Doktorsitesi.com

Sosyal fobi -Sosyal anksiyete (kaygı) bozukluğu -

Uzm. Dr. Evrim Ebru Yılmazer
Uzm. Dr. Evrim Ebru Yılmazer
11 Ocak 2016217 görüntülenme
Randevu Al
Sosyal fobi -Sosyal anksiyete (kaygı) bozukluğu -
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Fobi (Sosyal Anksiyete Bozukluğu) Nedir?

Sosyal anksiyete bozukluğu olarak da adlandırılan sosyal fobi, psikiyatride anksiyete bozuklukları grubu içerisinde tanımlanan ciddi bir sağlık sorunudur. Bu durumun temel özelliği; bireyin başka insanların bulunduğu ortamlarda utanç verici bir duruma düşmekten, onaylanmayacak bir davranışta bulunmaktan veya rezil olmaktan duyduğu yoğun korkudur. Sosyal fobisi olan kişiler; alay edilme, eleştirilme, reddedilme ve başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme endişesini sürekli olarak yaşarlar.

Bir öğrencinin, "Öğretmenimin sorduğu soruları biliyorum ama cesaretimi toplayıp parmağımı kaldıramıyorum; ya bütün sınıf bana gülerse?" şeklindeki düşünceleri, bu rahatsızlığın günlük hayata yansıyan en somut örneklerinden biridir. Bu kişiler için "başkaları ne der?" sorusu, yaşamın merkezinde yer alan ve hareket alanını kısıtlayan en temel kaygı kaynağıdır.

Sosyal Fobinin Temel Özellikleri

Sosyal fobiye sahip bireylerde gözlemlenen temel karakteristik özellikler şunlardır:

  • Başkalarının beklentilerine aşırı düzeyde önem verme.
  • Kendi istek ve ihtiyaçlarını açıkça ortaya koyamama.
  • Hayır diyememe ve sınır çizmekte zorlanma.
  • Aşırı düzeyde kendinin farkında olma ve kendini sürekli eleştirme.
  • Yapılan hataları zihinde büyüterek felaketleştirme.
  • İncelendiği düşüncesiyle kalabalık ortamlarda bulunmaktan rahatsızlık duyma.

Sosyal Fobinin Görülme Sıklığı ve Yaygınlığı

Toplumda görülme sıklığı %3 ile %13 arasında değişen sosyal fobinin ortalama başlangıç yaşı 15 olarak belirlenmiştir. Ancak belirtiler çok daha küçük yaşlarda da fark edilebilmektedir. İstatistiksel verilere göre kadınlarda erkeklere oranla 1,5-2 kat daha sık görülmesine rağmen, tedavi için profesyonel yardım arayışına girenlerin çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır.

Sosyal Fobi Hakkında İstatistiksel BilgilerVeri
Toplumda Görülme Sıklığı%3 - %13
Ortalama Başlangıç Yaşı15
Cinsiyet Dağılımı (Görülme)Kadınlarda 1,5-2 kat daha fazla
Tedaviye Başvuru OranıErkeklerde daha yüksek
Yakın Akrabalarda Risk Artışı3 Kat

Sosyal Fobiyi Tetikleyen Durumlar

Sosyal fobik bireyler için günlük yaşamdaki pek çok aktivite yüksek düzeyde kaygı verici olabilir. Bu durumlar arasında şunlar öne çıkar:

  1. Bir grup insanın önünde konuşma yapmak.
  2. Tanıdık olmayan kişilerle sohbeti sürdürmek veya yeni bir konuşma başlatmak.
  3. Otorite figürleriyle (öğretmen, patron vb.) ilişki kurmak.
  4. Başkalarının önünde yemek yemek, bir şeyler içmek veya yazı yazmak.
  5. Genel tuvaletleri kullanmak veya kalabalık bir odaya girmek.
  6. Arkadaş toplantılarına ve partilere katılmak.

Sosyal Fobinin Nedenleri: Genetik ve Çevresel Faktörler

Araştırmalar, sosyal fobiklerin beyinlerinde birtakım kimyasal ve elektriksel bozukluklar olduğunu ortaya koymaktadır. Genetik yatkınlık önemli bir rol oynar; birinci derece yakınlarında sosyal fobi olan kişilerde bu rahatsızlığın görülme riski toplum ortalamasına göre 3 kat daha fazladır.

Ayrıca aile yapısı ve yetiştirilme tarzı da belirleyici etkenlerdir. Sosyal fobisi olan bireyler genellikle anne ve babalarını şu şekilde algılamaktadır:

  • İhmalkar veya az özenli.
  • Reddedici veya aşırı koruyucu/kollayıcı.
  • Sosyal ilişki biçiminde kısıtlayıcı ebeveyn modelleri.

Sosyal Fobi Belirtileri: Fizyolojik, Zihinsel ve Davranışsal

Sosyal fobi kendini üç farklı boyutta gösterir. Bu belirtiler kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkiler.

1. Fizyolojik Belirtiler

Kaygı anında vücutta meydana gelen değişikliklerdir: Yüz kızarması, terleme, ağız kuruması, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, kasılma ve titreme.

2. Zihinsel Belirtiler

Bireyin kendisine yönelik olumsuz algılarıdır: "Yetersizim, çirkinim, sevilmeye layık değilim, asla hata yapmamalıyım, herkesin beğenisini kazanmalıyım" gibi mükemmeliyetçi ve özgüven eksikliği içeren düşünceler.

3. Davranışsal Belirtiler (Kaçınma Yöntemleri)

Kaygıyı yönetmek için başvurulan yöntemlerdir: Korkulan ortamdan kaçma, göz temasından kaçınma, konuyu değiştirme veya kaygıyı yatıştırmak için alkol kullanımına yönelme.

Sosyal Fobi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Sosyal fobi tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapi yöntemleri uygulanmaktadır. Her iki yöntemin birlikte kullanılması, en etkili sonuçların alınmasını sağlar.

  • İlaç Tedavisi: Özellikle serotonin sistemi üzerinden etki eden ilaçlar tercih edilir. Tedavinin etkinliğini değerlendirmek için en az 10 hafta beklenmesi gerekmektedir.
  • Psikoterapi: En sık başvurulan yöntem Bilişsel ve Davranışçı Terapidir.
    • Bilişsel Terapi: Kaygıya neden olan düşünceler ve bedensel belirtilerle baş etme yöntemleri geliştirilir.
    • Davranışçı Terapi: Sıkıntıların üstüne gitme, rol oynama, gevşeme egzersizleri ve sosyal beceri eğitimleri uygulanır.

Etiketler

Sosyal fobi belirtileriSosyal fobi nedirSosyal fobi neden olurSosyal fobi ve tedavisiSosyal anksiyete (kaygı) bozukluğu

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Evrim Ebru Yılmazer

Uzm. Dr. Evrim Ebru Yılmazer

Uzm. Dr. Evrim Ebru Yılmazer, Gaziantep Anadolu Lisesi’ni bitirerek lisans öncesi eğitimini tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 2000 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 2001 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalın’da Psikiyatri ihtisasını tamamlayarak uzmanlığını almıştır. Uzmanlık tezini ‘Adet öncesi dönem ile intihar girişimi arasındaki ilişki’ üzerine yaptı. Tıp Fakültesi öğrencilik döneminde gönüllü grup ablası olarak katıldığı diyabetik çocuklar kampına, 2003-2005 yılları arasında gönüllü kamp psikiyatristi olarak katılmıştır. Diyabetik ergenler ile destekleyici gruplar düzenleyip, bireysel görüşmeler yaptı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.