Doktorsitesi.com

Migren’in beslenme ile ilişkisi

Dyt. Tümay Karlıdere
Dyt. Tümay Karlıdere
20 Eylül 2019146 görüntülenme
Randevu Al
Migren’in beslenme ile ilişkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Migren Nedir? Belirtileri ve Genel Özellikleri

Migren, genellikle 4 ile 72 saat arasında sürebilen, zonklama şeklinde seyreden ve çoğunlukla başın tek tarafına yerleşen periyodik bir nörolojik rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık süresince bireylerde yorgunluk, ışığa ve sese karşı aşırı hassasiyet, susama ve acıkma gibi semptomlar gözlemlenebilir. Atak dönemindeki kişiler, çevresel uyaranlardan kaçınmak amacıyla genellikle karanlık ve sessiz ortamları tercih etmektedir.

Migren Ataklarını Tetikleyen Faktörler

Migren ataklarının ortaya çıkmasında çevresel ve biyolojik birçok etken rol oynamaktadır. Özellikle stres, adet öncesi gerginlik, düzensiz veya fazla uyku, sigara kullanımı ve ani hava değişiklikleri en yaygın tetikleyiciler arasındadır. Ayrıca parlak ışık, keskin kokulu parfümler ve oda spreyleri de atakları başlatabilmektedir.

Bireysel faktörler de migren sıklığını doğrudan etkiler. Gebelik, obezite ve yüksek tansiyon gibi durumlar bu süreci tetikleyebilir. Yapılan güncel araştırmalar, özellikle aşırı kilolu (obez) bireylerde migren görülme sıklığının oldukça yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Beslenme ve Migren İlişkisi

Son yıllarda yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren migren, mevsim geçişlerinde ve yanlış beslenme alışkanlıklarıyla daha dayanılmaz hale gelebilmektedir. Araştırmalar, besin tetikleyicilerinin migren atakları üzerinde %79 oranında etkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, doğru bir beslenme programı uygulanarak atakların sıklığı ve şiddeti azaltılabilir.

Atakları Tetikleyen Besin Maddeleri

Bazı besinlerin içeriğinde bulunan kimyasal bileşenler, damar yapısını etkileyerek ağrıyı başlatabilir. Aşağıdaki tabloda en yaygın besin tetikleyicileri ve içerdikleri maddeler yer almaktadır:

Tetikleyici MaddeBulunduğu Besinler
TiraminEski ve sert peynirler, şarap, bira, soya sosu
FeniletilaminÇikolata
HistaminŞarap ve bira
Nitrit ve NitratSucuk, sosis, salam, pastırma
MSG (Mono Sodyum Glutamat)Hazır çorbalar, hazır et suyu tabletleri
AspartamYapay tatlandırıcılar

Migren Ataklarını Azaltmak İçin Beslenme Önerileri

Migren yönetiminde bazı besinlerden uzak durmak kadar, koruyucu etkisi olan besinleri tüketmek de kritiktir. Aşırı kafein tüketiminden (kahve, kola, çay) kaçınılmalıdır; ancak düşük miktarlarda tüketilen çay ve kahvenin olumsuz bir etkisi gözlemlenmemiştir.

Zencefil, ağrı azaltıcı etkisi sayesinde çay olarak veya yemeklerde tüketilmelidir. Ayrıca magnezyum eksikliği atak periyotlarını sıklaştırdığı için beslenme düzenine şu besinler eklenmelidir:

  • Kuruyemişler: Badem, kaju fıstığı, susam.
  • Tahıllar: Yulaf, karabuğday, fasulye.
  • Sebzeler: Yeşil yapraklı sebzeler.

Destekleyici Vitamin ve Mineraller

Atakların sıklığını azaltmada vitaminlerin rolü büyüktür. Özellikle B2 vitamini (riboflavin); süt, yumurta, kurubaklagiller, mantar ve avokadoda bolca bulunur. Bunun yanı sıra Omega-3 yağ asitleri (somon, sardalya, ceviz, semizotu, keten tohumu) ağrı sıklığını önemli ölçüde azaltır. B6 ve C vitaminleri ise alkollü içeceklerdeki histaminin etkisini kırarak koruyucu bir kalkan oluşturur.

Yaşam Tarzı ve Rahatlatıcı Çözümler

Beslenme düzenine ek olarak, stres yönetimi için melisa ve papatya çaylarının sakinleştirici etkisinden faydalanılabilir. Günlük rutin içerisinde temiz havada yapılan düzenli yürüyüşler ve bol su tüketimi, migrenle mücadelede en etkili yardımcı yöntemler arasındadır.

Etiketler

Migren tedavisiMigrenmigren hastaları ve beslenme

Yazar Hakkında

Dyt. Tümay Karlıdere

Dyt. Tümay Karlıdere

Dyt. Tümay KARLIDERE, 1966 yılında doğmuştur. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyatetik Bölümü'nde başladığı lisans eğitimini 1987 yılında başarıyla tamamlayarak Beslenme ve Diyetetik (Diyetisyen) unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.