Mutluluğu aramak

Mutluluğu aramak

Mavi aynanın karşısında umutsuzca kendisine bakıyordu. Her iki elinin işaret parmaklarını dudaklarının iki köşesine götürdü ve dudaklarını yukarı doğru kaldırdı ve içinden “mutlu olmak istiyorum” dedi. Ama olmuyordu, aynada ona bakan yüz ne yapsa mutlu görünmüyordu. Yüzü daha da asıldı. Mutfakta fasulyeleri elindeki küçük bıçakla hızlı hareketlerle ayıklayarak plastik kaba dolduran annesinin yanına geldi. Annesi onu görünce gülümsedi. O ise yüzünü asarak “anne ben mutlu olmak istiyorum” dedi. Annesi ona “dolapta dünden kalan bir dilim pasta var, onu yiyebilirsin, seni mutlu edecektir” dedi. Mavi dolabı açtı, pastayı aldı, çatalla özenle küçük parçalara ayırarak ağzına götürdü. Kakaonun kokusu, kremanın dilinin üstüne yayılan tatlı ve yumuşak dokunuşu içini rahatlatmıştı. Dudaklarının kenarında kalan kremayı yalayarak arkasına yaslandı. Midesinde bir şişkinlik hissediyordu. Elini midesinin üstüne koydu ve yüzü tekrar asıldı. “of, şimdi gereksiz kaç kalori aldım acaba” dedi.

Alışveriş merkezinin kapısından içeri girerken arkadaşında gördüğü o benzersiz elbiseyi alacağı için heyecanlıydı. Hızlı adımlarla mağazaya doğru giderken içinden “umarım bana uyan bedeni bulabilirim” diyordu. Mağazadaki kalabalığı görünce heyecanı arttı. Sonunda o elbiseye sahip olacaktı. Büyük bir hızla elini askıdaki elbiselerin arasında gezdirirken görevlinin sesi ile irkildi. Görevli ona yardım etmek istiyordu. Artık istediği elbise elindeydi. Deneme kabinine giderken kendisini mutlu hissediyordu. Elbiseyi giymiş, kabin içindeki aynaya bakarken yine yüzü asılmıştı. Elbise hiç te arkadaşının üzerinde durduğu gibi durmuyordu. Kasada ödemeyi yaparken elbisenin içine rahatça sığabileceği kiloya düşmenin planlarını yapıyordu.

Düşüncelere dalmış halde kalabalığın içinde yürüyordu ki birisinin ona seslendiğini duydu. Uzun süredir görmediği arkadaşı Gül ile oturmuş kahve içiyor ve sohbet ediyorlardı. Gül ona yeni tanıştığı erkek arkadaşını anlatırken çok mutlu görünüyordu. Mavi iç geçirerek hayranlıkla arkadaşını dinlerken kendisindeki eksikliği fark etmişti. Arkadaşından ayrılıp eve giderken “evet” dedi “bir erkek arkadaşım olursa mutlu olurum”. Atık içi rahatlamıştı, kararını verdi, onunla arkadaş olmak isteyen o genci arayacak ve görüşmek istediğini söyleyecekti.

Sarp uzun boylu, yakışıklı denebilecek dış görünüşe sahip, konuşkan bir gençti. Bir yandan çaylarını içiyorlar, bir yandan sohbet ediyorlardı. Daha doğrusu Sarp anlatıyor, Mavi tebessüm ederek dinliyordu. Sarp tanıdığı diğer insanlarla yaşadıklarını, işi ile ilgili başarılarını anlatıyordu. Mavi Sarp’la arkadaşlığına devam etmek istiyordu, çünkü ondan hoşlanıyordu. Saatler süren sohbetten sonra Sarp onu evine bıraktı. Mavi içeri girdiğinde antredeki aynaya gözü takıldı. Aynada ona bakan yüz yine mutlu görünmüyordu. “Of” dedi, “neden ben mutlu olamıyorum?”. Odasına gidip kendisini yatağın üzerine attı, tavandaki badananın fırça izlerini takip etmeye başladı.

Annesi elinde bir zarfla içeri girdi. “postadan sana bu zarf geldi, sen açmak istersin diye açmadım” dedi. Mavi ilgisizce zarfı komodinin üzerine bıraktı. Sarp’ı düşünüyor, neden onunla mutlu olmadığına bir anlam veremiyordu. Uzunca bir süre sonra yatağın içinde oturdu, zarfı açtı, okumaya başladı. Gözleri iki mercek gibi açılmıştı, hızla sonuna kadar okudu, tekrar başa döndü, isimleri kontrol etti, imzaya baktı. Bir çığlık attı. “Yaşasın”. Odadan bir ok gibi fırlayarak annesinin yanına gitti. “O eğitime burslu olarak kabul edildim” derken yerinde duramıyordu. Annesine sarıldı, yanaklarından öptü, sürekli konuşuyordu. Bu onun için büyük bir fırsattı, hayalini kurduğu işe böylece sahip olabilecekti. Bu haberi en yakın arkadaşı ile paylaşmak için sabırsızlanıyordu. Elbise dolabını açtı, rahat bir giysi buldu, dolabın kapağını kapattı ve gözü aynaya takıldı. Aynadaki yüz ona mutlulukla bakıyordu. Evet gülüyordu ve çok güzel görünüyordu.

Viktor Frankl’ın söylediği gibi mutluluk arayarak bulunacak bir şey değildir, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkabilir. Kime nasıl görüneceği ise hiç belli olmaz. Genel geçer bir mutluluk kavramı da yoktur. Her insanın mutluluk reçetesi aslında onun içinde gizlidir ve ona özgüdür.

Hepinize gerçekten mutlu hissedeceğiniz bir yeni yıl dilerim. Sevgi ve saygılarımla.

Bu makale 2 Mart 2021 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Psk. Beria BİLGE ŞENER, 1954 yılında doğmuştur. 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyet Fakültesi Psikoloji bölümü'nü bitirmiştir. Çalışma hayatına psikoloji ve felsefe öğretmeni olarak başlamış ve 1985 yılında resim çalışmalarına başladı. 1995 yılında ne resimden ne de psikoloji biliminden kopamayacağını anlayıp bir resim atölyesi kurarak çocuklara resimle yaratıcılık eğitimi vermeye ve yetişkinlere sanat terapisi uygulamaya başlamış, aynı zamanda Bursa'da diğer psikologlarla birlikte Türk Psikologlar Derneğinin Bursa şubesini kurdular ve şube başkanı olarak 6 yıl görev yapmıştır. Öğretmenliği süresi içinde Milli Eğitim Bakanlığının görevlendirmesi ile Psikoloji ders kitabının yazılmasında komisyon başkanlığı ve yazarlığı yapmış, bu arada öğretmenlikten ayrıldıktan sonra çeşitli kurumlarda psikolog olarak görev yapmıştır. 2 ...

Etiketler
Mutsuzluk
Psk. Beria Bilge Şener
Psk. Beria Bilge Şener
Bursa - Psikoloji
Facebook Twitter Instagram Youtube