OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Çocuklarda Davranış Problemleri ve Erken Teşhisin Önemi
Davranış problemleri, bireyin hem kendisi hem de çevresi için zorluk teşkil edebilecek durumlar olarak tanımlanmaktadır. Okul öncesi dönemde gözlemlenen bu problemlerin yaklaşık yarısı, müdahale edilmediği takdirde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam etme eğilimi göstermektedir. Bu durum, çocukların büyük bir kısmında problemin kalıcı hale gelme riskini artırmaktadır.
Okul öncesi eğitim kurumlarında karşılaşılan davranış sorunları, öğretmenlerin sınıf yönetimini zorlaştırarak eğitim süreçlerinin aksamasına neden olmaktadır (Al-Sahel, 2006). Ayrıca, bu tür problemler yaşayan çocuklar sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya kalabilmekte ve akranlarından edinebilecekleri kritik sosyal becerilerden mahrum kalabilmektedirler.
Bir Davranışın Bozukluk Olarak Tanımlanma Ölçütleri
Her olumsuz belirti doğrudan bir bozukluk olarak nitelendirilmemelidir. Bir durumun davranış bozukluğu sayılabilmesi için çocuğun gelişim dönemi, belirtilerin sıklığı ve şiddeti titizlikle incelenmelidir. Özellikle dış baskılara bağlı gelişen ve geçici olan durumlar problem kapsamında değerlendirilmez. Davranış bozuklukları genellikle çocuğun ruhsal ve bedensel iç çatışmalarını dışa vurmasıyla ortaya çıkar.
Bir davranışın bozukluk kategorisine girmesi için şu dört temel ölçüt esas alınır:
- Yaşa Uygunluk: Her gelişim evresinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin; 2 yaşındaki bir çocuğun hareketli ve inatçı olması gelişimsel bir süreçken, 11-14 yaşlarındaki bir çocukta görülen yalan söyleme davranışı normalden sapan bir durumdur.
- Yoğunluk: Davranışın şiddeti belirleyicidir. 5 yaşındaki bir çocuğun öfkelenmesi doğal kabul edilebilirken, bu öfkenin başkalarına fiziksel zarar verme boyutuna ulaşması bir bozukluk göstergesidir.
- Süreklilik: Belirli bir olumsuz davranışın ısrarlı bir şekilde ve uzun süre devam etmesi durumudur.
- Cinsel Rol Beklentileri: Toplumsal beklentiler doğrultusunda, kız çocuklarının erkek çocuklarına benzer aşırı saldırgan davranışlar sergilemesi normalden sapan davranış olarak değerlendirilebilir.
Davranış Bozukluklarının Temel Nedenleri
Çocuklarda görülen davranış bozukluklarının kökeninde genellikle dört ana motivasyon yatmaktadır:
- Dikkat Çekme İsteği: Yeterli sevgi ve ilgi görmeyen çocuk, fark edilmek için olumsuz davranışlara yönelebilir.
- Ebeveynlere Karşı Güç Kazanma: Çocuğun otoriteye karşı kendi varlığını kanıtlama çabasıdır.
- İntikam Alma İsteği: Özellikle baskıcı tutum ve fiziksel şiddete maruz kalan çocuklar, ebeveynlerine karşı duydukları öfkeyi bu şekilde dışa vururlar.
- Yetersizlik ve Özgüven Eksikliği: Aşırı koruyucu ebeveyn tutumu, çocuğun bağımlı bir kişilik geliştirmesine ve duygusal olarak çabuk kırılmasına neden olarak davranış bozukluklarını tetikler.
Sık Karşılaşılan Davranış Bozuklukları ve Baş Etme Yolları
1. Altını Islatma (Enürezis)
Nedenleri: Sinir-kas kontrolündeki gelişimsel gecikmeler, genetik yatkınlık, böbrek sorunları veya kıskançlık, korku, kaygı gibi ruhsal etkenler bu duruma yol açabilir.
Çözüm Yolları: Öncelikle tıbbi bir muayene yapılmalıdır. Aileler bunun çocuğun hatası olmadığını kabul etmeli, sabırlı ve destekleyici bir tutum sergilemelidir. Ceza ve kötü sözden kaçınılmalı, çocuk temizlik alışkanlığı konusunda teşvik edilmelidir.
2. Okul Korkusu
Nedenleri: Temelinde "anneden ayrılma korkusu" yatar. Boşanma, yeni kardeş, taşınma veya kayıp gibi stresli olaylar bu korkuyu tetikler.
Çözüm Yolları: Çocuğun bağımsızlaşması için arkadaş ortamları oluşturulmalıdır. Aile ve okul iş birliği yaparak çocuğun kararlı bir şekilde okula devamı sağlanmalıdır. Çocuk, korkusuna rağmen okula gittiğinde ödüllendirilmelidir.
3. Saldırganlık
Nedenleri: Aile içi şiddet, aşırı kısıtlayıcı veya güvensiz yetiştirilme tarzı ve medyadaki şiddet içerikleri saldırganlığı artırır (Kılıç, 2007).
Çözüm Yolları: Saldırgan davranışın yerine olumlu bir davranış konulmalıdır. Çocuğun yeteneklerine uygun sosyal alanlar yaratılmalı ve okul ortamında yetişkin denetimi artırılmalıdır.
4. İçe Kapanıklık
Nedenleri: Güvensizlik hissi ve yeni durumlara uyum sağlama zorluğu temel nedenlerdir (Sezer, 2004).
Çözüm Yolları: Çocuğun özgüveni güçlendirilmeli, duygularını ifade etmesi için sık sık söz hakkı tanınmalıdır. Sosyal ortamlara girmesi desteklenmeli ve olduğu gibi kabul edilerek sevgi gösterilmelidir.
5. İnatçılık
Nedenleri: Ebeveynin tuvalet veya yemek konusundaki katı tutumu ve kardeşler arası ayrımcılık inatçılığı tetikler (Ataman, 2000).
Çözüm Yolları: Çocukla inatlaşmaktan kaçınılmalı, ona isteklerini ertelemeyi ve etkili iletişim kurmayı öğreten bir yaklaşım benimsenmelidir.
6. Hırsızlık (Kleptomani)
Nedenleri: Mülkiyet kavramının gelişmemesi veya çocuğun özel eşyalarına saygı duyulmaması (izinsiz alınması) bu duruma neden olabilir (Öztürk, 2002).
Çözüm Yolları: Çocuğa mülkiyet hakları ve ödünç alma kavramı öğretilmelidir. Yetişkinler model olmalı ve çocuğun kendine ait eşyalarına saygı gösterilmelidir.
7. Yalan Söyleme
İki tür yalan vardır: Bencilce bir amaç güden bilerek söylenen yalanlar ve hayal dünyasının etkisiyle söylenen patolojik yalanlar.
| Nedenler | Baş Etme Yolları |
|---|---|
| Ceza korkusu ve baskı | Beklentiler çocuğun kapasitesine göre ayarlanmalıdır. |
| Statü kaybetme endişesi | Korku, bir eğitim aracı olarak kullanılmamalıdır. |
| Ahlak bilincinin yetersizliği | Yalanlara verilen tepkiler yapıcı olmalıdır. |
Sonuç olarak, çocuklarda görülen bu problemlerin çözümünde korku ve baskıdan uzak, güvene dayalı bir eğitim modeli benimsenmelidir.


