Böbrek ve idrar yolları taşları idrardaki mineral veya asit tuzlarının kristalize olmasıyla oluşur. Oluşan taş ve kristallerin büyük çoğunluğu, idrar yaparken idrarla birlikte vücudu terk eder. Ancak, büyük taşlarda veya düşmeye engel olacak bazı durumlarda taşın kırılması veya cerrahi yolla çıkarılması ihtiyacı olabilir. Her yıl, 1000 kişiden 1 veya 2’sinde taşa bağlı böbrek sancısı-yani akut renal kolik görülür. Erkeklerde kadınlara nazaran 3-5 kat fazla görülmektedir. Diyet, şişmanlık-obezite, bazı tıbbi durumlar ve bazı takviyeler ve ilaçlar böbrek taşlarının nedenleri arasındadır.

Taşlar böbreklerden mesaneye kadar idrar yollarının herhangi bir bölümüne yerleşebilir. Genellikle, idrar fazla konsantre hale geldiğinde taşlar oluşur ve minerallerin kristalleşmesine ve birbirine yapışmasına neden olur. Böbrek taşlarının düşmesi oldukça ağrılı olabilmektedir ve zamanında fark edilirse genellikle böbreklerde kalıcı bir hasara neden olmaz. Duruma göre, böbrek taşını düşürmek için ağrı kesici ve çok bol su içmek gereklidir. Diğer bazı durumlarda - örneğin, taşlar idrar yoluna takılırsa, beraberinde idrar enfeksiyonu eşlik ediyorsa veya komplikasyonlara neden olursa ameliyatla müdahale gerekebilir. Taşların tekrar nüks etme riski yüksekse, tekrarlayan böbrek taşı riskini azaltmak için önleyici tedavi önerilebilir.

Böbrek taşlarına ne sebep olur?

Böbrek taşlarının genellikle kesin ve tek bir nedeni yoktur, birçok faktör taş oluşum riskini artırabilir. Kadın veya erkek olsun herkes yaşamın herhangi döneminde taş oluşabilir. Böbreklerin idrar üretme biçiminde bir dengesizlik olması halinde taş oluşabilir. Bu da içilen su-sıvı miktarıyla ve taş oluşumu tetikleyen maddelerin idrarda bulunup bulunmaması ile bağlantılı olabilir. Böbrek taşları, idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi kristal oluşturan maddeler, idrarıdaki sıvının seyreltebileceğinden daha fazla yoğunlukta olmsı durumunda kristalleşme ve taş oluşumu başlamaktadır. Aynı zamanda idrarda kristallerin birbirine yapışmasını engelleyen maddeler (İnhibitörler sitrat gibi) eksik-yetersiz olabilir ve bu da böbrek taşlarının oluşması için ideal bir ortam yaratır. Böbrek taşının türünü-yapısını ve cinsini bilmek, taşın neden olduğu faktörleri belirlemenize yardımcı olur ve daha fazla böbrek taşı alma riskinizi nasıl azaltabileceğini konusunda ipuçları verebilir. Bu yüzden , böbrek taşınızın kimyasal analizi çok önem arz eder.

Taş Oluşumu için Risk Faktörleri

1-Aile veya kişisel geçmiş(Kalıtsal faktörler): Aile bireylerinin birinde böbrek taşı varsa, diğer bir bireyde taş geliştirme olasılığı normal insanlara göre kat kat daha yüksektir. Halihazırda bir veya daha fazla böbrek taşınız varsa, başka bir taş oluşumu veya tekrar etme olasılığı da çok yüksektir. Taş oluşumunda temel faktör ailesel ve kalıtsal risklerdir.

2-Dehidrasyon-Susuzluk:. Her gün yeterince su içmemek böbrek taşı riskini artıran bir faktördür. Sıcak, kuru iklimlerde yaşayanlar ve çok terleyenler diğer insanlara göre daha yüksek risk altında olabilir. Ceğrafik olarak sıcak bögelerde yaşayan insanlarada ve akdeniz ülkelerinde daha endemik olarak görülmektedir.

3-Diyet-Beslenme: Protein, sodyum (tuz) ve şeker açısından zengin bir diyet yemek, bazı böbrek taşı türlerinin riskini artırabilir. Bu, özellikle yüksek tuzlu diyet için geçerlidir. Diyetteki çok fazla tuz, böbreklerin filtrelemesi gereken kalsiyum miktarını artırır ve böbrek taşı riskini önemli ölçüde artırır.

4-Obezite-Şişmanlık: Vücut kitle indeksi (BMI) fazla olaması , büyük bel ölçüsü ve kilo alımı, böbrek taşı riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.

5- Sindirim sistemi hastalıkları ve geçirilen bağırsak cerrahi: Gastrik baypas ameliyatı, iltihaplı bağırsak hastalığı veya kronik ishal, sindirim sürecinde kalsiyum ve su emilimini etkileyen değişikliklere neden olarak idrarda taş oluşturan maddelerin miktarını artırabilir.

6-Metabolik ve hormonal faktörler: Renal tübüler asidoz, sistinüri, hiperparatiroidizm ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları gibi diğer tıbbi durumlar da böbrek taşı riskini artırabilir.

7-İlaçlar: Aşırı C vitamini, gıda takviyeleri, müshiller (aşırı kullanıldığında), kalsiyum bazlı antiasitler ve migren veya depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar böbrek taşı riskini artırabilir.

Böbrek Taşı Türleri

1-Kalsiyum taşları: Böbrek taşlarının büyük çoğunluğu (2 / 3’ü), genellikle kalsiyum oksalat formundaki kalsiyum taşlarıdır. Oksalat, karaciğeriniz tarafından günlük olarak yapılan veya diyetinizden emilen bir maddedir. Bazı ve sebzelerin yanı sıra fındık ve çikolata da yüksek oksalat içeriğine sahiptir. Diyette yüksek doz D vitamini, bağırsak baypas ameliyatı ve çeşitli metabolik bozukluklar idrardaki kalsiyum veya oksalat konsantrasyonunu artırabilir. Kalsiyum taşları ayrıca kalsiyum fosfat şeklinde de oluşabilir. Bu tip taş, renal tübüler asidoz gibi metabolik durumlarda daha yaygındır. Kalsiyum fosfat taşları Migren tedavisinde kullanılan Topiramat gibi bazı ilaçlarla da ilişkili olabilir.

2-Strüvit taşları: Struvit taşları, idrar yolu enfeksiyonuna yanıt olarak oluşur. Bu taşlar hızlı bir şekilde büyüyebilir ve oldukça büyük hacimlere ulaşabilir ve çok da semptom ve belirti vermeyebilir.

3-Ürik asit taşları: Ürik asit taşları, kronik ishal veya emilim bozukluğu nedeniyle çok fazla sıvı kaybeden kişilerde, yüksek proteinli diyet yiyenlerde ve diyabet veya metabolik sendromu olanlarda oluşabilir. Bazı genetik ve metabolik faktörler de ürik asit taşı riskinizi artırabilir.

4-Sistin taşları: Bu taşlar, böbreklerin belirli bir amino asidi (Sistin ve diğer dibazik amimo asitler) çok fazla idrarda atmasına neden olan sistinüri adı verilen kalıtsal bir bozukluğu olan kişilerde oluşur.

Belirti ve Semptomlar(Renal Kolik)

Böbrek ve üreter taşının boyutu, şekli, idrar yollarındaki konumu gibi özelliklere bağlı olarak tıbbi belirtilerde, şiddetli ağrı(RENAL KOLİK) ile ağrısız arasında değişiklik görülebilir.Böbrek taşı genellikle böbrekte hareketli veya böbrekleri- üreterleri - ve mesaneyi birbirine bağlayan borulara geçene kadar şikayetlere neden olmaz. Üreterlere takılırsa, idrar akışını engelleyebilir ve böbreğin şişmesine ve üreterin kasılmasına neden olabilir ki bu şiddetli ağrılara (renal kolik-taş ağrısı) sebep olabilir. Bu, bel ve böğür (her iki yan, kaburgaların alt kısmından kalçaya kadar uzanan alan) bölgede hissedilen keskin bir ağrıdır. Eğer taş, böbrekte değil de üreterde ise ağrıyı kasık ve uyluk bölgede hissedilir. Erkeklerde yumurtalıklarda da ağrı olabilir. Renal kolik, idrar yollarında ve üreter duvarında ani basınç artışı sonucu gelişir. Ağrı, dalgalar halinde gelir ve siz vücut pozisyonunuzu değiştirmedikçe azalmaz. Yaşayabileceğiniz en ağrılı durumlardan biri olarak tanımlanır ve doğum sancısına benzetilir.

Bu şikayetler

Kaburgaların altında yan ve sırtta şiddetli, keskin ağrı

Alt karın bölgesine ve kasıklara yayılan ağrı

Dalgalar halinde gelen ve yoğunluğu dalgalanan ağrı

İdrar yaparken ağrı veya yanma hissi

Pembe, kırmızı veya kahverengi idrar

Bulanık veya kötü kokulu idrar

Sürekli idrara çıkma, normalden daha sık idrara çıkma veya az miktarda idrar yapma ihtiyacı

Mide bulantısı ve kusma

Enfeksiyon varsa ateş ve titreme

Böbrek taşının neden olduğu ağrı, taşın idrar yolunda yer değiştirmesi ile değişebilir - örneğin farklı bir yere kayma veya yoğunluğun artması.

Şunlarla karşılaşırsanız acil tıbbi yardım almakta fayda var

Hareketsiz oturamayacak veya rahat bir pozisyon bulamayacak kadar şiddetli ağrı

Bulantı ve kusmanın eşlik ettiği ağrı

Ateş ve titreme eşliğinde ağrı

İdrarda kan

İdrarı yapma zorluğu

Teşhis

1-Kan tetkiki: Kan kalsiyum ve ürik asit seviyesi fazla çıkarabilir. Yine kan testi sonuçları böbrekler ve diğer tıbbi durum hakkında fikir verebilir.

2-İdrar tetkiki: 24 saatlik idrar toplama testi, çok fazla taş oluşturan mineral veya çok az taş önleyici madde saldığınızı gösterebilir. Bu test için doktorunuz iki gün üst üste iki idrar toplama işlemi yapmanızı isteyebilir.

3-Görüntüleme Yöntemleri: Görüntüleme testleri, böbrek ve idrar yolundaki taşları gösterebilir.Taş protokolu bilgisayarlı tomografi (BT) en küçük taşları bile ortaya çıkarabilir. Basit karın röntgenleri (direkt üriner sistem grafisi) günümüzde daha az kullanılmaktadır, çünkü bu tür bir görüntüleme küçük böbrek taşlarını gözden kaçırabilir. Hızlı ve uygulaması kolay, invazif olmayan bir test olan ultrason, böbrek taşlarını teşhis etmek için başka bir görüntüleme seçeneğidir.

4-Taşların analizi: Düşürülen taşları yakalamak için idrarı bir süzgeçten geçirmek istenebilir. Taşın kimyasal analizi taşa neyin sebep olduğunu belirlemek vetaşın nüksünü-tekrarını önlemek açısından önemlidir. Yüksek düzeyde taş oluşum riski taşıyorsanız, metabolik değerlendirme olarak bilinen ek testlerden geçmeniz gerekir.

TEDAVİ

Bütün taşlara tedavi gerekmez. Eğer taş rahatsızlığa neden oluyorsa ve doğal yollarla idrardan düşmüyorsa tedaviye ihtiyaç doğabilir. Hastanın önceden mevcut tıbbi hastalıkları varsa değişik tedavi önerilerinde bulunabilir. Herhangi bir rahatsızlığa sebep olmayan bir böbrek veya üreter taşı varsa genellikle tedaviye gerek görülmez, böbrek ve taşın durumunu değerlendirmek ve kötüye gitmediğinden emin olmak için düzenli kontroller dair bir program vermek gerekir.Taşın idrarla atılması muhtemelse, bu süreyi kolaylaştıracak ilaçları reçete edilebilir. Buna konservatif tedavi denir.

Taş büyük ve büyümeye devam ediyorsa, sık ve şiddetli ağrı yapıyorsa ve böbrek fonksiyonlarına engel oluyorsa, enfeksiyon ve kanama neden oluyorsa taşa müdahale gerekebilir yani aktif tedavi gerekir.

Tedavi seçiminde etkili olan faktörler:

Belirtileriniz ve şikayetleriniz

Taşın özellikleri (yerleşim yeri, büyüklüğü, türü, taşın oluşma nedeni)

Tıbbi geçmişiniz

Hastanenizde uygulanan tedavi yöntemi ve doktorunuzun tecrübesi

Kendi kişisel tercihleriniz ve değerleriniz

A-Tıbbi-Konservatif taş tedavisi

Küçük böbrek ve üreter taşları büyük çoğunluğu, işeme esnasında kendiliğinden idrarla birlikte düşer. Ancak taşın yerine ve boyutuna bağlı olarak atılması belirli bir zaman alabilir. Taş çok küçükse (0,5 cm den küçük) %95 ihtimalle 6 hafta içerisinde kendiliğinden düşer.

Bunu için günlük sıvı alımını (2-4Litre) ve çıkartılan idrar miktarını(2 litrenin üstünde) artırmak gerekir. Taş hareket ettiği zaman ağrı kesici gerektiren renal kolik şeklinde-şiddetli ağrılar olabilir. Ağrı(renal kolik) için ağrı kesici ibuprofen, naproksen verilebilir. Eğer bu ilk tedavi aşaması işe yaramazsa opioid isimli güçlü ağrı kesiciler kullanılabilir. Bu ilaçlar genellikle damar içine enjekte edilir. Opioid’lerin dezavantajı ise mide bulantısı yapabilecek olmalarıdır.

Sonuçta

Taş, mesaneye ne kadar yakınsa taşın atılma ihtimali de o kadar fazladır

Taş ne kadar büyükse taşın atılma şansı da o kadar azdır

1-Taşı Düşürmek Tıbbi Tedavi

Böbrek veya üreter taşınnı daha hızlı atılmasına yardımcı olacak ve hareket ettiği zaman ağrıyı azaltacak (alfa-blokerler ve nifedipin olarak isimlendirilen) ilaçları reçete edebilir. Buna Medikal Ekspulsif Tedavi adı verilir ve en çok üreter taşlarında etkilidir. Bu arada düzenli alarak böbrekler ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemleri ile kontrol edilmelidir. Taşın hareket edip etmediğini ve böbreğini iyi çalışıp çalışmadığını kontrol edilmesi gerekir.

2-Taşın çözülmesi veya eritilmesi

Ürik asit taşları varsa, tedavi ile eritmek ve çözmek mümkün olabilmektedir. Bu idrarın pH değerini artırarak asidik halden alkali hale getirerek yapılır. Bunun için genellikle alkalin sitrat veya sodyum bikarbonat gibi ağızdan kullanılan ilaçlar reçete edilir. 7.0-7.2 arasındaki pH-düzeyinde taş, boyut olarak küçülür ve sonunda tamamen çözülebilir. İdrar pH’sı evde basit bir ölçüm çubuğu veya turnusol kağıdı ile kullanarak ölçülebilir.

B-Aktif taş tedavisi

Aktif taş tedavisinde, taşları çıkarmanın 3 yolu vardır: şok dalgaları ile taş kılması (SWL) , üreteroskopi (URS), perkütan nefrolitotomi (PNL) . Bunların yanında azda olsa açık, laparoskopik ve Robotik cerrahide tercih edilebilmektedir. Hangi aktif tedavi yönteminin için en iyisi olduğu birçok faktöre bağlıdır. En önemli faktör, taşın sebep olduğu belirtilerdir. Taşın böbrekte veya üreterde bulunması büyüklüğü, yerleşim yerine dayalı olarak farklı tedavi seçenekleri önerebilir.

Belirti vermeyen taşlar bazı durumlarda tedavi gerektirebilir

Taş büyümeye devam ediyorsa

Yeni taş oluşturma riski yüksekse

Enfeksiyon varsa

Taş çok büyükse

Hasta aktif tedaviyi tercih ediyorsa

Üreterdeki taşın aktif tedavisi için nedenler

Taş idrar yolundan geçemeyecek kadar büyük görünüyorsa

İlaç tedavisine rağmen ağrı devam ediyorsa

Böbrek fonksiyonları durmuş veya bozulmuşsa

1-Şok dalgalarıyla taş kırma (ESWL)

ESWL, vücut dışından taşları kıran bir makine ile yapılır. Taş kırmak için odaklanmış şok dalgaları (kısa sinyalli yüksek enerjili ses dalgaları) deriden taşa iletilir. Taş, şok dalgalarının enerjisini emer ve küçük parçalara ayrılır. Parçacıklar daha sonra idrar yoluyla atılır. SWL yöntemi, hastaların %90’ından fazlası için uygundur. Ancak yöntemin başarısı, taşın nitelikleri ve vücut yapısı gibi birkaç faktöre bağlıdır.

2-Perkütan Nefrolitotomi (PNL)

PNL, büyük taşların ciltden girilerek böbrekten doğrudan çıkarıldığı bir cerrahidir. Avantajı, tek operasyonda çok büyük taşların bile çıkarılabilmesidir. PNL genel anestezi altında gerçekleştirilir.Ancak ESWL ve URS ile karşılaştırıldığında daha ve komplikasyon riski daha yüksektir. PNL’nin en sık görülen komplikasyonu kanama ve yüksek ateştir.Taşın çok büyük (2cm’den büyük) olduğunda ve henüz üretere geçmediği durumlarda PNL düşünülmelidir.

PNL’yi aşağıdaki durumlarda da tedavi seçeneği olarak size sunabilir:

Birden fazla taşınız varsa taş yükü 3m den büyükse

Taş çok sert ve teknik olarak diğer yöntemlerle tedavi edilemiyorsa

PNLile ilgili geniş bilgi için tıklayınız:

https://www.hakkiperk.com/tr/hizmet/detay/193/renal-perkutan-cerrahi

3-Üreteroskopi (URS)

URS, küçük çaplı bir endoskop aletiyle yapılan tedavi türüdür. URS çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Başarı düzeyi oldukça yüksek, komplikasyon riski ise düşüktür. URS, genel veya lokal anestezi altında yapılır. Anestezi altındayken, vücuda hiçbir kesi yapmadan endoskop ile idrar kanalından girilir, üretere usulüne uygun bir şekilde ulaşılır, gerektiğinde Lazer ile kırılır ve Taş parçaları özel bir “sepet-basket” veya forseps kullanılarak dışarı alınır.

Kimi zaman taş çok büyükse taşı tek seansta çıkarmak mümkün olmayabilir ve ikinci bir işlem gerekebilir. Diğer bazı hallerde küçük taş parçacıkları veya tüm taş böbreğe kaçabilir. Esnek-flexible(kıvrılabilen) bir üreteroskopi bulunuyorsa böbreğin içine kadar ulaştırılabilir ve parçacıklar çıkarılır veya lazerle kırılır. İşlem sonunda üretere bir stent(Double J) yerleştirilir, bu böbrekten mesaneye olan idrar akışını kolaylaştırır ve kolik ağrı ataklarını (idrar yolunda kramptan kaynaklanan şiddetli ağrı) engeller.

Operasyondan birkaç hafta sonra bir röntgen çekilir. Görünür taş yoksa stent çıkarılır. Üreterde taş mevcut iken meydana gelen şiddetli ödemden dolayı üreteroskopi ile ilk denemede taşa ulaşmak mümkün olmayabilir. Bu durumda üretere bir double-J stent yerleştirilebilir. Double-J stent varken idrar böbrekten mesaneye boşalabilir ve üreter boyutu genişler.

Üreter genişledikçe üreteroskopi taşa ulaşana kadar geçirmek ve taşı çıkarmak kolaylaşır. Son olarak hastaya bir gün sonra çıkarılmak üzere idrar sondası konur, operasyondan kaynaklanan kan veya böbrek taşı kalıntıları görülür. Gerekirse mesane sonda aracılığıyla yıkanabilir. İdrarda görünür kan olmadığında sonda çıkarılabilir.

URS Gerektiren Durumlar

kendiliğinden düşmesi olası görünmeyen veya ciddi rahatsızlığa yol açan, genellikle üreterde yer alan taşlar (sert-rijit metal veya flexible-esnek üreteroskopi ile çıkarılır)

ESWL (vücut dışından şok dalgasıyla taş kırma) yöntemiyle tedavi edilmesi mümkün olmayan böbrek taşları

idrarda görülen kanın sebebini belirlemek

Sert-Metal ve Fleksibil-Esnek üretereskop arasındaki fark nedir?

Aradaki fark, sert ve esnek üreteroskopi kullanımındadır. Sert-metal üreteroskopi, kelimenin tam anlamıyla sert bir teleskop ile gerçekleştirilir. Sadece düz bir hattı görür. Esnek-Fleksibl üreteroskopi ise neredeyse 180° dönebilen ve kendi üzerinde geri katlanabilen çok ince ve esnek bir teleskopla gerçekleştirilir.

Lazer probu kullanılarak taşların toz kadar küçük parçalara ayrılabilir. Esnek üreteroskopi daha çok böbrekteki ve üst üreterde, böbrek yakınındaki taşlar için kullanılır, sert üreteroskopi ise ağırlıklı olarak üreterin alt ve orta kısmında, mesaneye yakın taşlar için kullanılır. Esnek üreteroskopi, sert üreteroskopiden daha naziktir. Genel de her alandaki taşlar için iki üreteroskop da kullanılmaktadır.

Üretereskopinin riskleri nelerdir?

İdrar enfeksiyonu: çoğunlukla sadece antibiyotik gerektirir

kanama: genellikle çabucak iyileşir

üreterin daralması veya delinmesi ile sonuçlanan üreter tahribatı: bu durum nadirdir ve bir balon vasıtasıyla genişletme ve bir double-J stenti takılmasını gerektirebilir

taşın kırılamaması ve alınamaması: alternatif bir işlem gerekli olabilir

üreterin delinmesi: böyle bir zedelenmeden sonra genellikle birkaç hafta boyunca bir double-J stenti gerekli olur

üreterin böbrekten kopması (‘avülsiyon’): bu durum çok nadir ve kimi zaman kaçınılmazdır ancak düzeltilmesi için açık cerrahi gerektirebilir

karında veya sırtta rahatsızlık

double-J stentten kaynaklanan yan etkiler.

4-Laparoskopik, Robotik veya açık cerrahi:

Nadir de olsa bu yöntemlere baş vurulabilmektedir. URS, PNL den daha başarılıdır ancak kesilerek yapılması, tekrar edilebilirliği sınırlı ve daha uzun sürede hastanede kalmayı gerektirmesi dezavantajdır. Bu yaklaşımlar çoğunlukla diğer tüm tedavilerin başarısız ve imkansız olduğu veya diğer yöntemlerde ortaya çıkan bazı komplikasyonlar gibi nadir durumlarda uygulanır.

5-Tıkanmış ve enfekte olmuş böbrek:

Eğer taşa bağlı renal kolikle birlikte ateş, titreme, yorgunluk ve bitkinlik varsa tam tıkanma, enfeksiyon ve apse(enfekte hidronefroz, böbrek apsesi) olabilir. Çeşitli kan, idrar testleri ve görüntüleme yöntemleri yapılarak. Eğer böyle bir durum söz konusuysa yada ağrı kesicilere cevap vermeyen durumlarda böbredekii basıncın düşürülmesi için derhal böbreğin drenajının sağlanması ve tıkanıklığın acilen giderilmesi yoluna gidilir. Drenajın ardından enfeksiyonu gidermek için antibiyotik verilir. Taşın aktif tedavisi ancak bu enfeksiyon giderildikten sonra yapılabilir.

Böbreğin Drenajı için iki farklı yöntem vardır:

İdrar kanalı üzerinden üreterin içine üreteral JJ-stenti(Double J) yerleştirilmesi

Ciltten böbreğe doğrudan perkütan nefrostomi tüpü konulması

C-TAŞ OLUŞUMUNU ÖNLEME

Taş hastalığı; sıkca tekrar eden kalıtsal ve ailesel özellikleri olan kronik bir hastalıktır. Bu yüzden taş oluşumunu ve tekrarını(nüksü) önlemek önem kazanmaktadır. tedavi edilen ve çıkarılan taşların analizi tekrar taş oluşum riskini belirlemek için önemlidir.

1-Taş oluşumunu önleyecek genel yaşam tarzı tavsiyeleri

Yeniden taş oluşumu riski düşük olsa dahi birtakım yaşam tarzı değişiklikleri tavsiye edilmektedir. Bu önlemler, taşın tekrar etme riskini azaltır ve genel olarak sağlığı olumlu yönde etkiler. Bunlar:

a-Fazla sıvı tüketimi

Her gün 2- 3 litre arası sıvı tüketilmesi

Sıvı alımının gün içine dengeli dağıtılması

Su gibi nötr pH’lı içecekleri tercih edilmesi

İdrar miktarını optimal seviyede, günlük 2-2.5 litre civarında tutulması

İdrar renginin açık renkte olması gerekir

Sıcak iklimde yaşıyanlar veya yoğun fiziksel egzersiz yapanlar daha fazla sıvı alımı yapmalı.

b-Diyet ve genel sağlık ayarlamaları

Dengeli ve çeşitlendirilmiş bir diyet uygulanması

Bol miktarda sebze, lifli gıda ve meyve (özellikle turunçgiller) tercih edilmeli

Kalsiyum oksalat taşları oluşturma eğiliminde iseniz; Yumurta, mercimek, beyaz pirinç, soyulmuş elma, üzüm, karnıbahar, kabak gibi düşük okzalat içeren gıdaları daha fazla yemeye gayret edilmeli, oksalat bakımından zengin ravent(ışkın), pancar, bamya, ıspanak, pazı, tatlı patates, fındık, çay, çikolata, karabiber ve soya ürünlerine gibi oksalattan zengin gıdalardan uzak durulmalı.

Kalsiyum açısından zengin yiyecekler yemeye devam edin, ancak kalsiyum takviyeleri konusunda dikkatli olun. Gıdalardaki kalsiyumun böbrek taşı riskiniz üzerinde bir etkisi yoktur hatta kalsiyum oranı düşük diyetler, bazı insanlarda böbrek taşı oluşumunu artırabilir. .Diyette yeterli kalsiyum içerdiği günlük yaklaşık 1gr’a denk gelmelidir.

Diyetinizdeki tuz miktarını azaltınız (günde 3-5 gr’ı aşmamalıdır)

Hayvansal proteini çok fazla almayınız. Bunun yerine baklagiller, avokado, karnıbahar ve bezelyede bulunan sebze proteini alınız

Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyunuz (Vücut Kütle Endeksiniz 18-25 kg/m2 arasında olmalıdır)

Haftada 2 veya 3 kez egzersiz yapmaya çalışınız, Stresten kaçınınız

D- METABOLİK DEĞERLENDİRME

Alınan taşın kimyasal analizinden sonra hastaya birtakım kan ve idrar tetkiki ile metabolik değerlendirme yapılmalıdır. Bu değerlendirme, hangi ek tedaviye ihtiyaç duyabileceğinizi belirleyen testlerdir. Bu, taşın kendiliğinden düşmesinin veya tedavi ile çıkarılmasının yaklaşık 3 hafta sonrasında yapılır ve hastadan 24 saatlik 2 farklı dönemde idrar biriktirmesi istenir. 24 saatte çıkan İdrar miktarı ile birlikte idrardaki değişik maddelerin(Tuz-Sodyum, kalsiyum,magnezyum, ürik asit, oksalat vs) miktarları ölçülür. Testlerin sonuçlarına göre ilaç tedavisi önerilebilir.

İlaç tedavisi genellikle hiçbir yan etki yapmaz veya çok az yan etkiye sebep olur. Ayrıca hastanın yaşam tarzı değişikliklerini dikkate almasına yardımcı olur. İlaç tedavisine başladıktan 2-3 ay sonra, ilaç tedavisinin dozunun ayarlanması için tekrar bu testler yenilenmelidir. Enfeksiyon taşları dışında hemen tüm taş türlerinde taş oluşumunu engellemek için idrarın asitt derecesini yükselten ve kristalleşmeyi önleyici potasyum sitrat ve bikarbonat içeren ilaçlar kullanılmaktadır.

Bu Testlerede Taşın cinsine göre:

1-Kalsiyum taşları: Kalsiyum taşlarının oluşmasını önlemeye yardımcı olmak için, bir tiazid diüretik veya fosfat içeren bir preparat yazabilir.

2-Oksalat: Böbrek taşların çoğu ‘kalsiyum okzalat’ taşıdır. Okzalatlar kendi vücudumuzun içinde üretilir. Okzalatlar ayrıca meyve, sebze, baklagil, kahve, çay ve kabuklu yemişlerde doğal olarak bulunur ve bitkiyi böcekler tarafından yenmekten korur. Yüksek miktarda okzalat içeren yiyeceklerin çoğu hamken yenildiğinde buruk tada sahiptir. Yüksek miktarlarda tüketildiğinde okzalatlar ve kalsiyum birbirine bağlanarak kristaller oluşturur ve bu kristaller de nihayetinde taşı oluşturur. Genel olarak Okzalat içeren gıdalar daha az tüketilmeli.

Bu yiyecekler arasında yeşil yapraklı ıspanak gibi sebzeler, pancar gibi kökü yenilen sebzeler, soya fasülyesi ve soya eti bulunur.Ayrıca hayvansal protein; hayvansal protein et, et ürünleri ve süt ürünleri oksalat yönünden zengin besinlerdir.Demli siyah çay, buzlu çay, çikolata ve çikolata ürünleri tüketimi azaltılmalıdır. Yine temel önlem olarak sıvı tüketimi ve günlük çıkartılan idrar miktarı(optimal 2L/gün) artırılmalıdır.

3-Ürik asit taşları: Kandaki ve idrardaki ürik asit seviyelerini düşürmek için allopurinol ve Potasyum sitrat ve bikarbonat içeren ilaçlar idrarı alkalin tutmak için reçete edilebilir. Bazı durumlarda allopurinol ve bir alkalize edici ajan ürik asit taşlarını çözebilir.

4-Strüvit taşlar(Enfeksiyon taşı): Strüvit taşlarını önlemek için, idrardaki enfeksiyona neden olan bakterilerden arındırmak için bazı stratejiler önerilebilir, iyi idrar akışını sürdürmek için çok sıvı tüketmek ve sık sık işemesi istenebilir.. Nadir durumlarda, küçük veya aralıklı dozlarda uzun süreli antibiyotik kullanımı bu hedefe ulaşılmasına yardımcı olabilir. Örneğin, ameliyattan önce ve sonra bir süre antibiyotik önerebilir.

5-Sistin taşları: Tuz ve protein açısından daha düşük bir diyet önermenin yanı sıra, daha fazla sıvı içilmesi tavsiye edilmelidir. Bu tek başına işe yaramazsa, sistinin idrardaki çözünürlüğünü artıran bir ilaçlar(D-penisilamin) yazabilir. Yine potasyum sitrat bu hastalarda kullanılabilir.

E-ŞİFALI SULAR VE SIKCA SORULAN SORULAR

1-ŞİFALI SU:Türkiye düyanın çeşitli yerlerinde şifalı, gazlı, mineral ve doğal bazı suların böbrek taşı oluşumunu azalttığı, engellediği, taşı erittiği ve düşürdüğü ilgili bilgiler hem basında ve hemde halk arasında yer almaktadır.Hatta basınca sıkca söz edilen ‘Muşta böbrek taşı eriten su’ ve buna benzer böbrek taşına iyi geldiği şifalı su gibi yayınlar malesef kanıtlanmış etkileri olan yöntemler olmadığı gibi hiçbir suyun, sertlik derecesinin böbrek taşını eritmediği ve tekrarlama riskini azaltmadığı görülmüştür. Böbrek taşı olan hastaların yaptığı en büyük hataların başında, şifalı sulardan yararlanmaya çalışmaktır

2-BİRA VE MALT İÇECEKLER: Bira ve benzeri Malt içeceklerin taşın düşürülmesine yardımcı olduğu ile ilgili bilgiler yan bir şehir efsanesidir. Bu tür yiyecek ve içeceklerin sıvı desteği dışında etkileri yoktur. Üstelik bira da oksalat miktarı yüksek olduğundan kalsiyum oksalat taş oluşumunu ve mevcut taşın dahada büyümesine neden olabilir.

3-BALIK TAŞI: Karagöz balığının gözü, balık taşı veya balığın başındaki taşın marine edilip içirilmesi taşın düşürülmesi veya eritilmesine iyi geldiği ile ilgili bilgilerde yanlıştır. Kanıta dayalı bilgiden yoksundur.

4-BİTKİSEL İLAÇLAR: Bazı bitkisel ilaçlar ve karışımların böbrek taşına iyi geldiği ilgili bilgiler ispat edilmeye muhtaçtır ancak bazı bilimsel çevreler bu konuda bölünmüş durumdadır ve konu tartışmalıdır. Kanıtlanmış tedaviye ek olarak bu bitki ve bitki ekstreleri önerilebilir. Bilinmeyen bitki ekstreleri ve çaylarının, doz ayarı yapılamadığı için zararlarla karşılaşmanız mümkündür. Vücuttaki elektrolit dengesini bozabilir ve taş oluşumunu artırabilirsiniz. Bulardan en çok bilinenleri şevketi bostan, kabak çekirdeği, mısır püskülü, yoğurt suyu vs dir. Hatta gıda takviyesi olarak ruhsat almış Lityazol cemil, Rovetinex ve Herbatinex gibi bitki karışımları dünyada ve Türkiyede sıkca kullanılmaktadır.Tabiki kanıtlanmış bir etkileri olmadığından pek önerilmemektedir.

5-SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Süt ve süt ürünlerinin böbrek taşı oluşumunu artırdığı ile ilgili eski bilgiler günümüzde değişmiştir. Yeni bilimsel çalışmalarda kalsiyum kısıtlamasının aksine her gün süt içmenin taş hastalığı tekrarlama riskini %30-35’e oranda azalttığı saptanmıştır. Bu nedenle hekiminizin tavsiyesi olmadan süt ve süt ürünleri tüketiminizi kısıtlamayın. Kalsiyum açısından zengin yiyecekler yemeye devam edin, ancak kalsiyum takviyeleri konusunda dikkatli olun. Gıdalardaki kalsiyumun böbrek taşı riskiniz üzerinde bir etkisi yoktur hatta kalsiyum oranı düşük diyetler, bazı insanlarda böbrek taşı oluşumunu artırabilir. .Diyette yeterli kalsiyum içeriği günlük yaklaşık 1gr’a denk gelmelidir.


Ankara Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!