Bilindiği gibi alınan gıdaların sindirim işlemi mide ve bağırsakların üst kısmında bu gıdaların parçalanarak vücut tarafından emilebilir maddeler haline gelmesi ve bağırsakların daha alt kısımlarındaki bölümlerinde bu maddelerin emilerek kana karışmasından oluşmaktadır.

Cerrahi girişimler mideyi küçülterek alınan gıda miktarının azaltılması, mide ve bağırsaklar arasındaki yolları değiştirerek sindirim işleminin aksatılması ve bağırsakları kısaltarak alınan gıdanın emiliminin azaltılmasına veya bu girişimlerin beraber uygulanmasına dayanmaktadır.

Yüzeysel olarak bu sadece fiziksel olarak gıdanın alımının engellenmesi ve kimyasal olarak sindirim ve emilimin aksatılması gibi görünebilir. Ancak obezite cerrahisi prosedürleri sırasında sindirim sisteminde ortaya çıkan değişiklikler, bir çok enzim ve hormon sistemini etkilemekte, başta beyin olmak üzere açlık ve beslenme ile ilgili bir çok mekanizmanın daha sağlıklı ve düzgün çalışmasını sağlamaktadır.

Obezite nedeniyle birçok hastalığın ortaya çıkma olasılığı ciddi bir şekilde yükselmektedir. Bu hastalıklar arasında en çok bilinenleri yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarıdır.

Bir çok bilimsel araştırma kilonun artması ile kan basıncının yükselmesi arasında direkt bir ilişki olduğunu ispatlamıştır. Buna şişmanlığa bağlı kan yağlarının yükselmesi ilave olduğunda damar sertliği, çeşitli vücut bölgelerindeki damar tıkanıklıkları ve kalp hastalıklarının sıklığı ciddi bir şekilde artış gösterir.

Obezite ameliyatları belli kilonun üzerinde bulunan, daha önce diyet, egzersiz veya medikal tedavilerle kilo veremeyen ya da verdiği kiloları geri alan hasta grubunda uygulanan bir yöntem. Genelde medyada tüp mide ameliyatını duyuyoruz ama tek tip bir ameliyat uygulanmıyor. Tüp mide ameliyatı dışında eskiden kelepçe ameliyatı vardı, gastrik by-pass ameliyatı var.

Bu ameliyatlarla insanların sindirim sistemlerinde yapılan değişikliklerle daha az yemek yemelerini ya da yedikleri gıdaların emilimini engelleterek kilo vermelerini sağlıyoruz. Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık %80'lik kısmını alıp devre dışı bırakıyoruz. Midenin devre dışı kalmasıyla birlikte acıkma hissi veren hormonda da azalma oluyor. Hastalar bu ameliyattan sonra hem midenin küçülmesinden dolayı hem de açlık hormonun azalmasıyla kolay kolay acıkmıyorlar ve kolay bir şekilde kilo veriyorlar.

Burada hastanın vücut kitle endeksine bakıyoruz. Vücut kitle indeksi 18-25 arası olanlar normal indeks değerindeki insanlar, 25-30 arasındakiler fazla kilolu, 30-35 arası obezitenin 1. grubu, 35-40 arası obezitenin 2.grubu, 40'ın üzerindekilere morbid obez, 50'nin üzerindekilere de süper morbid obez diyoruz.

Vücut kitle endeksi 40'ın üzerinde olanları ameliyat yapabiliyoruz. Endeks değeri 35-40 olan hastaların bununla birlikte kiloya bağlı şeker hastalığı, tansiyon problemi, uyku apne sorunu, karaciğerde yağlanma gibi yandaş hastalıkları da varsa ameliyat edebiliyoruz. Bununla birlikte en az 3 yıldır obezitenin varolması gerekiyor.

Obezite Cerrahisi olan kişilerin yaşam kalitesi yükselmekte ve daha sağlıklı bir vücuda sahip olmaktadır.

-Mide kapasitesini azaltır. Fakat midenin, pek çok gıda için küçük miktarda olmak kaydıyla normal fonksiyonlarını göstermesine izin verir.

-Midenin açlığı uyaran Ghrelin hormonu salgılayan kısmını ortadan kaldırır.

-Mide çıkışındaki pylor sfinkteri koruduğu için Dumping sendromu görülmez yada çok az görülür.

-Ülser oluşumu riskini azaltır.

-Barsak Bypassından kaçınıldığı için barsak tıkanıklığı ,marjinal ülser,kansızlık,kemik erimesi,protein ve vitamin yetmezliği risklerini en aza indirir.

-BMI değeri 55 ve üstündeki hastalar için çok etkili bir ilk basamak ameliyatıdır.

-30-50 arasındaki obez hastalarda umut vadeden tek basamaklı bir prosedür olduğunu gösteren çalışmalar çıkmaktadır.

-Bypass prosedürlerinden çekinen ,kansızlığı,crohn hastalığı veya diğer yüksek risk faktörleri olan hastalar için iyi bir seçenektir.

-Vücudunda yabancı cisim istemeyen hastalar için banda iyi bir alternatiftir.

-Laparoskopik olarak yapılabilir.Böylece yara problemleri,akciğer enfeksiyonu gibi riskler en aza iner ve iyileşme hızlanır.

Burada hastaların bilmesi gereken bir diğer önemli nokta ameliyattan sonra kendilerini bambaşka bir hayatın beklediğidir. Beslenme ve diyet uzmanı rehberliğinde düşük karbonhidrat-yüksek proteinli bir diyet uygulanması, ufak porsiyonlarda daha fazla sayıda öğünlerin düzenlenmesi, iyi çiğneme alışkanlığının kazanılması, günlük multivitamin, kalsiyum ve d vitamini takviyesinin yapılması, fizik egzersizlerin buna eklenmesi büyük önem taşımaktadır. Ameliyat sonrası hastalar küçük porsiyonlarla doyabildiği için yeni hayatlarına alışmada sorun yaşamamaktadır.


Tekirdağ Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!