Doktorsitesi.com

SALONDA UYUYAN ADAMLAR

Uzm. Psk. Selin Karabulut
Uzm. Psk. Selin Karabulut
7 Eylül 20151255 görüntülenme
Randevu Al
SALONDA UYUYAN ADAMLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İlişkilerde Aynı Yatağı Paylaşmanın Sembolik ve Duygusal Önemi

Evlenmek, evleri birleştirmek ve yeni bir hayata adım atmak, aslında yatakları birleştirmekle başlar. Yatak odasındaki eşyaların; dolapların, komodinlerin, yatağın ve yorganın çift kişilik olması tesadüf değildir. Halk arasında sıkça kullanılan “bir yastıkta kocayın” deyimi, yastıkların bile bu birlikteliği temsil ettiğini gösterir. Bir odayı ve yatağı paylaşmak, kurumsal evlilik halinin ötesinde, partnerlerin “resmen birlikte olma” durumunun en somut göstergesidir.

Uyku anı, insanın en yalın, en savunmasız ve en çok kendi olduğu zamandır. Belki de bu savunmasızlık nedeniyle en önemli meseleler gece uyumadan önce konuşulur ve bu sohbetler bazen sabahlara kadar uzar. Sağlıklı bir ilişkide aynı yatakta uyuyan bireyler; duygusal, fiziksel ve seksüel anlamda bir bütün haline gelirler. Buradaki yan yana olma hali, sembolik olarak birleşmeyi ve bütünleşmeyi ifade eder.

İlişkisel Çatışmalar ve Yatak Ayırma Davranışı

İlişkilerdeki çatışmalar; yaşamsal sorunlara ortak çözüm bulamamaktan, güç savaşlarından veya varoluşsal sebeplerden kaynaklanabilir. Bu anlaşmazlıklar karşısında çiftlerin verdiği tepkiler çeşitlilik gösterse de, en sık rastlanan durumlardan biri eşlerden birinin (genellikle erkeğin) yastığını alarak salondaki koltuğa geçmesidir. Bu davranışın taşıdığı anlam yükü oldukça ağırdır:

  • Muhatap olmama isteği,
  • Tepki gösterme ve yakınlıktan kaçınma,
  • “Biz” olma halini reddetme.

Aslında bu durum, psikolojik açıdan immatüre (olgunlaşmamış) bir tepki olan küsmenin bir formudur. Çatışma anlarında yatakları ayırmak, çift olmanın temel öğesi olan birliktelik duygusunu sekteye uğratır. Bu durumun alışkanlık haline gelmesi, çiftlerin sorunları konuşmasını, yakınlaşmasını ve uzlaşmasını imkansız hale getirebilir.

Salonda Yatma Alışkanlığının Uzun Vadeli Zararları

Salonda yatma eyleminin aylarca sürmesi, çiftler arasında ciddi duygusal ve cinsel problemlere yol açabilir. Bu süreçte iletişimi kuvvetlendirmek, küsmek veya yatak ayırmak yerine sorunları konuşarak çözmeye çalışmak en sağlıklı yöntemdir. Sorunların aşılamadığı noktalarda ise mutlaka bir uzman desteği alınmalıdır.

Çocuk Sonrası Yatak Düzeni ve Güvenli Bağlanma

Salonda yatma meselesinin bir diğer yaygın sebebi ise çocuktur. Genellikle anne bebekle yatakta yatarken, baba gönüllü veya zorunlu olarak salona geçer. Ancak bu durum aile yapısını zedeleyen unsurlar barındırır. Sağlıklı bir gelişim için şu adımlar izlenmelidir:

DurumÖnerilen Yaklaşım
Bebek Uyku DüzeniBebek kendi odasında ve yatağında yatmalıdır.
Annenin RolüBebek her ihtiyaç duyduğunda anne yanına gitmeli, ihtiyacı karşıladıktan sonra kendi yatağına dönmelidir.
Güvenli BağlanmaBebeğin, annesinin her ihtiyaç anında geleceğini bilmesi güvenli bağlanmayı geliştirir.
Baba ve Eş İlişkisiBu düzen sayesinde babanın yatağını ayırmasına gerek kalmaz ve eşler arasındaki bağ korunur.

Böylece bebek kendi odasını sahiplenmeyi öğrenirken, anne de annelik sürecindeki adaptasyonunu daha sağlıklı tamamlar. Eşlerin yataklarını ayırmaması, ilişkinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir.

Etiketler

CinsellikAyri yatmaÇocukla yatmaBebek olunca ayrı yatan eşlerBebeğin anneyle yatması dorğumudur

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Selin Karabulut

Uzm. Psk. Selin Karabulut

Uzm. Psk. Selin Karabulut İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünde (2004) eğitimini tamamlayan Selin Karabulut, yüksek lisansını 2013 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesinde tamamlamıştır. Bitirme tezini “Çift terapisine başvuran evli çiftlerin anne – baba tutumlarının, evlilik doyumu üzerine etkisi” üzerine yapan Karabulut, “Aile ve Çift Terapisi” alanında 7 yıllık, uluslararası sertifikalı  700 saatlik eğitimini almış ve bu alanda uzmanlaşmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.