasıdır. Uyku nöbetleri günde 25-30 kez tekrar edebilir. Bu nöbetler çok kısa sürer ve hastalığın kendiliğinden uyanmasıyla son bulur.

Nefes Teknikleri İle Uyku Bozukluklarına Tedavi

Yukarıda belirtilen uyku bozukluklarının tedavisinde nefes terapisinin etkisi çok büyüktür.

Horlayan bir kişi uyku esnasında kısa süreli duraksamalar yaşar ve buna aslında yarı boğulma diyebiliriz. Uyku bozukluklarının ilk adımı olan horlamaya zamanında müdahale edilmediği takdirde Uyku Apnesi gibi uykuda nefes alamama sonucu ölümle sonuçlanabilen ciddi tehlikeleri doğurmaktadır.

Gerek şehir hayatının getirdiği fizik, beden ve bağışıklık sisteminin çökmesiyle gerekse stresin, kullanılan ilaçların, hazır gıdalarda bulunan koruyucu maddelerin etkisi, uykuda nefes alamama sorununa zemin hazırlayan faktörler arasındadır.

Çeşitli nedenlerden burundan nefes alamayan kişi ağzından nefes almaya çalışır. Ağızdan nefes aldıkça ağız kurumaya başlar ve vücut bu duruma tepki gösterir. Küçük dil ve bademcikler bu tepkiyle daha fazla büyür ve solunum yolunu daha fazla engeller.

Yaşanan bu sıkıntılara uzman bir nefes eğitmeni eşliğinde yapılan nefes egzersizleri ile diyafram nefes almayı ve nefes sisteminin olması gerektiği formuyla işlemesini sağlarsınız. Diyaframınızı kullanarak uykuda nefessiz kalmaya bağlı yumuşayan damağınız üzerinde kontrol sahibi olursunuz ve toplanan burun etleriniz ile genizde oluşan ve sarkan damağınızı engelleyerek nefes alamama sonucu oluşacak her türlü sıkıntıyı ortadan kaldırırsınız.


Hatay Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!