Anksiyete bozukluklarında uyku sorunları, uyku kalitesinin azalması, anormal kısa ya da uzun uyku süresi veya gecenin herhangi bir döneminde uykuya geri dönme zorluğu olarak karakterizedir. Anksiyete bozukluğu olanlarda ortalama %40 oranında uyku bozuklukları görülmektedir.

İnsomnia (uykusuzluk) en sık rastlanan uyku sorunudur. Major depresyon, anksiyete bozuklukları ve madde bağımlılığı sendromlarını içeren çeşitli psikopatolojiler olduğunda daha fazla görülmektedir. İnsonnia anksiyeteden önce, aynı zamanda veya anksiyete bozukluğunun başlamasından sonra ortaya çıkabilir.

Uykusuz kalmanın anksiyete bozukluklarının gelişimine zemin oluşturduğu gösterilmiştir. Çocukluk ve ergenlikteki uyku sorunlarının gelecekte anksiyete semptomlarının ortaya çıkması ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Ruminasyon, sıkıntıya verilen bir cevaptır, tekrarlayıcı olarak sıkıntının semptomlarına, olası neden ve sonuçlarına odaklanır. Ruminasyon uykunun en önemli düşmanıdır. Ruminasyon ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Anksiyete duyarlılığı, kişinin anksiyete ilişkili duyumlarına dayanan bunların zarar verici olacağı inancıyla ilişkili aşırı korkudur. Özellikle kişinin içsel duyumları ve anksiyete belirtilerine verilen korkulu yanıtları kaynak alır. Yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozuklukta, beklendiği gibi, yüksek düzeyde anksiyete duyarlılığı mevcuttur. Anksiyete duyarlılığı ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Bu yüzden bu grup hastalarda uykuya dalmak güçleşmektedir. Bunun yanında uyuyup kesilince uykuya geri dönmeyi zorlaştırır.

Panik Bozukluğu olan hastalarda bozulmuş uykuyla ilgili başka bir neden artmış kortizol düzeyidir. Artmış kortizol düzeyinin insomniaya neden olduğu düşünülmektedir.

Panik hastalarının, anksiyetesi olmayanlara göre uyku boyunca daha fazla hareket ettiği gösterilmiştir.

Panik bozukluğu sıklıkla agorafobi ile birlikte seyreder ve agorafobisi olan panik hastaları olmayan hastalara göre daha kötü prognoza sahiptir.

Panik Bozukluğunda uyku çalışmalarında uykuya dalma süresinde uzama, uyku etkinliğinde azalma, uyanıklık sayısında artış olduğu görülmüştür. Ayrıca uykuda hareket zamanında azalma ve dönem 2 uykusu sırasında beden hareketlerinde artış, saptanan diğer bulgulardır.

Panik bozukluğu tedavisi sırasında kullanılan ilaçlar uykuyu bozabilir. Bu durumda uykuya olumlu etki edecek ilaçları başlangıç tedavisinde seçmeye çalışmaktayız.

Noktürnal Panik Ataklar ve Uyku

Uyku sırasında meydana gelen panik ataklarla karakterize duruma noktürnal panik demekteyiz. Uyku terörü, uyku apnesi, kabus, uyku paralizisi gibi diğer uyku bozuklukları ile klinik ve elektrofiyolojik açıdan ayırıcı tanı yapılmalıdır. Noktürnal panik atak varlığı hem yüksek oranda depresyon riski hem de beraberinde artmış intihar davranışı ile ilişkili olduğu öne sürülmüştür.

Yapılan çalışmalarda noktürnal panik atağı olan hastaların bir kısmında ataklar genellikle NREM uykunun evre 2’de evre 3’e geçişe yakın olduğu dönemde başladığını göstermiştir. Hastalarımız nokturnal panik nöbetleri klasik panik nöbetlere göre daha ızdırap verici olduğunu tariflemişlerdir. Noktürnal panik atağı olan hastalar her zaman yaşadıkları olayı hatırlarlar.

Panik bozukluk hastalarının noktürnal panik ataklarının varlığı hastalığın şiddetini arttırabilmektedir. Noktürnal panik ataklar uyku sorunlarını başlatır çünkü uykuyu bozan doğaları vardır ama aynı zamanda beklenti anksiyetesi, nöbet gelecek gerekçesi ile uyumak istememe, uykudan kaçınma ve sonuç olarak uykusuzluk anksiyeteyi alevlendirebilir.

Panik ve anksiyete bozukluğu olan hastalarda uyku gibi tüm fizyolojik değişiklikler değerlendirilmeli ve tedavi sürecinde dikkate alınmalıdır.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!