Doktorsitesi.com

Mikroenjeksiyon (ICSI) nasıl yapılır ?

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu
Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu
23 Mayıs 2016188 görüntülenme
Randevu Al
  • Mikroenjeksiyon (ICSI), tek bir canlı spermin doğrudan yumurta içine enjekte edilmesiyle döllenme şansını maksimize eden ve özellikle ciddi erkek infertilitesinde kullanılan etkili bir yöntemdir.
  • İşlem süreci; yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplama, spermin seçilmesi ve özel mikroskoplar altında enjeksiyonun gerçekleştirilmesi aşamalarından oluşur.
  • Başarıyı etkileyen en önemli faktörler arasında embriyoloğun becerisi, kaliteli embriyo gelişimi ve sadece olgun (Metafaz II) yumurtaların kullanılması yer almaktadır.
Mikroenjeksiyon (ICSI) nasıl yapılır ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Mikroenjeksiyon (ICSI) Nedir?

Mikroenjeksiyon (ICSI), infertil çiftlerde yardımla döllenmeyi sağlamak amacıyla tek bir spermin doğrudan yumurta içine enjekte edilmesi işlemidir. Üremeye yardımcı teknolojiler alanındaki en önemli gelişme olarak kabul edilen bu yöntem, döllenme şansını maksimize eder. İlk paragrafta belirtmek gerekir ki; ICSI sayesinde, nedeni ne olursa olsun tek bir canlı spermi olan veya testis biyopsisi ile sperm elde edilebilen erkekler dahi çocuk sahibi olma şansını yakalayabilmektedir.

ICSI Nasıl Uygulanır?

ICSI, yapısal olarak iyi morfolojiye sahip tek bir canlı spermin embriyolog tarafından titizlikle seçilerek oositin (yumurtanın) içine enjekte edilmesi prensibine dayanır. İşlem süreci şu aşamalardan oluşur:

  1. Ovülasyon İndüksiyonu: Kadın yumurtalıkları ilaçlarla uyarılarak yeterli sayıda yumurta hücresi elde edilir.
  2. Yumurta Toplama: Gelişen yumurtalar ultrason eşliğinde toplanır.
  3. Sperm Hazırlığı: Erkekten mastürbasyon yoluyla alınan semen örneği laboratuvarda incelenir. Eğer ejekülatta sperm bulunamazsa, genel anestezi altında cerrahi işlemlerle testisten sperm elde edilir.
  4. Enjeksiyon: Yaklaşık 400 kat büyütme sağlayan özel mikroskoplar altında, hareketsizleştirilen sperm hücresi ince cam kataterler ile yumurta sitoplazmasına bırakılır.

Mikroenjeksiyon (ICSI) Hangi Durumlarda Yapılmalıdır?

Bu yöntem, özellikle ciddi erkek faktörüne bağlı infertilite durumlarında en iyi seçenektir. Şiddetli oligo-asteno-teratozoospermi, testiküler fonksiyon bozuklukları veya sperm transport bozukluklarında (azospermi) en etkili yöntemdir.

ICSI uygulamasının gerekli olduğu temel durumlar:

  • Tüm sperm bozuklukları (sayısal, yapısal ve hareketlilik sorunları),
  • Tekrarlayan IVF başarısızlığı veya döllenme gerçekleşmemesi,
  • Yüksek sperm antikoru varlığı,
  • Dondurulmuş sperm kullanımı,
  • Bilateral konjenital vaz deferens yokluğu (sperm kanallarının tıkanıklığı),
  • Ejekülasyon bozuklukları ve testis biyopsisi ile elde edilen sperm azlığı,
  • İnkomplete germ hücre aplazisi (Sertolli-cell-only sendromu).

Döllenme ve Embriyo Gelişim Süreci

İşlemden 14-16 saat sonra döllenme kontrolü yapılır. Döllenme gerçekleştiğinde oluşan hücreye embriyo adı verilir. Normal gelişim sürecindeki bir embriyo, 2. günde 4 hücreli, 3. günde ise 8 hücreli yapıya ulaşmalıdır.

Embriyo Değerlendirme KriterleriAçıklama
Hücre SayısıGelişim gününe uygun bölünme hızı
Boyut EşitliğiBlastomerlerin birbirine olan oranı
Fragman YüzdesiHücre artığı miktarı

Embriyolar bu kriterlere göre derecelendirilir ve kötü kalitede olan embriyolar transfer edilmemelidir. Kaliteli embriyolar, işlemden 3-5 gün sonra rahim içine transfer edilir. Mikroenjeksiyon yönteminde döllenme ve gebelik oranları, klasik IVF yöntemine göre daha yüksektir.

ICSI Uygulamasında Başarıyı Etkileyen Faktörler

ICSI işleminin başarısında embriyoloğun becerisi kritik bir faktördür. Ancak bazı durumlarda işlem gerçekleştirilemeyebilir. En sık karşılaşılan engeller; olgun (Metafaz II) oosit bulunamaması veya testis biyopsisinde sperme rastlanmamasıdır.

Önemli bir teknik detay olarak; ICSI sadece Metafaz II oositlere uygulanmalıdır. Çünkü sadece bu aşamadaki yumurtalar haploiddir ve döllenme yeteneğine sahiptir.

Etiketler

İnfertilite kısırlıkMikroenjeksiyon yöntemiMikroenjeksiyonlu tüp bebekMikroenjeksiyona geçmelimiyizMikroenjeksiyonlu tup bebek tedavisi varmıMikroenjeksiyon kimlerde uygulanır

Yazar Hakkında

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu

Op. Dr. Nesrin KALELİOĞLU, Bursa'da doğmuştur. Lise öğreniminin ardından Almanya - Berlin Freie Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1988 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasına ise yine aynı üniversitenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde başlamıştır. Aynı zaman zarfında Berlin ve Almanya’nın en başarılı tüp bebek merkezinde çalışma fırsatı bulmuştur. 1991-1994 yılları arasında Hamburg ili Eppendorf Bölge Eğitim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde uzmanlık eğitimini tamamlayarak 1994 yılında Türkiye’ye dönmüştür. 1995 yılında da Uludağ Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan denklik almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.