Doktorsitesi.com

Neden Evli Kalmayı Başaramıyoruz?

Uzm. Dr. Taner Canatar
Uzm. Dr. Taner Canatar
30 Ocak 2016611 görüntülenme
Randevu Al
Neden Evli Kalmayı Başaramıyoruz?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocukluk Yaraları ve Bilinçdışı Travmaların Evliliğe Etkisi

Her birey, çocukluk döneminde kaçınılmaz olarak çeşitli psikolojik ve fiziksel travmalara maruz kalarak yaralanır. Çocukluk yaraları olarak adlandırılan bu travmalar, yaşandığı dönemde çözümlenebilecek ego gücü bulunmadığı için ileride yeniden açılmak üzere bilinçdışına hapsedilir. Evlilik süreci, genellikle bu travmaları çözümleyebilecek potansiyele sahip kişinin hayatımıza girmesiyle şekillenir.

Beynimizin geçmişteki bu yaraları yeniden canlandırma çabası, basit bir alışkanlık değil; çocukluk yaralarının iyileşmesi için zorunlu bir gereksinimdir. Güvenli bir çevrede yetişmiş olsak bile, doğduğumuz andan itibaren başkalarına bağımlı olduğumuz için gözle görülür yara izleri taşımamız doğaldır. Hiçbir ebeveyn, çocuğun sürekli değişen ve karmaşık ihtiyaçlarını kusursuz bir şekilde karşılayamaz. Bu bağlamda evlilik, aslında bilinçdışı travmaların çözümlenmek amacıyla tekrar yaşandığı bir süreçtir.

Sağlıklı Bir İlişkide Beklentiler ve Olgun Sevgi

Evlilikte eşlerin en büyük yanılgısı, partnerinin annesinde bulduğu bütünlük duygusunu geri getireceği beklentisidir. Bireyler, eşlerinin bu mutluluk anahtarına sahip olduğuna ve görevlerinin sadece onları ikna etmek olduğuna inanırlar. Bu beklentinin karşılanmaması ise nihai mutsuzluğun temel nedenlerinden biri haline gelir.

Oysa bir evliliğin sürdürülebilirliği için sevgi, saygı, güven, yakınlık, mahremiyet ve cinsellik hayati unsurlardır. Olgun sevgi, eşlerin birbirine sunduğu şu beş temel direk üzerinde yükselir:

  • Dikkat ve ilgi göstermek
  • Karşılıklı kabul
  • Takdir duygusunu hissettirmek
  • Şefkat odaklı yaklaşım
  • Kendileri olma yolunda tanınan özgürlük

Bu unsurlar sağlandığında evlilik, travmaların kanatıldığı bir arena olmaktan çıkarak bu yaralara merhem olan kutsal bir ilişkiye dönüşür.

Boşanma Nedenleri ve İstatistiksel Veriler

Mutlu ve sağlıklı bir ilişki için kişinin öncelikle birey olma olgunluğuna erişmesi ve ailesine olan bağımlılığından kurtulması şarttır. Bu olgunluğa erişemeyen kişiler için evlilik ve ebeveynlik sorumlulukları ağır bir yük haline gelebilir. Çiftlerin yaşadığı sorunların temelinde, duyguların ifade edilememesi sonucu beklenti ve ihtiyaçların anlaşılamaması yatmaktadır.

Güncel veriler ışığında boşanma nedenleri şu şekilde tablolaştırılabilir:

KurumTemel Boşanma NedeniDiğer Önemli Faktörler
TÜİK (Türkiye)GeçimsizlikErken çocuk sahibi olma, sorumluluk yükü
İngiltere İstatistik KurumuEkonomik NedenlerCinsel mutsuzluk, bireysel hayattan vazgeçme

Mutlu Bir Evlilik İçin Uygulanması Gereken Stratejiler

İlişkinin sağlığını korumak ve olası bir ayrılığın önüne geçmek için çiftlerin belirli prensipleri benimsemesi kritik önem taşır. İlişkinizdeki heyecanı korumak ve bağınızı güçlendirmek için şu adımları izlemelisiniz:

  1. Cinsel Hayatı Korumak: Yatağınızı ne olursa olsun ayırmayın; seksin bir haz ve mutluluk kaynağı olduğunu unutmayın.
  2. İletişimi Kuvvetlendirmek: Aklınıza gelen her şeyi partnerinizle paylaşın ve duygusal bağı güçlendirin.
  3. Sorumluluk Almak: İnatlaşmaktan kaçının ve ilişkinin yükümlülüklerini paylaşın.
  4. Dili Yönetmek: Ayrılık ve boşanma kelimelerini zihninizden ve sözlüğünüzden tamamen çıkarın.

Sonuç olarak, enerjinizi ilişkiyi bitirmek yerine sorunların üstesinden gelmek için harcamalısınız. Tüm çabalarınıza rağmen sorunlar çözülemiyorsa, vakit kaybetmeden profesyonel bir aile ve evlilik terapistinden yardım talep etmelisiniz.

Etiketler

EvlilikAileEvlilik problemleriEvlilik içi iletişimAilelere tavsiyelerAile içi etkili iletişimGeçimsizlikEvlilik aile sorunlarıEvlilik içi problemEvlilik terapisi ve aile sorunlariBoşanmalarEvli çiftlere psikolojik destekEvlilik terapisi evliliğimizi kurtarır mı?

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Taner Canatar

Uzm. Dr. Taner Canatar

1970 yılında gözlerini hayata açan Taner CANATAR,  İçel Anadolu Lisesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra 2001 yılında  ihtisas eğitimini tamamlayarak tıpta uzmanlığını almıştır. 2002 yılından bu yana Aile ve Evlilik Terapileri, Aile Danışmanlığı, Bilişsel Davranışçı Terapi, EFT (Duygusal Özgürleşme ve Enerji Psikolojisi Teknikleri), Cinsel Terapi ile çeşitli kişisel gelişim ve süpervizyon eğitimleri almıştır.  Farklı kurumlarda görev yapmasının ardından 2009 yılında kendisine ait CANATAR Terapi Merkezi’ni kurmuş ve danışanlarını kendi terapi merkezinde kabul etmeye başlamıştır. 2009 yılında “Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED)  Adana Şubesi’ni”, 2015 yılı Ocak ayında “Canatar Terapi Enstitüsü’nü”, 2015 Haziran ayında “Aile Terapileri ve Terapistleri Derneği’ni (TERAPİDER)” kurmuş olan Uzm. Dr. Taner CANATAR, halen TERAPİDER Genel Başkanlığı ile CİSED Adana Şube Başkanlığı görevlerini yürütmektedir. AETD, TERAPİDER, CİSED, TTB, TAHUD üyeliklerinin yanında çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmakta, sosyal sorumluluk projelerinde yer almakta, bireysel, ailesel ve kurumsal eğitimler vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.