Somatizasyon bozukluğu ve EMDR

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Somatizasyon Bozukluğu: Bedensel Belirtilerle Kendini Gösteren Ruhsal Sıkıntılar
Somatizasyon bozukluğu, en temel tanımıyla stresin ve psikolojik çatışmaların fiziksel belirtilere dönüştürülmesi durumudur. Steadman Tıp Sözlüğü'nde de vurgulandığı üzere, bu rahatsızlıkta hastalar; tekrarlayan, yaygın ve bedensel bir hastalıkla açıklanamayan ağrılardan şikayet ederler. Aslında burada söz konusu olan, bireyin kişisel ve toplumsal sıkıntılarını beden dili aracılığıyla ifade etmesidir.
Genellikle 30 yaşından önce başlayan bu hastalık, süreğen bir yapıya sahiptir. Hastaların yaşam öyküsünde benzer şikayetlerin sık sık tekrarlandığı görülür. Yapılan ayrıntılı tetkikler ve muayeneler sonucunda, ağrıları açıklayacak organik bir neden bulunamaz. Bu durum, hastaların zamanla çevrelerinden özel ilgi görmelerine ve bazı sorumluluklarından muaf tutulmalarına yol açarak hastalığın ikincil kazançlar sağlamasına neden olabilir.
Somatizasyon Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?
DSM-9 kriterlerine göre bir kişiye somatizasyon bozukluğu tanısı konulabilmesi için tanımlanan 34 belirtiden en az 13 tanesinin aynı kişide görülmüş olması gerekir. Bu belirtiler hastanın yaşam kalitesini ciddi oranda düşürür. Yaygın olarak görülen bazı belirtiler şunlardır:
- Genel Ağrılar: Kol, bacak, sırt, eklem ve kas ağrıları.
- Sindirim Sistemi: Kusma, bulantı, karın ağrısı, şişkinlik ve ishal.
- Nörolojik Belirtiler: Sersemlik, unutkanlık, bayılma, çift görme veya körlük.
- Solunum ve Kalp: Nefes darlığı, çarpıntı ve göğüs ağrısı.
- Ürogenital Sistem: İdrar yapma güçlüğü, cinsel isteksizlik ve cinsel ilişki sırasında ağrı.
- Kadınlara Özgü Belirtiler: Ağrılı veya düzensiz adet görme, gebelik boyunca aşırı kusma.
Hastalığın Görülme Sıklığı ve Kültürel Faktörler
Somatizasyon bozukluğunun görülme oranı toplumlar arasında farklılık gösterir. Batı ülkelerinde binde 1-2 oranında seyretse de, klinik gözlemler Türkiye'de bu oranın çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kültürümüzde ruhsal sıkıntıların beden diliyle ifade edilmesi oldukça yaygındır.
Özellikle şu gruplarda hastalığın görülme riski daha yüksektir:
- Ekonomik gücü kısıtlı olanlar
- Eğitim düzeyi düşük bireyler
- Ailesinde somatizasyon bozukluğu, madde kullanımı veya antisosyal kişilik bozukluğu öyküsü olanlar
Somatizasyon Bozukluğunun Nedenleri
Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte; biyolojik, sosyal ve psikolojik faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir:
| Faktör Grubu | Açıklama |
|---|---|
| Sosyal Nedenler | Sosyal ilişki kurmak veya stresten kaçınmak için bedensel yakınmaların kullanılması. |
| Psikodinamik Nedenler | Freud'a göre bilinçdışındaki cinsel içgüdüsel çatışmaların bedenselleşmesi. |
| Biyolojik Nedenler | Genetik yatkınlık (%10-20 oranında), dikkat ve bilişsel işlev bozuklukları. |
| Bağışıklık Sistemi | Sitokinler gibi bağışıklık sistemi habercilerinin rol oynayabileceğine dair araştırmalar. |
Ayırıcı Tanı: Hipokondriazis ile Farkları
Somatizasyon bozukluğu sıklıkla hipokondriazis (hastalık hastası) ile karıştırılır. Ancak aralarında belirgin farklar vardır:
- Hipokondriazis: Genelde daha geç yaşta başlar ve tek bir belirtiye (örneğin; mide kanseri olduğu saplantısı) odaklanır. Hasta öleceğine inanır.
- Somatizasyon Bozukluğu: Çok sayıda ve değişken belirtiler söz konusudur. Birkaç ay baş ağrısı çeken hasta, o geçince sırt ağrısı veya görme bozukluğu ile doktora başvurur.
Tedavi Yöntemleri ve EMDR Terapisi
Somatizasyon bozukluğu olan bireyler, bedensel hastalığı olanlara göre daha düşük iş verimine ve toplumsal uyuma sahiptir. Hastalık stresli dönemlerde alevlenir ve belirti kümeleri genellikle 6-9 ay sürer.
Tedavi sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Uzman Tutumu: Hastayla kurulan güven ilişkisi ve uzmanın yaklaşımı kritiktir.
- Psikolojik Destek: Toplumsal uyumu ve iş verimini artırmak için gereklidir.
- EMDR Terapisi: Bu bozukluğun tedavisinde EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisinin oldukça etkili olduğu bilinmektedir.
- İlaç Kullanımı: Hastalar genellikle aşırı ağrı kesici tüketimine eğilimlidir; bu durumun kontrol altına alınması ve varsa eşlik eden depresyon/anksiyete için uygun tedavi planlanmalıdır.



