Doktorsitesi.com

OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK

Uzm. Psk. Ebru Ağdere
Uzm. Psk. Ebru Ağdere
13 Mart 2023121 görüntülenme
Randevu Al
Obsesif kompülsif bozukluk, anksiyete (kaygı) türü olan bir rahatsızlıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler nedeniyle korku ve kaygı taşırlar; bu nedenle bazı ritüelleri acilen gerçekleştirme ihtiyacına giderler. Yapılan ritüeller, anksiyeteyi geçici olarak durdurur ve kişiyi rahatlatır; fakat bu tekrarlanan ritüeller kişinin bir süre sonra günlük işlevselliğini bozar. Obsesif- kompülsif bozukluğu olan kişiler, saplantı ve takıntılarının gerçek dışı olduğunu bilirler; fakat bunu durduramazlar. Obsesyon yaşayan kişiler, sık sık belirli ortam ve durumlarda, “bulaşma oldu mu, ... kir var mı? acaba kapıyı kapattım mı? ütünün fişini çektim mi?, …ya. zarar verebilir miyim?, farkında olmadan … yapmış olabilir miyim?, bir şey düştü mü?, eksiklik var mı? ... istedim mi? .... istiyor muyum? ... kazaya yol açabilir miyim? ... tam oldu mu?, ... tam anladım mı? “ gibi düşüncelerle savaşırlar. OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) belirtileri nelerdir?
OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif kompülsif bozukluk (OKB), bir anksiyete (kaygı) türü olarak tanımlanan psikolojik bir rahatsızlıktır. Bu bozukluğa sahip bireyler, kontrol edemedikleri yinelenen ve yoğun stres yaratan düşünceler nedeniyle ciddi bir korku ve kaygı yaşarlar. Bu kaygıyı yatıştırmak amacıyla, belirli ritüelleri acilen gerçekleştirme ihtiyacı hissederler.

Uygulanan bu ritüeller, anksiyeteyi geçici olarak durdurarak kişiye kısa süreli bir rahatlama sağlar. Ancak, tekrarlanan bu döngü bir süre sonra kişinin günlük işlevselliğini ciddi şekilde bozmaya başlar. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, sahip oldukları saplantı ve takıntıların gerçek dışı olduğunun bilincindedirler; fakat bu süreci kendi başlarına durdurmakta zorlanırlar.

Obsesyon yaşayan bireyler, günlük yaşamın akışında sık sık belirli şüphelerle savaşmak zorunda kalırlar. Bu düşünceler arasında; bulaşma ve kir korkusu, kapı veya ütü gibi nesnelerin kontrolü, başkasına zarar verme endişesi, eksiklik hissi ve bir durumu tam anlayıp anlamadığına dair yoğun tereddütler yer almaktadır.

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) Belirtileri Nelerdir?

OKB belirtileri temel olarak iki ana grupta incelenir: zihinsel saplantılar olan obsesyonlar ve fiziksel veya zihinsel tekrarlar olan kompülsiyonlar. Bu belirtiler kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen unsurlardır.

Yaygın Obsesyon Belirtileri

  • Pislik veya mikrop bulaşmasından duyulan aşırı korku,
  • Başkasına zarar vermekten çekinme,
  • Şeytanca veya günahkar düşüncelere sahip olma korkusu,
  • Düzen, simetri ve kusursuzluk ihtiyacı,
  • Aşırı kuşku duyma ve sürekli bir güvence arayışı.

Yaygın Kompülsiyon Belirtileri

  • Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya elleri yıkama,
  • El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme,
  • Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sayı sayma,
  • İşleri belirli bir sayıda yapma zorunluluğu hissetme,
  • Değeri olmayan nesneleri toplama veya biriktirme,
  • Kilit ve ocak gibi eşyaları sürekli kontrol etme,
  • Nesneleri belirli bir biçimde düzenleme takıntısı,
  • Rahatsız edici kelime, görüntü veya düşüncelere takılıp kalma,
  • Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları sürekli tekrarlama.

Obsesif Kompülsif Bozukluğa Ne Neden Olur?

Bilimsel araştırmalar, obsesif-kompülsif bozukluğun ortaya çıkmasında biyolojik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynayabileceğini göstermektedir. Bu faktörler, hastalığın hem gelişiminde hem de şiddetinin artmasında etkilidir.

Faktör GrubuTemel Nedenler ve Etkiler
Biyolojik FaktörlerSerotonin dengesizliği, genetik yatkınlık ve beyin yapısındaki işlevsel değişimler.
Çevresel FaktörlerTaciz, hastalık, sevilen birinin kaybı ve yaşamdaki büyük değişiklikler.

Biyolojik ve Genetik Etkenler

Beyin, milyarlarca nöronun elektrik sinyalleriyle iletişim kurduğu karmaşık bir yapıdır. Araştırmalar, serotonin adı verilen nörotransmiter seviyesinin düşmesi ile OKB gelişimi arasında doğrudan bir bağlantı saptamıştır. Ayrıca, bu kimyasal dengesizliğin ebeveynden çocuğa geçebildiğine dair kanıtlar, hastalığın genetik temelli olabileceğini güçlendirmektedir.

Çevresel Stres Faktörleri

Bazı çevresel stres faktörleri OKB'yi tetikleyebilir veya mevcut rahatsızlığı kötüleştirebilir. Özellikle taciz, yaşamsal değişiklikler, iş veya okulla ilgili problemler ve ilişki kaygıları bu süreçte önemli rol oynar. Bu tür stres faktörleri, kişinin takıntılı düşüncelerle başa çıkma mekanizmalarını zayıflatabilir.

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) Nasıl Tedavi Edilir?

OKB kendiliğinden geçen bir rahatsızlık değildir; bu nedenle profesyonel bir yardım alınması kritik önem taşır. Günümüzde en etkili tedavi yöntemi, ilaç tedavisi ve bilişsel davranış terapisinin birlikte uygulanmasıdır.

  1. Bilişsel Davranış Terapisi: Bu yöntemde, kişinin ritüellerine neden olan gerçek dışı düşünceleri saptanır ve farkındalık kazandırılır. Düşünceler iyileştirildikten sonra, tekrarlayan davranışları azaltmak için maruz bırakma çalışmaları yürütülür.
  2. İlaç Tedavisi: Bir psikiyatri uzmanı tarafından planlanan bu süreçte, kimyasal dengenin sağlanması hedeflenir. Hasta, belirli aralıklarla hekim kontrolüne giderek ilaç takibini sürdürür.

Eğer siz de bu belirtileri yaşıyorsanız ve bu davranışlar nedeniyle gününüzün büyük bir kısmını harcıyorsanız, mutlaka bir uzmandan destek almalısınız. Unutmayın, uygun tedavi yöntemleri ile OKB’yi yenerek sağlıklı bir günlük hayata geri dönmek mümkündür.

Etiketler

Obsesif kompülsifObsesif kompulsif bozukluk tedavi yöntemleriObsesif kompulsiften kurtulmak

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Ebru Ağdere

Uzm. Psk. Ebru Ağdere

Bursa doğumludur. Liseyi Bursa Cumhuriyet Lisesi'nde (YDA) tamamlamıştır. İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji bölümünde lisans eğitimini 2007-2011 yıllarında %100 burslu olarak tamamlamıştır. Lisans eğitimi süresince Bursa Toyem Anaokulu, Metin Sabancı Rehabilitasyon Merkezi ve Uludağ Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda stajlarını gerçekleştirmiştir. Ardından 2011-2013 yılları arasında İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans Programı'nı (Tezli) tamamlamıştır. Yüksek lisans programında "Kadın Sığınma Evinde Kalan ve Kalmayan Kadınlarda Benlik Saygısı, Depresyon Düzeyi ve Psikosomatik Belirtiler: Bursa İli Örneği" başlıklı tezini bitirmiştir. Yüksek lisans eğitimi süresince İstanbul' da Soylu Özel Eğitim Merkezi'nde psikolog olarak yaklaşık bir yıl görev yapmıştır, bu sürede engelli çocuklar ve onların ailelerine psikolojik destek vermiştir, eğitimler düzenlemiştir. Daha sonra uzman psikolog olarak, Özel Bursa Medical Park Hastanesi Onkoloji Kliniği'nde
çalışmaya başlamış ve bir yıl onkoloji hastalarına ve hasta yakınlarına psikososyal destek sağlamıştır. Devamında aynı hastanede 4 yıl psikoloji polikliniğinde çocuk, ergen, yetişkin ve ailelere yönelik psikoterapi uygulamaları yapmıştır. Bu süreçte okullara, öğrencilere, ebeveynlere ve kurumlara yönelik seminerler vermiştir. 2018 yılında Mia Psikolojik Danışmanlık Merkezi'ni Uzm. Psk. Gülşah Hatipoğlu ile birlikte kurmuştur ve danışanlarına hizmet vermeye devam etmektedir.  Türk Psikologlar Derneği üyesidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.