Neden Hep Yanlış Kişileri Seçiyorum?

Bir ilişki biter, kişi kendine aynı soruyu tekrar sorar:
“Ben neden hep yanlış insanları buluyorum?”
Başta her şey güzel görünürken zamanla aynı döngüler tekrar eder. Uzak duran insanlar çekici gelir, emek vermeyen kişiler için fazlasıyla çabalanır, sevgi gösteren biri olduğunda ise içten içe sıkılma ya da kaçma hissi oluşabilir. Bir noktadan sonra mesele “şanssızlık” değil, bilinçsizce tekrar eden ilişki dinamikleri haline gelir.
İşte burada bağlanma stilleri devreye girer.
Bağlanma Stili Nedir?
Bağlanma stili, kişinin ilişkilerde yakınlığa, güvene, sevgiye ve terk edilme ihtimaline nasıl yaklaştığını belirleyen duygusal ilişki modelidir. Genellikle çocukluk dönemindeki bakım veren ilişkileriyle şekillenir ve yetişkinlik ilişkilerine fark edilmeden taşınır.
Yani bugün kurduğunuz romantik ilişkiler sadece “karşınıza çıkan insanlarla” ilgili değildir. Aynı zamanda sevgiye dair zihninizde oluşan eski öğrenmelerle de ilgilidir.
Kaygılı Bağlanma: “Beni Terk Edecek”
Kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler ilişkilerde yoğun yakınlık ihtiyacı hisseder. Sevildiğinden emin olmak ister ama içten içe terk edilme korkusu yaşar.
Bu kişiler genellikle:
Mesajlara geç dönüşleri fazla düşünür,
İlişkide sürekli güvence arar,
Partnerin ilgisindeki küçük değişimleri bile fark eder,
Fazla fedakârlık yapabilir,
Karşı taraf uzaklaştıkça daha çok bağlanabilir.
İlginç ama zorlayıcı olan şu: Kaygılı bağlanan kişiler çoğu zaman duygusal olarak mesafeli insanlara çekilir. Çünkü bilinçaltı tanıdık olanı güvenli sanır. Çocuklukta sevgiye ulaşmak zor olduysa, yetişkinlikte de “zor sevilen” insanlara yönelmek tanıdık hissettirebilir.
Bu yüzden kişi sürekli peşinden koştuğu ilişkilerin içinde bulabilir kendini.
Kaçıngan Bağlanma: “Yakınlaşırsam Kaybolurum”
Kaçıngan bağlanma stilinde ise kişi yakınlık konusunda zorlanır. Sevgi ister ama biri gerçekten yaklaşınca geri çekilebilir.
Genellikle:
Duygularını göstermekte zorlanır,
Fazla yakınlıkta bunalmış hisseder,
Bağımsızlığı aşırı önemser,
Problemleri konuşmak yerine uzaklaşabilir,
İlişkilerde duvar örebilir.
Bu kişiler çoğu zaman “kimseye ihtiyaç duymuyorum” düşüncesine sığınır. Ancak aslında mesele sevgisizlik değil, kırılgan olmaktan korkmaktır.
Kaçıngan kişiler de sıklıkla kaygılı bağlanan partnerlerle ilişki yaşar. Böylece biri kovalar, diğeri kaçar. İlişki yoğun ama yorucu bir döngüye dönüşür.
Güvensiz İlişkiler Neden Daha Çekici Gelebiliyor?
Sağlıklı ilişkiler bazı insanlara ilk başta “heyecansız” gelebilir. Çünkü zihin kaosu aşk sanmaya alışmıştır.
Belirsizlik, ulaşamama hissi, iniş çıkışlı ilgi bazen yoğun duygular yarattığı için kişi bunu “gerçek aşk” zannedebilir. Oysa çoğu zaman hissedilen şey sevgi değil; kaygı, beklenti ve duygusal tetikte olma halidir.
Sağlıklı ilişkide manipülasyon, sürekli stres ve aşırı belirsizlik yoktur. Ama zihni kaosa alışmış biri için huzur başlangıçta yabancı gelebilir.
“Yanlış İnsanları Seçmek” Gerçekten Tesadüf mü?
Bazı ilişkiler gerçekten kötü şans olabilir. Ancak aynı hikâye sürekli tekrar ediyorsa burada dönüp kişinin kendi ilişki dinamiklerine bakması gerekir.
Çünkü insanlar çoğu zaman bilinçli olarak değil, tanıdık gelen duygulara göre seçim yapar.
Şunu fark etmek önemlidir:
Sürekli kurtarmaya çalıştığınız insanlar mı ilgini çekiyor?
Size net davranan kişiler sıkıcı mı geliyor?
Ulaşılması zor insanlar daha mı çekici geliyor?
İlişkide hep “yetersiz hissetme” duygusu mu oluşuyor?
Bu soruların cevapları bağlanma örüntülerine dair önemli ipuçları verebilir.
Bağlanma Stili Değişebilir mi?
Evet, değişebilir. Bağlanma stili kader değildir.
Kişi farkındalık geliştirdikçe:
Sağlıksız ilişki döngülerini fark edebilir,
Kendi ihtiyaçlarını daha net görebilir,
Sınır koymayı öğrenebilir,
Sevgiyle kaygıyı ayırmaya başlayabilir,
Daha güvenli ilişkiler kurabilir.
Bu süreç bazen kolay olmaz. Çünkü insan zihni tanıdık olana dönmek ister. Ancak farkındalık olmadan tekrar eden ilişki döngülerini değiştirmek de mümkün değildir.
Sonuç
“Yanlış kişileri seçmek” çoğu zaman sadece karşı tarafa dair bir mesele değildir. Bazen kişi fark etmeden çocuklukta öğrendiği sevgi biçimini yeniden yaşamaya çalışır.
Gerçek sevgi çoğu zaman sürekli kaygı hissettiren değil; güvende hissettiren ilişkilerde ortaya çıkar. Ve bazen iyileşme, doğru insanı bulmaktan önce, neden hep aynı insanlara çekildiğini anlayabilmekle başlar.


