Doktorsitesi.com

NEDEN EVLENİRİZ? DOĞRU KARARI MI ALDIK ?

Klinik Psikolog Pelin Özaydın
Klinik Psikolog Pelin Özaydın
24 Mayıs 2016191 görüntülenme
Randevu Al
NEDEN EVLENİRİZ? DOĞRU KARARI MI ALDIK ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Evlilik İsteğinin Temelindeki Psikolojik Dinamikler

Evlenmek ve sevilen kişiyle ortak bir yaşam kurmak, pek çok bireyin hayatındaki temel hedeflerden biridir. Ancak evlenme isteğinin ardında yatan motivasyonlar, kurulacak olan yuvanın ne kadar sağlıklı olacağını doğrudan belirler. Bazı gerekçeler sağlıklı bir evliliğe zemin hazırlarken, bazıları ise sürecin daha başlamadan olumsuz bir yöne evrilmesine neden olabilir.

Aile İçi Sorunlardan Kaçış Aracı Olarak Evlilik

Aile içerisinde şiddet, taciz veya kronik çatışma gibi olumsuz durumlara maruz kalan gençler, evliliği bu kötü ortamdan kurtulmak için bir çıkış yolu olarak görebilirler. Bu aceleci tutum, bireylerin hayatlarını birleştirecekleri kişiyi yeterince tanımadan karar vermelerine yol açar. Sırf mevcut ortamdan uzaklaşmak adına yapılan bu seçimler, genellikle mutsuz bir evliliğin başlangıç noktasını oluşturur.

Buna ek olarak, aşırı baskıcı ve bireyin özerkliğine saygı duyulmayan ailelerde büyüyen gençler, evliliği bir özgürleşme adımı olarak nitelendirebilir. Ancak evlilik kurumunun sorumluluklarını tam olarak algılamadan, sadece bir kaçış stratejisi olarak verilen bu kararlar, ilerleyen süreçte ciddi hayal kırıklıklarını beraberinde getirebilir.

Görücü Usulü Evlilikler ve Beklentilerin Karşılanması

Eğitim hakkı engellenmiş ve aile kurallarını mutlak otorite olarak kabul etmiş genç kızlar için evlilik, bazen bir zorunluluk veya görücü usulü bir süreç olarak gerçekleşir. Görücü usulü birlikteliklerin bir kısmında zamanla sevgi ve saygı gelişebilse de, önemli bir bölümünde duygusal doygunluk sağlanamamaktadır. Bu durumun yarattığı eksiklikler şu problemlere yol açabilir:

  • Cinsel işlev bozuklukları ve uyum sorunları
  • İlişki içerisinde iletişim kopuklukları
  • Duygusal beklentilerin karşılanamaması
  • Düşük yaşam doyumu

Bağlanma Problemleri ve Kaybetme Korkusu

Sağlıksız bağlanma modellerine sahip, değersizlik ve güvensizlik algısı yüksek olan bireylerde evlilik, partnerini kendisine "bağlama" dürtüsüyle hareket edilen bir süreçtir. Bu kişiler, evlilik gerçekleşmediği sürece yoğun bir kaybetme korkusu yaşarlar. Sorunun kendi iç dünyalarından kaynaklandığını fark etmek yerine, evliliğin tüm problemleri çözeceğine inanırlar. Oysa bireysel düzeyde çözülmeyen psikolojik sorunlar, evlilik sonrasında da biçim değiştirerek devam etmektedir.

Erken Yaşta Evlilik ve Akut Duyguların Etkisi

Özellikle genç yaştaki çiftler, yoğun aşk duygularının ve aile baskısı nedeniyle rahat görüşememenin etkisiyle bir an evvel evlenmek isteyebilirler. Bu akut duygular, bireylerin birbirlerini ve hayatın gerçeklerini tam olarak tanımalarını engeller. Henüz olgunlaşmamış bu süreçler, evlilik kurumunun sürdürülebilirliğini tehlikeye atan acele kararlara neden olur.

Sağlıklı Bir Evlilik İçin Gereken Temel Şartlar

Sağlıklı, sevgi ve saygı odaklı bir evlilik sürdürebilmek için hem bireylere hem de ailelere önemli görevler düşmektedir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

GereklilikAçıklama
Tanıma SüresiÇiftler birbirini tanımak için kendilerine yeterli zamanı tanımalıdır.
GönüllülükBireyler kendilerini evlenmek zorunda veya mecbur hissetmemelidir.
Doğru BilgilendirmeAileler, çocuklarına evlilik hakkında gerçekçi ve doğru bilgiler vermelidir.
EğitimCinsel yaşam, aile planlaması ve hastalıklar konusunda zamanında bilgi verilmelidir.

Sonuç olarak, günümüzde evlilik ciddi iletişim problemleri ve yüksek boşanma oranları ile karşı karşıyadır. Bu olumsuz tabloyu değiştirmek, ancak gençlerin evliliğe bakış açısını doğru şekillendirmek ve ailelerin huzurlu bir ortam sunarak çocuklarını bir "kaçışa" zorlamamasıyla mümkündür.

Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN

Etiketler

EvlilikEvlilik problemleriEvlilik sorunlarının çözümüAile terapisi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Pelin Özaydın

Klinik Psikolog Pelin Özaydın

Uzm.Psk. Pelin ÖZAYDIN, ilk ve orta öğrenimini  tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünde lisans eğitimi almıştır. Sonrasında Okan Üniversitesi'nde İngilizce Psikoloji okumuş ve Sağlık Yönetimi Bölümü'nden lisans derecesinde mezun olmuştur. Yüksek Lisansını ise Üsküdar Üniversitesinde “Panik Bozukluk Hastalarında tanı öncesi sigara ve alkol miktarlarının, tanı sonrası sigara ve alkol miktarlarıyla karşılaştırılması” isimli teziyle tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.