Doktorsitesi.com

Öpüşmek kısırlık yapabilir Kimi öptüğünüze dikkat edin

Op. Dr. Betül Kalay
Op. Dr. Betül Kalay
24 Temmuz 2017976 görüntülenme
Randevu Al
Öpüşmek kısırlık yapabilir Kimi öptüğünüze dikkat edin
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Açıklanamayan Kısırlık ve HHV-6A Virüsü Arasındaki Bağlantı

Alkol tüketimi, kafein alımı ve yetersiz beslenmenin üreme kapasitesini azalttığı tıp dünyasında uzun süredir bilinen bir gerçektir. Ancak son bilimsel araştırmalar, açıklanamayan kısırlık vakaları ile öpüşme yoluyla bulaşan bir virüs arasında doğrudan bir ilişki olduğunu saptamıştır. Bu keşif, kısırlık teşhis ve tedavi süreçlerinde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır.

İtalya'daki Ferrara Üniversitesi bünyesinde görev yapan bir grup araştırmacı, açıklanamayan kısırlık tanısı alan kadınlar üzerinde kapsamlı bir inceleme gerçekleştirmiştir. Yapılan muayeneler sonucunda, bu kadınların %43'ünün bir Herpes virüsü tipi olan HHV-6A ile enfekte olduğu tespit edilmiştir. Dikkat çekici olan nokta ise, bu virüsün üreme potansiyeli normal olan kadınların hiçbirinde saptanmamış olmasıdır.

HHV-6A Virüsünün Üreme Sistemi Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Açıklanamayan kısırlık olgularının yaklaşık dörtte biri, kesin bir teşhis konulamadığı için panikle farklı ve maliyetli çözüm yollarına yönelmektedir. Ancak HHV-6A virüsü, vücutta biyokimyasal dengeleri bozarak üremeyi doğrudan etkilemektedir. Virüsle enfekte olan kadınlarda saptanan temel anomaliler şunlardır:

  • Anormal Sitokin Seviyeleri: Hücreler arası etkileşimi sağlayan ve yumurtanın döllenmesi ile fetal gelişimde kritik rol oynayan sitokin proteinleri, enfekte bireylerde dengesizleşmektedir.
  • Yüksek Östradiol Hormonu: Normal şartlarda adet döngüsü boyunca dalgalanmalar göstermesi gereken östradiol hormonu, virüs taşıyan kadınlarda sürekli yüksek seviyelerde seyretmektedir.

Virüsün Bulaşma Yolları ve Teşhis Zorlukları

HHV-6A virüsünün gerçek yaygınlığını belirlemek oldukça güçtür; çünkü virüs kanda ve tükürükte her zaman belirgin bir şekilde saptanamayabilir. Bununla birlikte, virüsün tükürük bezlerinde çoğaldığı ve bilimsel araştırmaların da desteklediği üzere öpüşme yoluyla aktarıldığı bilinmektedir. Eğer bu bulgular geniş çaplı testlerle doğrulanırsa, kısırlık sorunu yaşayan büyük bir kadın grubu, hedefe yönelik tedavilerle normal üreme potansiyeline kavuşabilecektir.

HHV-6 Nedir? Belirtileri ve Riskleri Nelerdir?

HHV-6A ve HHV-6B, insan herpes virüsleri ailesine mensup iki yakın akraba virüstür. Toplumun büyük bir kısmı bu virüslerle henüz iki yaşını doldurmadan tanışmaktadır. Bebeklik döneminde geçirilen enfeksiyonlar genellikle şu semptomlarla karakterize edilir:

  1. Yüksek ateş ve ishal
  2. Roseola (altıncı hastalık) olarak bilinen deri döküntüleri
  3. Nadiren gelişen febril nöbetler ve ensefalit (beyin iltihabı)

Virüsün Yeniden Aktivasyonu ve Kronik Riskler

Diğer herpes türlerinde olduğu gibi, HHV-6 virüsü de vücuda bir kez girdikten sonra hayat boyu kalıcılık gösterir. İlerleyen yaşlarda virüs; beyin, kalp, böbrekler ve mide-bağırsak sistemi gibi hayati organlarda yeniden aktive olabilir.

Son dönemde yayınlanan çalışmalar, virüsün yeniden aktif hale gelmesinin kronik nörolojik bozukluklara, sara nöbetlerine ve ciddi bilişsel hasarlara yol açabileceğini göstermektedir. Bazı vakalarda bu durum kalıcı özre, hatta hayati tehlikeye neden olabilecek kadar ileri gidebilmektedir.

Etiketler

KısırlıkÖpüşme yoluyla kısırlıkHhv-6 virüsü

Yazar Hakkında

Op. Dr. Betül Kalay

Op. Dr. Betül Kalay

Op. Dr. Betül Kalay, 12 Ağustos 1966 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerinin ardından 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1988 yılında dönem ikinciliği başarısıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaparak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.