Doktorsitesi.com

Obezite ve safra kesesi!

Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel
3 Ağustos 2016278 görüntülenme
Randevu Al
  • Obezite, safra içeriğini bozarak ve kesenin boşalmasını yavaşlatarak safra kesesi taşı oluşum riskini, özellikle kadınlarda önemli ölçüde artırmaktadır.
  • Safra kesesi taşları tedavi edilmediğinde akut kolesistit, pankreatit ve mekanik sarılık gibi hayati risk taşıyan ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir.
  • Obezite cerrahisinde tüp mide ameliyatında taş varsa müdahale edilirken, mide bypassı gibi işlemlerde safra kesesi taş varlığına bakılmaksızın rutin olarak alınmaktadır.
Obezite ve safra kesesi!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obezite ve Safra Kesesi İlişkisi

Toplumun genelinde yaklaşık %10 oranında görülen safra kesesi taşları, obezite problemi yaşayan bireylerde çok daha yüksek bir sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kadın obezlerde bu risk en üst seviyeye ulaşmaktadır. Obezitenin safra içeriğini bozması ve safra kesesinin boşalma hızını yavaşlatması, taş oluşumundaki temel mekanizmalar olarak kabul edilir.

Obezite, safra kesesi taşı hastalığına bağlı gelişebilecek klinik tablolar için en belirgin risk faktörlerinden biridir. Mevcut olan ancak belirti vermeyen (sessiz) safra kesesi taşlarının, 5 yıl içerisinde ciddi sağlık sorunlarına yol açma olasılığı %10-15 civarındadır.

Safra Kesesi Taşlarına Bağlı Gelişen Komplikasyonlar

Safra kesesinde oluşan taşlar, tedavi edilmediği takdirde hastayı acil servise yönlendirecek kadar ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu komplikasyonlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Bilier Kolik: Safra kesesi taşının kanalı geçici olarak tıkaması sonucu oluşur. Sağ üst karın bölgesinde hissedilen, sırta ve kürek kemikleri arasına vuran şiddetli, bıçak saplanması tarzında bir ağrıdır.
  • Akut Kolesistit: Taşın kanalı tamamen tıkamasıyla gelişen safra kesesi iltihabıdır. Günümüzde bu durumun standart tedavisi acil cerrahi müdahale olarak kabul edilir.
  • Akut Pankreatit: Safra taşlarının ana kanalın alt ucunu tıkamasıyla oluşan, %10 oranında hayati risk taşıyan ciddi bir pankreas iltihabıdır.
  • Mekanik Sarılık: Taşların ana safra kanalına düşerek safra akışını engellemesi durumudur. Deride sararma ve kaşıntı ile karakterize olan bu tablo, acil girişim gerektirir.

Obezite Cerrahisi ve Safra Kesesi Yönetimi

Ani ve hızlı kilo kayıpları, özellikle de obezite ameliyatları sonrasında safra kesesi taşı oluşma riski artış göstermektedir. Bu durum, cerrahi süreçte safra kesesinin yönetimi konusunu gündeme getirmektedir. Tıbbi literatürde mide küçültme ameliyatları sırasında safra kesesinin rutin olarak alınıp alınmaması hala tartışmalı bir konudur.

Tüp Mide ve Diğer Ameliyatlarda Yaklaşım

Tüp mide (Sleeve Gastrektomi) operasyonu planlanan hastalarda izlenen profesyonel yaklaşım şu aşamaları kapsar:

  1. Preoperatif Değerlendirme: Ameliyat öncesinde her hastaya mutlaka üst batın ultrasonu yapılarak karaciğer ve safra kesesi detaylıca incelenir.
  2. Eş Zamanlı Müdahale: Ultrasonda taş saptanan hastalarda, şişmanlık cerrahisi ile aynı seansta safra kesesi de çıkartılır.
  3. İlaç Tedavisi: Rutin olarak safra kesesi alınmayan ancak ameliyat sonrası kontrollerde safra çamuru saptanan hastalarda, taş oluşum riskini azaltmak için ursodeoxycolic asit içerikli ilaçlar kullanılır.
Ameliyat TürüSafra Kesesi Yaklaşımı
Tüp MideTaş varsa alınır, yoksa takip edilir.
Mide Bypass / Duodenal SwitchTaş olup olmadığına bakılmaksızın rutin olarak alınır.

Mide bypass'ı veya duodenal switch gibi daha kompleks operasyonlarda ise, anatomik değişiklikler ve özel tıbbi nedenlerden dolayı safra kesesi, taş varlığından bağımsız olarak rutin bir prosedürle çıkartılmaktadır.

Etiketler

Obezite tedavisiObezite oluşumuObezite ameliyatı sonrası beslenmeObezite ve safra kesesi hastalıklarıObezite ve safra kesesiObezite - şişmanlık

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel

Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel

Prof. Dr. Mehmet Ali YERDEL, 3 Kasım 1961 tarihinde Ankara'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini 1967-1978 yılları arasında T.E.D. Ankara Koleji'nde bitirmiştir. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1984 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. Tıp eğitimi esnasında 1982 yılında gönüllü olarak Northern General Hospital, Sheffield, İngiltere' de 2 ay süre ile Genel Cerrahi alanında çalışmalarda bulunmuştur. İhtisasınaise 1986 yılında Ankara Numune Hastanesi 6. Cerrahi Kliniği'nde başlamıştır. 1987 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'na transfer olmuş ve ihtisasını 1993 yılında burada tamamlayarak Genel Cerrahi uzmanı olmuştur. 1991 yılında burslu olarak Hiroshima Üniversitesi'nde Japonca eğitimi almıştır. 1991-1992 yılları arasında Japonya Okayama Universitesi Tıp Fakültesi 1. Cerrahi Departmanı'nda Araştırma Görevlisi olarak Abdominal kanser cerrahisi ve laparoskopik cerrahi, deneysel solid organ transplantasyonu üzerine çalışmalar yapmıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.