Doktorsitesi.com

Ruh Sağlığımızı ve Profesyonel Destek Sistemlerimizi Neden İhmal Etmemeliyiz?

Aile Danışmanı Ekrem Çulfa
Aile Danışmanı Ekrem Çulfa
27 Mart 20266 görüntülenme
Randevu Al
Ruh sağlığı, insanın sahip olduğu en değerli varlıklardan biridir ve zor zamanlarda destek almak bir zayıflık değil, yaşamı koruyan en önemli güçlerden biridir.
Ruh Sağlığımızı ve Profesyonel Destek Sistemlerimizi Neden İhmal Etmemeliyiz?

Ruh Sağlığımızı ve Profesyonel Destek Sistemlerimizi Neden İhmal Etmemeliyiz? 

Saygıdeğer okurlarım, takipçilerim ve danışanlarım

Ünlü müzik yapımcısı, eski şarkıcı ve tıp doktoru Erol Köse’nin 23 Mart 2026 tarihinde İstanbul Sarıyer’deki rezidansının 16. katından düşerek hayatını kaybetmesi, hepimizi derinden üzmüştür. 61 yaşındaki Köse’nin vefatı, yalnızca sanat ve müzik dünyasını değil, toplum olarak hepimizi düşündürmelidir. Olay yeri incelemesi, güvenlik kamerası görüntüleri ve geride bıraktığı notla birlikte savcılık soruşturması devam etmektedir.

Geriye bıraktığı notta, uzun süredir mücadele ettiği ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) hastalığından bahsederek “mecburdum” ifadesini kullandığı ve kedisine iyi bakılmasını istediği öğrenilmiştir. Bu acı olay, kronik ve ilerleyici hastalıkların psikolojik yükünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ben, Psikoterapist Dr. Ekrem Çulfa olarak, bu tür trajik kayıpları sadece haber olarak geçiştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Her ölüm, özellikle intihar şüphesi taşıyanlar, geride kalanlara ve topluma önemli dersler bırakır.

Erol Köse’nin hayatı ve ölümü üzerinden, özellikle kronik hastalıklarla mücadele eden bireyler, onların yakınları ve ruh sağlığı konusunda farkındalık yaratmak isteyen herkes için ders verici bir bakış açısı sunmak istiyorum.

1. Kronik Hastalıklar Yalnızca Bedensel Değil, Ruhsal Bir Yük Taşır
ALS gibi nörodejeneratif hastalıklar, kas kontrolünü giderek kaybederek bireyi fiziksel olarak bağımlı hale getirir. Ancak asıl tehlike, bu fiziksel kayıpların beraberinde getirdiği umutsuzluk, kaygı ve depresyondur. Erol Köse’nin yaklaşık 3 aydır evden çıkmadığı ve sağlık sorunlarıyla baş başa kaldığı bilgisi, izolasyonun ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor. Bilimsel literatürde, kronik hastaların %30-50’sinde majör depresyon görüldüğü bilinmektedir. Bu depresyon, “Neden ben?” sorusunu, öfkeyi, suçluluk duygusunu ve geleceğe dair umutsuzluğu tetikler. Ders: Hastalık teşhisi konar konmaz, sadece tıbbi tedaviye değil, psikolojik desteğe de hemen başlanmalıdır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve kabul odaklı yaklaşımlar, hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır.

2. Yardım İstemek Zayıflık Değil, Güç Göstergesidir
Erol Köse gibi toplumda saygın bir konuma sahip, başarılı bir insan bile yalnız kalabiliyor. Magazin dünyasının rekabeti, kişisel kayıplar (boşanma, sağlık sorunları) ve toplumsal baskı, bireyi “her şeyi tek başına halletmeliyim” yanılgısına sürükleyebilir. Oysa psikoterapi biliminin en temel ilkesi şudur: Güçlü olmak, yardım istemekten korkmamaktır. Aile, arkadaşlar, terapist ve destek grupları olmadan kronik hastalıkla baş etmek neredeyse imkânsızdır. Erol Köse’nin geride bıraktığı nottaki “sorumluluk benim” ifadesi, birçok hastada görülen “kimseye yük olmak istemiyorum” duygusunu yansıtmaktadır. Halbuki yakınlarınıza yük olmak değil, onlarla paylaşmak, hem sizin hem onların ruhsal yükünü hafifletir. Ders: “Ben iyiyim” demek yerine “Bugün zor bir günüm, konuşabilir miyiz?” diyebilmek hayat kurtarır.

3. Aile ve Sosyal Destek Sistemi, En Güçlü İlaçtır
Erol Köse’nin iki evlilik yapmış, bir çocuk babası olduğu ve son dönemde yalnız yaşadığı biliniyor. Kronik hastalıklarda eş, çocuk, kardeş ve dostların rolü kritik öneme sahiptir. Araştırmalar, güçlü sosyal desteğin intihar riskini %40-60 oranında azalttığını göstermektedir. Aile içi iletişim, empati ve pratik yardım (ev işleri, tıbbi randevular, duygusal paylaşım) olmadan hasta, kendini “yük” olarak görmeye başlar. Benim 30 yılı aşkın psikoterapi deneyimimde gördüm ki, çift ve aile terapisi, hastalık sürecini “biz birlikte mücadele ediyoruz” haline dönüştürebiliyor. Ders: Hastalık sadece bireyin değil, ailenin ortak mücadelesidir. Erken dönemde aile danışmanlığına başvurun.

4. Toplum Olarak Farkındalık ve Önyargısız Destek Geliştirmeliyiz
Medyada Erol Köse’nin ölümüyle ilgili spekülasyonlar, suçlamalar ve yargılamalar maalesef arttı. Oysa intihar, bir “tercih” değil, çoğu zaman kontrol edilemeyen psikolojik bir çöküştür. ALS hastalarının yaşadığı acı, yalnızlık ve çaresizlik duygusunu anlamadan yorum yapmak, başka hastaları da daha derin umutsuzluğa sürükleyebilir. Toplum olarak ders almalıyız: Ruh sağlığı hizmetlerini erişilebilir kılmak, kronik hastalık sigortalarını psikolojik desteği de kapsayacak şekilde genişletmek ve “intihar” konusunu tabu olmaktan çıkarmak zorundayız. Herkesin bir “kedi”si, bir yakını, bir hayali vardır; bunları korumak için erken müdahale şarttır.

Sonuç: Umudu ve Profesyonel Desteği Hiçbir Zaman Bırakmayalım
Erol Köse’ye Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum. Onun ölümü, bize şunu hatırlatmalıdır: Hayat ne kadar zor olursa olsun, her zaman bir çıkış yolu vardır. Psikoterapi, ilaç tedavisi, sosyal destek ve maneviyat bir arada kullanıldığında, en ağır hastalıklarda bile anlamlı bir yaşam sürdürülebilir. Eğer siz veya bir yakınınız kronik hastalık, depresyon, yalnızlık veya umutsuzluk yaşıyorsa lütfen gecikmeden yardım alın. Ben ve meslektaşlarım buradayız. Ruh sağlığınız en değerli varlığınız olsun.

Psikoterapist Dr. Ekrem Çulfa Aile, Evlilik ve Çift Danışmanı  

Not: Bu yazı, Erol Köse’nin vefatıyla ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilere dayanarak hazırlanmıştır. Herhangi bir tıbbi tavsiye niteliği taşımamaktadır. Profesyonel yardım için lütfen uzmanlara başvurunuz.

 

Etiketler

Çift terapisiErgenlikte sosyal fobiHiperaktif çocuklarTerapi ruh sağlığıÇocuk psikoloğuAile terapisi tam olarak ne demektirİnsanlar neden intihar eder?üsküdar psikologprof dr ekrem çulfa videotavsiye edilen psikologlartavsiye edilen pedagoglarekrem çulfa randevuyorumlartavsiye edilen çift terapistleri

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Ekrem Çulfa

Aile Danışmanı Ekrem Çulfa

1981 Yılında Afyon Şuhut İsali köyü ilkokulundan dereceyle mezun oldum. Daha sonra Kocaeli Gölcük Ortaokulunu 1. ci olarak tamamladıktan sonra 1987 yılında İzmit Lisesini bitirdim. 1993 yılında ODTÜ Eğitim Fakültesinden başarıyla mezun olduktan sonra 1993-1998 yılllarında Özbekistanda Pedagoji & Matematik Fakültelerinde Doktora yaptım. 1998-2001 yıllarında Kırgızistanda Uluslararası ve Ulusal Üniversitelerde Dekan, Rektör Vekili, Bölüm başkanı, Doçent ve Prof olarak çalıştım. Daha sonra 2001-2005 yıllarında Uluslararası Türkmen Türk Üniversitesinde Rektör danışmanı, Bölüm başkanı,Araştırma Merkezi Müdürü olarak çalıştım. Daha sonra 724 Psikolojik Pedagojik Danışmanlık Merkezini bir çok akademisyen, eğitimci, yaşam koçu, psikolog, pedagog ve psikiyatrist arkadaşımla beraber kurdum. 2005-2011 yılları arasında İstanbuldaki Üniversitelerde ders anlaşmalı öğretim üyeliği yaptım. 2008 yılında devam etmekte olan  Pedagoji-Psikoloji doktoramı bitirdim. Uzun yıllardır özel olarak öğrenci koçluğu, yaşam koçluğu, eğitim koçluğu, kariyer koçluğu, aile koçluğu ve psikolojik-pedagojik danışmanlık yapmaktayım. Mylife My Life Psikoloji ve Danışmanlık Merkezi'nde Pazar günleri dahil danışan kabul etmekteyim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.