MIŞ GİBİ

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Toplumsal Gelişim ve Ahlaki Değerlerin Önemi
Toplum olarak gerçek anlamda gelişebilmek adına ahlak kavramını her zaman ön plana koymalı ve bireyleri doğruya yöneltmeliyiz. İyiliği temel bir değer olarak benimsemek, başkalarından önce kendimizi eleştirmek ve özsaygımızı artırmak, gelecek nesillerimize bırakacağımız en büyük mirastır. Kendi karakterimizde yarattığımız olumlu etki, haleflerimize de sirayet edecek bir güç taşır.
Rahmetli psikoterapist Doğan Cüceloğlu, Türk toplumunu derinlemesine analiz etmiş bir isimdir. Cüceloğlu'nun paylaştığı bir anı, toplumumuzdaki değer yargıları ile uygulama arasındaki farkı çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Helal ve Haram Kavramlarının Kültürel Derinliği
Doğan Cüceloğlu, Amerika'dan gelen bir misafirine su verdiğinde, misafirinin boğazına su kaçması üzerine "helal" der. Ancak Amerikalı misafir bu kavramın ne anlama geldiğini anlayamaz. Cüceloğlu, Amerika'da yirmi beş yıl bulunmuş ve üniversite düzeyinde ders vermiş bir akademisyen olmasına rağmen, "helal" kavramının bizdeki derin anlamını İngilizcede tam olarak karşılayacak bir kelime bulmakta zorlanır.
Kavramı açıklayabilmek için "haram" kavramından yola çıkarak şu açıklamayı yapar: Suyu veren kişi olarak niyetini belli eder; suyun helal olduğunu, bir kötülük barındırmadığını ve hakkını helal ettiğini ifade eder. Bu noktada niyet, kavramın özünü oluşturur.
Bir Esnaf ve Müşteri Hikayesi: Kul Hakkı
Cüceloğlu, kavramın hayattaki karşılığını anlatmak için asistanının başından geçen bir olayı aktarır:
- Genç bir kız, evlenmeden önce beğendiği bir koltuk takımı için pazarlık yapar ancak fiyatı düşüremez.
- Sinirlenerek satıcıya, "Alıyorum ama hakkımı helal etmiyorum" der.
- Mobilyacı, bu söz üzerine "O zaman bu koltuk satılık değil, sana satmıyorum" diyerek tepki gösterir.
- Genç kızın babası ve bir müftü araya girerek esnafa gider.
- Genç kız, parasını canı gönülden helal ettiğini beyan ettikten sonra mobilyayı satın alabilir.
Söylem ve Eylem Arasındaki Çelişki: "Mış Gibi" Yaşamak
Amerikalı misafir, bu hikayeyi dinledikten sonra kritik bir soru sorar: "Bu bir değer olarak mı yaşıyor, yoksa sadece alışkanlık haline gelmiş bir slogan mı?" Eğer bu bir değerse, toplumda rüşvet, hak yeme ve insanların birbirini kandırması gibi durumların olmaması gerektiğini savunur.
Doğan Cüceloğlu, bu noktada acı bir gerçeği itiraf eder: Toplum olarak dürüstlüğü dilimizden düşürmeyiz ancak uygulamada yalan söyler, kazık atar ve hak yeriz. Güçsüz ve arkasız vatandaşlar için hak aramak oldukça zordur.
| Durum | Söylem (İdeal) | Eylem (Gerçek) |
|---|---|---|
| Ticaret ve Bürokrasi | Kul hakkı yememek | Rüşvetsiz iş yapamamak |
| Dini Uygulamalar | İbadet ve dürüstlük | İftar sofralarında hak yemekten bahsederken rüşvet almak |
| Sosyal İlişkiler | Helalleşmek | İnananı enayi yerine koyup kazıklamak |
Sonuç: Konuştuğumuz Gibi Yaşamak
Cüceloğlu'nun "Mış Gibi Yaşamlar" kitabında da belirttiği üzere, bizler inanırmış gibi konuşmaya önem veriyoruz ancak konuştuğumuz gibi yaşamaya aynı önemi vermiyoruz. Toplumsal yozlaşmanın temelinde, değerlerin sadece dilde kalması ve eyleme dökülmemesi yatmaktadır. Gerçek bir gelişim için, mış gibi yapmayı bırakıp özsaygı ve ahlak çerçevesinde bir yaşam sürmek zorunluluktur.


