Doktorsitesi.com

OBSESİF – KOMPÜLSİF BOZUKLUK (OKB) VE TEDAVİSİ

Klinik Psikolog Nurullah Sarı
Klinik Psikolog Nurullah Sarı
1 Ağustos 2020345 görüntülenme
Randevu Al
OBSESİF – KOMPÜLSİF BOZUKLUK (OKB) VE TEDAVİSİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif-kompülsif bozukluk (OKB), bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde kısıtlayan, iki temel özellikle karakterize edilen bir kaygılanım bozukluğudur. Bu rahatsızlığın ilk boyutu, zihinden uzaklaştırılamayan saplantılı düşünceler (obsesyonlar); ikinci boyutu ise bireyin kendini durduramadığı zorlantılı davranışlardır (kompülsiyonlar). OKB, sadece basit bir evham değil, kişinin günlük işlevselliğini bozan ciddi bir klinik durumdur.

Obsesyon ve Kompülsiyon Kavramları

Obsesyon, bireylerin zihinlerinde sürekli tekrar eden, istemsizce oluşan imajinasyon ve düşüncelere verilen isimdir. Kompülsiyon ise bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı hafifletmek amacıyla sergilenen, kontrol edilemeyen tekrarlayıcı davranışlardır. Bu döngü, bireyin zamanının büyük bir kısmını çalmaktadır. Yaygın görülen obsesyon ve kompülsiyon örnekleri şunlardır:

  • Temizlik Saplantısı: Aslında temiz olduğu bilinen bir nesneye dokunulduğunda elin kirlendiği düşüncesi ve buna bağlı olarak defalarca el yıkama davranışı.
  • Kontrol Ritüelleri: Tüp gazını, kapıları veya pencereleri sürekli olarak kontrol etme ihtiyacı.
  • Dini ve Ahlaki Takıntılar: Abdest alırken akla gelen uygunsuz düşünceler nedeniyle belirli duaları tekrar tekrar okuma zorunluluğu.
  • İstemsiz Düşünceler: Camide soyunmak veya sevilen birine zarar vermek gibi kişinin değer yargılarıyla çatışan uç düşünceler.

Gündelik Alışkanlıklar ile OKB Arasındaki Farklar

Her birey zaman zaman "Musluğu açık mı bıraktım?" gibi düşüncelere kapılabilir veya sınavlara uğurlu bir kalemle girmek gibi ritüeller sergileyebilir. Ancak OKB tanısı alan kişilerde bu durum, günlük yaşamı felç edecek düzeydedir. Örneğin, musluğun kapalı olduğunu kontrol etmesine rağmen emin olamayıp defalarca eve dönen bir kişi, en sonunda sokağa çıkamaz, işine veya okuluna gidemez hale gelir.

Bu bireyler, zihinlerinden geçenlerin mantık dışı olduğunun farkındadırlar ve bu durumdan dolayı derin bir utanç hissederler. Fakat bu düşünceleri ihmal edemedikleri için, yaşamlarını obsesyonlarının ve zorunlu eylemlerinin kontrolü altında sürdürmek zorunda kalırlar.

Obsesif Kompülsif Bozukluğun Nedenleri

OKB'nin ortaya çıkmasında tek bir nedenden ziyade biyolojik ve psikolojik faktörlerin kombinasyonu etkilidir. Yapılan araştırmalar ve klinik gözlemler sonucunda öne çıkan nedenler şunlardır:

  1. Mükemmeliyetçi Yapı: Kişinin kendine yönelik çok yüksek standartlar belirlemesi ve bunlara ulaşamadığında yoğun suçluluk hissetmesi.
  2. Ebeveyn Tutumları: Mükemmeliyetçi ebeveynler tarafından yetiştirilmek, çocukta ciddi bir performans kaygısı oluşturabilir.
  3. Belirsizliğe Tahammülsüzlük: Bu kişilerin belirsiz durumlarda yoğun stres altında oldukları ve bu kaygıyı yönetemedikleri gözlemlenir.
  4. Genetik Faktörler: Araştırmalar, genetik aktarımın bu bozukluğun gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.
  5. Suçluluk ve Cezalandırma: Bireyler, suçluluk ve kaygı duygusundan uzaklaşmak için kendi davranışlarını sürekli kontrol ederek bir nevi kendilerini cezalandırma yoluna giderler.

OKB Tedavi Seçenekleri

Obsesif-kompülsif bozukluk tedavisinde modern tıp ve psikoloji disiplinleri birlikte hareket eder. Tedavi süreci temel olarak iki ana kolda ilerler:

Tedavi TürüUygulama Yöntemi
Farmakolojik TedaviKaygı giderici ilaçlar ve beyindeki serotonin miktarını artıran ilaçların kullanımı.
Psikoterapiİşlevsel olmayan duygu ve düşüncelerin, sağlıklı olanlarla değiştirilmesi süreci.

Psikoterapötik Yaklaşımlar ve Kritik Uyarılar

Tedavi sürecinde, özellikle obsesyona neden olan durumlara bireyi kontrollü şekilde maruz bırakmak etkili bir yöntemdir. Ancak, psikodinamik yaklaşımların eşlik eden kişilik bozukluklarında kullanılması daha verimli sonuçlar verebilir.

Uzmanların dikkat etmesi gereken en kritik nokta, altta yatan nedenler ve travmalar stabilize edilmeden takıntıların doğrudan ortadan kaldırılmaya çalışılmamasıdır. Bu tür müdahaleler kişinin psikolojik olarak dağılmasına neden olabilir. Ayrıca, tedavi edilmeyen ilerlemiş obsesyonların 40'lı yaşlardan itibaren paranoyaya evrilme riski bulunmaktadır. Bu hastalığın sosyal öğrenme ve genetik yolla nesiller boyu devam edebileceği unutulmamalı, mutlaka profesyonel psikoterapi desteği alınmalıdır.

Etiketler

Obsesif kompülsifObsesif kompulsif bozukluk tedavisiOkbTakıntılarÇankırısafranbolu psikologsafranbolukarabük

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Nurullah Sarı

Klinik Psikolog Nurullah Sarı

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.