Ruh Sağlığımızı ve Profesyonel Destek Sistemlerimizi Neden İhmal Etmemeliyiz?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Erol Köse’nin Vefatı ve Kronik Hastalıkların Psikolojik Boyutu
Ünlü müzik yapımcısı, eski şarkıcı ve tıp doktoru Erol Köse’nin 23 Mart 2026 tarihinde İstanbul Sarıyer’deki rezidansının 16. katından düşerek hayatını kaybetmesi hepimizi derinden sarsmıştır. 61 yaşındaki Köse’nin vefatı, sadece sanat dünyasını değil, toplumun her kesimini ruh sağlığı ve kronik hastalıklar üzerine düşünmeye sevk etmelidir. Olayla ilgili savcılık soruşturması; güvenlik kamerası görüntüleri, olay yeri incelemeleri ve geride bıraktığı not ışığında titizlikle devam etmektedir.
Erol Köse’nin bıraktığı notta, uzun süredir mücadele ettiği ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) hastalığı nedeniyle “mecburdum” ifadesini kullandığı ve kedisine iyi bakılmasını vasiyet ettiği öğrenilmiştir. Bu trajik olay, kronik ve ilerleyici hastalıkların birey üzerindeki ağır psikolojik yükünü bir kez daha gündeme taşımıştır. Psikoterapist Dr. Ekrem Çulfa olarak, bu tür kayıpların toplumsal bir farkındalık yaratması ve benzer acıların önlenmesi adına dersler içermesi gerektiğine inanıyorum.
1. Kronik Hastalıkların Ruhsal Yükü ve İzolasyon Tehlikesi
ALS gibi nörodejeneratif hastalıklar, kas kontrolünün kaybıyla bireyi fiziksel olarak kısıtlarken, asıl yıkıcı etkiyi umutsuzluk, kaygı ve depresyon üzerinden gösterir. Erol Köse’nin son üç aydır evden çıkmadığı bilgisi, sosyal izolasyonun ruh sağlığı üzerindeki tehlikeli etkilerini kanıtlar niteliktedir.
Bilimsel veriler, kronik hastalıklarla mücadele eden bireylerin ruhsal durumuna dair çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır:
| Durum | İstatistiksel Veri |
|---|---|
| Kronik Hastalarda Majör Depresyon Oranı | %30 - %50 |
| Güçlü Sosyal Desteğin İntihar Riskini Azaltma Oranı | %40 - %60 |
| Temel Psikolojik Belirtiler | Öfke, Suçluluk, Gelecek Kaygısı |
Ders: Hastalık teşhisi konulduğu andan itibaren tıbbi tedaviye ek olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) gibi psikolojik destek süreçleri başlatılmalıdır.
2. Yardım İstemek Bir Zayıflık Değil, Güç Göstergesidir
Toplumda başarılı ve saygın bir konuma sahip bireyler, genellikle her zorluğu tek başına göğüslemeleri gerektiği yanılgısına düşebilirler. Erol Köse’nin notundaki “sorumluluk benim” ifadesi, pek çok hastada görülen “kimseye yük olmama” duygusunun bir yansımasıdır. Oysa psikoterapi biliminde yardım istemek, bireyin kendi sınırlarını tanıdığını gösteren bir güç belirtisidir.
- Aile, arkadaşlar ve profesyonel destek grupları bu süreçte hayati önem taşır.
- Yakınlarla duygusal paylaşımda bulunmak, ruhsal yükü hafifletir.
- “Ben iyiyim” maskesi yerine dürüstçe yardım talep etmek hayat kurtarıcı olabilir.
3. Sosyal Destek Sistemlerinin Koruyucu Gücü
Erol Köse’nin son döneminde yalnız yaşaması, sosyal destek sistemlerinin eksikliğinin ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Araştırmalar, güçlü bir aile ve dost çevresinin intihar riskini belirgin oranda azalttığını kanıtlamaktadır. Eş, çocuk ve kardeşlerin sürece dahil olması, hastalığı bireysel bir sorun olmaktan çıkarıp ortak bir mücadeleye dönüştürür.
Aile danışmanlığı ve çift terapisi, hastalık sürecinde empatiyi artırarak hastanın kendisini bir “yük” olarak görmesini engeller. Unutulmamalıdır ki; hastalık sadece bireyi değil, tüm aile dinamiklerini etkileyen bir süreçtir.
4. Toplumsal Farkındalık ve Önyargısız Yaklaşım
Medya ve toplumda yer alan spekülasyonlar, intihar şüphesi taşıyan olayları bir “tercih” gibi yansıtmaktadır. Ancak bu durum genellikle kontrol edilemeyen bir psikolojik çöküşün sonucudur. ALS hastalarının yaşadığı derin çaresizliği anlamadan yapılan yargılamalar, benzer durumdaki diğer bireyleri daha fazla umutsuzluğa sürükleyebilir.
Toplum olarak şu adımları atmalıyız:
- Ruh sağlığı hizmetlerini herkes için erişilebilir kılmak.
- Kronik hastalık sigortalarının psikolojik desteği de kapsamasını sağlamak.
- Ruhsal sorunları ve intihar konusunu bir tabu olmaktan çıkarmak.
Sonuç: Profesyonel Destek ve Umudu Korumak
Erol Köse’ye Allah’tan rahmet; ailesine ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum. Bu acı kayıp, bizlere psikoterapi, ilaç tedavisi ve sosyal desteğin bir arada kullanılmasının önemini hatırlatmalıdır. En ağır hastalıklarda bile anlamlı bir yaşam sürdürmek mümkündür. Eğer siz veya bir yakınınız umutsuzluk, yalnızlık veya kronik bir hastalıkla mücadele ediyorsanız, lütfen profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.
Psikoterapist Dr. Ekrem Çulfa
Aile, Evlilik ve Çift Danışmanı
Not: Bu içerik, kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda hazırlanmış olup tıbbi tavsiye niteliği taşımamaktadır. Profesyonel yardım için uzmanlara başvurunuz.








