Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tanımına göre sağlık, yalnızca hastalığın ve sakatlığın olmamasının değil, bedensel, zihinsel ve sosyal iyilik halidir. Mental hastalıkların diğer hastalıklardan farkı bedensellik boyutuna ek olarak zihinsel ve sosyal iyilikle de güçlü bağları olmasıdır. Mental sağlık kişinin biyolojik- kalıtımsal yapısından etkilenmekle birlikte kişinin davranış patternleri, madde kullanımı, birarada yaşadığı insanlar ve sosyal sistemlerden de oldukça fazla etkilenmektedir. DSM5’ te de mental bozukluklar, “zihinsel işlevselliğin altında yatan zihinsel, biyoloji ile ilgili ya da gelişimsel süreçlerde işlevsellikte bir bozulma olduğunu gösteren , kişinin biliş, duygu düzenlemesi ve davranışlarında klinik açıdan belirgin bir bozukluk olmasıyla belirli bir sendrom” olarak yine çok boyutlu olarak tanımlanmıştır.(7)

Dünya Sağlık Örgütünün “Investing in Mental Health” raporuna göre her yıl 1 milyon kişi intihara kalkışmakta ve yaklaşık 450 milyon kişi mental bozukluklar ile mücadele etmektedir. Bu rakamlar mental hastalıkların hastalık yükündeki payını gözler önüne sermektedir. (3)

Dünyada ve Türkiye’de Mental Hastalıkların Durumu

Dünyada hastalık yüklerinin paylarına bakıldığında nöropsikiyatrik hastalıkların %13 ‘lük bir pay ile en yüksek hastalık yükü oranına sahip olduğu görülmektedir. Mental hastalıkların hastalık yükü bileşenlerinden sakatlıkla geçen yıl ve erken ölümler ile doğrudan bağlantısı vardır.

Dünya Bankası ve DSÖ’nün birlikte yayınladığı Küresel Hastalık Yükü Çalışması (2010) ‘ a göre ; Dünyada yetersizlik (disability) nedenlerinden ilk on nedenden beşi ruhsal bozukluklardır. Bunlar: Major depresyon, şizofreni, bipolar bozukluklar, alkol kullanımı, obsesif kompulsif bozukluktur. Son 20 yıllık verilere göre bu bozukluklar arasında major depresyon yetersizlik nedenleri arasında 4. sıradadır. Buna ek olarak, depresif hastalık insidansı yaşla artmaktadır, depresyonun 2020’de hastalık yükü sıralamasında ikinci duruma geleceği tahmin edilmektedir.

Türkiye’de ise Ruh Sağlığı Profili Çalışmasına göre nüfusun %18’inin yaşam boyu bir ruhsal hastalık geçirdiği, çocuk ve ergenlerde klinik düzeyde sorunlu davranış oranın %11 olduğu bulunmuştur. Ulusal düzeyde hastalık yükü nedenlerinin temel hastalık gruplarına göre dağılımı yapıldığında, kardiyovasküler hastalıklardan sonra %19 ile ikinci sırada psikiyatrik hastalık grubunun yer aldığı görülmektedir. (8)

Türkiye’de Psikoz Epidemiyolojisi: Yaygınlık Tahminleri ve Başvuru Oranları Üzerine Sistematik Bir Gözden Geçirme (2010) çalışmasına göre ülkemizde şizofreni yaşam boyu yaygınlık: 8.9/bin ve klinik yakınmalara yol açan psikotik belirti yaygınlığı : 36.3/ bin civarındadır. (6)

Türkiye’de ulusal düzeyde hastalık yüküne neden olan ilk 10 hastalığın 15-59 yaş grubunda hastalık yükü dağılımlarına bakıldığında kadınlarda birinci sırada %9,8 ile unipolar depresif hastalıklar yer almaktadır . Unipolar depresif hastalıklar bu yaş grubunda hastalık yükleri içinde toplamda %7,0 ile ikinci sırada, erkeklerde %4,5 ile dördüncü sırada saptanmıştır. Erkeklerde alkol kullanım bozuklukları %3.1 ile 3. sırada, toplamda şizofreni %1.9 ile onuncu sırada yer almaktadır. “Türkiye Ruh Sağlığı Profili” araştırmasında 18-65 yaş arası 7479 kişide (3370 erkek, 4109 kadın) alkol bağımlılığı yaygınlığı %0.8 (erkeklerde %1.7; kadınlarda % 0.1) olarak saptanmıştır. Dünya sağlık örgütünün 2008 yılındaki tahminlerine göre ise Türkiye’de nöropsikiyatrik bozuklukların hayat boyu görülme oranı %17’ dir. (8)

Sağlık Bakanlığı (S. B. ) Kronik Hastalıklar ve Risk Faktörleri Sıklığı Çalışması (9)

Sağlık Bakanlığı’nın kronik hastalıklar üzerine yaptığı çalışmanın ruh sağlığı basamağında 15 yaş üzeri bireyler ve 20 044 aile hekiminin rastgele örnekleme ile seçilen 2 kişiye uyguladığı Ruh Sağlığı Sorunları Kısa anketi ülkemizdeki bozukluklara kısıtlı da olsa bir projeksiyon yapmıştır.

27 soruluk (13 somotoform ,9 depresyon ve 5 panik bozukluk ile ilgili) bir anket uygulanmıştır. Bu anket birinci basamak sağlık hizmetlerinde ruhsal bozuklukların tanısı için kullanılan ülkemizde güvenirlik ve geçerlik çalışması yapılmış bir ölçüm aracıdır. Çalışmanın ana sonuçları şu şekildedir:

· Toplumda depresif bozukluk (major+minör) sıklığı yüzde 9, somatizasyon bozukluğu yüzde 5, panik bozukluk sıklığı yüzde 2 bulunmuştur.

· Her üç ruh sağlığı sorunu da kadınlarda daha fazla görülmektedir

· Tüm toplumda olduğu gibi, hem erkeklerde hem de kadınlarda 75 yaş ve üzeri grup, ruh sağlığı sorunlarının en yüksek oranda görüldüğü yaş grubudur.

· Yerleşim yerine göre değerlendirildiğinde toplam ruh sağlığı bozukluğu sıklığının kentte yaşayanlarda (yüzde 12), kırda yaşayanlara benzer olduğu (yüzde 11) görülmektedir.

· Toplam ruh sağlığı bozukluğu sıklığı Batı Marmara (yüzde 8) ile Ortadoğu Anadolu (yüzde 17) arasında değişmektedir. Ruh sağlığı bozukluklarının ikinci en yüksek görüldüğü bölge yüzde 14 ile Güneydoğu Anadolu bölgesidir.

İntiharlar

DSÖ 2014 verilerine göre dünyada yaşa standardize intihar hızlarının yüzbindeki dağılımı şu şekildedir: <0.5 çok düşük , 0.5-9.9 düşük, 10-14.9 orta, <15 yüksek olarak sınıflanır. Ülkemiz her iki cinsiyet birlikte ele alındığında düşük intihar oranına sahipken, kadınlarda çok düşük, erkeklerde ise orta düzey oranına sahiptir. (1) Burada elde edilen verinin hem nedenselliği hem de ölüm nedenlerinin kayıt altına nasıl alındığı detaylıca irdelenmelidir.

Mental Bozukluklar İçin Risk Faktörleri (8)

Mental bozukluklar için tanımlanmış risk grupları şu şekildedir;

· Kadınlar (Tüm toplumlarda cinsiyetler arası görülme sıklığının yüksek olması sebebiyle.)

· Sosyoekonomik durumu düşük olan kişiler .

· Boşanmış kişiler; depresyon ve anksiyete belirtilerinde %30-40 oranında artan risk söz konusudur. Sebepler: Daha önce mental bir hastalık öyküsü varlığı, ekonomik nedenler, tek ebeveyn olma stresi.

· Erken ya da orta erişkinlik döneminde çocuğun ya da eşin ölümü (kayıp ve yas).

· Yaşamı tehdit eden travma (Özellikle postravmatik stress bozukluğu için)

· Fiziksel hastalıklara sahip kişiler ve kalıtımsal risk faktörleri.

· Süreğen sosyo-ekonomik baskılar; yoksulluk, eğitim yoksunluğu.

· Çocukluk çağı travmaları; erişkinlik dönemini etkilemekte; cinsel, fiziksel istismar, ruhsal sorunlar daha sık görülmektedir.

· Aşırı yoksulluk yaşayanlar, yeterli bakım görmeyen çocuklar ve ergenler, istismar edilen kadınlar, terkedilmiş yaşlı kişiler, silahlı çatışma mağdurları, göçmenler, sığınmacılar gibi travmatize olan kişilerdir.

Dünyada ve Türkiye’de Mental Sağlığın İyileştirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü Mental Sağlık Eylem Planı 2013-2020 (4)

“Mental Sağlık Yoksa, Sağlık Yok”

DSÖ’nün önceki eylem planlarında intiharı önleme ve epilepsi benzeri konular üzerinde durulup risk grupları ihmal edilmiştir. Bu raporda mental sağlık için artık çok boyutlu bir yaklaşımın gerekliliği vurgulanmış: iyilik hali, stress, duygular, gelişim , suç, insan hakları, politikalar, ayrımcılık- dışlama gibi birçok faktör sağlıkla birlikte ele alınmıştır.

Raporda dünyada mental rahatsızlığı olan kişilerin sakatlık ve mortalitesinin yüksekliği vurgulanmıştır. En çarpıcı örnek majör depresyon ve şizofreni hastalarının bu hastalığa sahip olmayan kişilere göre % 40-60 erken ölmesidir. Bu sebeple mental hastalıklarla ilgili acil eyleme geçmek gereklidir. Ayrıca mental hastalıkların diğer hastalıklarla olan (özellikle kanser ve AIDS gibi uzun süreli hastalıklar) etkileşiminden bahsedilmiştir.

Planın 6 yaklaşımı vardır:

1) Evrensel kapsayıcı sağlık : Hiçbir dil,inanç,ırk, statü gözetmeksizin herkesin ulaşan ve ulaşılabilir olan bir sağlık hizmeti sağlamak.

2) İnsan hakları : İnsan haklarına uygun olarak düzenlenmiş ülke politikaları ve yasalar oluşturmak.

3) Kanıta dayalı yöntemler : Bilimsel yöntemler ile mental sağlığın iyileştirilmesi yönünde araştırmaları desteklemek.

4) Yaşam boyu yaklaşım : Doğum öncesi dönemden ölüme kadar süren bir mental sağlık hizmeti planı oluşturmak.

5) Multi sektörel yaklaşım : Çok sektörlü olarak mental sağlığın iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak.

6) Mental bozukluğu olan kişilerin desteklenmesi : Destekleme hem istihdam, eğitim gibi kişilerin sosyal hayatla bağlarını kuvvetlendirmek hem de mental sağlık problemi olan kimselerin doğru hizmetleri almalarına rehberlik etmek bağlamında ele alınmıştır.

Eylem Planı Hedefleri

Planın 2020 yılına kadar gerçekleşmesini beklediği 4 ana hedefi vardır. Bunlar şu şekilde ifade edilmiştir;

BİRİNCİ HEDEF

1.1Ülkelerin% 80'i uluslararası çerçevede zihinsel sağlık politikalarını / planlarını insan haklarına uygun olarak geliştirecek veya güncelleyecektir.

1.2 Ülkelerin %50 si mental sağlıkla ilgili yasalarını insan haklarına uygun olarak değiştirecek veya güncelleyecektir .

İKİNCİ HEDEF

Ağır zihinsel rahatsızlıklara yönelik hizmet kapsamı% 20 artmış olacaktır .

ÜÇÜNCÜ HEDEF

3.1: Ülkelerin% 80'inde zihinsel sağlık alanında en az iki adet ulusal, çok sektörlü destek ve koruma programı uygulanacaktır.

3.2 :Ülkelerde intihar oranı% 10 azaltılacaktır.

DÖRDÜNCÜ HEDEF

Ülkelerin% 80'i, ulusal sağlık ve toplumsal bilgi sistemleri yoluyla, her iki yılda bir temel akıl sağlığı göstergeler setini düzenli olarak toplayıp ve raporlayacaktır.

ULUSAL RUH SAĞLIĞI EYLEM PLANI (10)

Dünya Sağlık Örgütü’nün Mental Sağlık Eylem Planı’ndan hareketle ülkemizde bir ulusal ruh sağlığı eylem planı oluşturulmuştur. Bu eylem planının can alıcı noktası birçok farklı örgütün katkıda bulunması ve ortak bir amaç için söz sahibi olmasıdır. Rapora katkı sağlayanlar, Sağlık Bakanlığı Birimleri, Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği, Psikiyatri Hemşireler Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği, Şizofreni Dernekleri Federasyonu’ dur.

Ruh Sağlığı Hizmetlerinin Ülkemizdeki Genel Tablosu

Ülkemizde ruh sağlığı hizmeti % 53.5 ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde (RSHH), %27.2 Sağlık Bakanlığı’ na bağlı genel hastanelerde, %13.1 üniversite hastanelerinde ve % 6.2 özel sektörde verilmektedir. Ülke genelinde toplam 7356 psikiyatri yatağı mevcuttur ve 100 bin kişiye düşen psikiyatri yatak sayısı 10 civarındadır. Bu rakam Avrupa bölgesi ülkeleri arasındaki en düşük rakamdır .

İnsan gücü açısından ise, her 100 bin kişiye düşen ; ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı sayısı 2,2 , çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı sayısı 0.28 , psikolog sayısı 1,85 , sosyal çalışmacı sayısı 0,92’ dir. DSÖ Avrupa Bölge ülkeleri içinde 100 bin kişiye 12.9 ruh sağlığı uzmanı düşmektedir. Yine psikologlar açısından 100 bin kişiye Avusturya’da 63,3 , Finlandiya’da 47,2 ve Hollanda’da 38 psikolog düşerken, Sırbistan ve Makedonya 2 rakamı ile ülkemize en yakın sayıya sahiptir.

Ruh Sağlığı Hizmet Modeli Değişikliği

Dünya’da ruh sağlığı alanında üç farklı hizmet modeli bulunmaktadır: Hastane temelli model (Ülkemizde uygulanan model.), toplum temelli model, toplum- hastane denge modeli.

A) Hastane temelli model : Hastalara sunulan hizmeti poliklinik hizmetleri, alevlenme/atak sırasında hastaneye yatırılma, kimsesi olmayan ya da kimsesi olduğu halde bakıl(a)mayan hastaların 50-60 yıla kadar uzanan süreyle hastaneye yatırılıp bakımının sağlanmasına dayanan bir modeldir. Modelin sorunları; hastane yatak sayılarının ihtiyaca cevap verememesi ve yeni yatak ihtiyacının olması, yoğun talep sebebiyle meslek profesyonellerinin medikal tedaviye ek olarak psikososyal müdahalelerde bulunmak için zamanının olmaması ve tedavinin tam olarak gerçekleştirilememesi, dolup taşan hastanelerde insani ihtiyaçların karşılanamaması ( yeterli yatak, yeterli bakım personeli, yeterli tedavi materyali olmaması gibi. ) .

B) Toplum Temelli Model : Çok boyutlu bir yaklaşımdır. Hastalarla ilgili sorunu sadece tedavi boyutuyla düşünmemek gereklidir. Bu sorun sosyal, ekonomik, hukuki ve tıbbi boyutları olan bir sorundur.

Ülkemizde birçok ülkenin aksine politika, plan veya yürürlükteki yasalarda rehabilitasyon servislerinin gerekliliğine yer verilmemekte ve uygulamada rehabilitasyon merkezlerine erişen mental bozukluklu hasta yüzdesi bilinmemektedir. Mental bozukluğa sahip kişilerin genellikle başvuru yapabildikleri yerler 3. basamak sağlık hizmeti veren kurumlar olduğundan ve bu kurumların ulaşılabilirliği 1. Basamağa göre daha zor olduğundan birçok mental bozukluğu sahip kişinin yeterli mental sağlık hizmeti alamadığı düşünülmektedir.

Toplum temelli ruh sağlığı sistemi üç unsur üzerine kuruludur. Bunlar: hizmetin coğrafi temelli yapılandırılması ve ulaşılabilirliğinin arttırılması, hizmetin ekip anlayışıyla çok yönlü verilmesi ve her tanımlanmış bölgeye sorumlu toplum ruh sağlığı merkezi, bakım kurumları, koruyucu evler, korumalı işyerleri ve genel hastaneler içinde psikiyatri yataklarının açılması şeklindedir.

C) Toplum-Hastane Denge Modeli : Psikiyatri hastanelerini tamamen kapatmayı ve yataklı hizmetleri ülkeye yaymayı hedefleyen toplum temelli modelin maliyeti oldukça yüksektir. Bu sebeple ağır psikiyatrik hastaların tedavi ve rehabilitasyonunun toplum içinde sağlandığı ve hafif ruhsal hastalıklar için hizmetlerin aile hekimliği sistemine entegre edildiği bir yapılanma olması açısından ülkemize en uygun model toplum-hastane denge modeli olarak önerilmektedir.

YENİ ORGANİZASYON PLANI TEMELİNDE HEDEF VE AKTİVİTELER

1) Ruh Sağlığını Teşvik Etmek ve Geliştirmek

· Damgalama ve Ayrımcılığa Karşı Farkındalığın Oluşturulması :

Hastaların kendilerine saygısını azaltan, aile ve çevreyle ilişkisini bozan, sosyalleşmelerini engelleyen, özgürce yaşama ve çalışma haklarını ellerinden alan bir tutumdur. Eylem planı bu farkındalığın oluşması için dernekler, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşları, medya, meslek kuruluşları ve resmi organların hep birlikte hareket etmesini önermektedir.

· Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi :

Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi’nde kadına yönelik şiddet, “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme , zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlanmaktadır. Sağlık personelinin duyarlılığını ve yeterliğini geliştirmek, kayıt-bildirim ve izlem mekanizması oluşturmak , sektörler arası koordinasyon ve işbirliğini geliştirmek, toplumu bilinçlendirme çalışmalarına katkıda bulunmak gibi eylemler planlanmaktadır.

· Çocuk İstismarının Önlenmesi:

DSÖ’nün 2002 yılında yayınladığı rapora göre dünyada 18 yaşına kadar kız çocuklarının %25’i , erkek çocuklarının %8’i cinsel istismara uğramaktadır. Ülkemizde ise İstanbul’da 9-11. sınıfa giden 1871 kız öğrenci ile yapılan bir çalışmada bu öğrencilerin %11’I istemediği halde vücuduna dokunulduğunu, % 5 i cinsel ilişkiye zorlandığını , % 2’si ise ensest ilişkiye zorlandığını ifade etmiştir. Bu yüzdeler oldukça çarpıcı sayılardır ve sorunun büyüklüğünü gözler önüne sermektedir .

Çocuk istismarı için bildirim sistemleri ABD’de 1970’lerden beri işlevdeyken ülemizde henüz yeni yeni şekillenmektedir. Bildirimler alo 183, polis veya çocuk izlem merkezleriyle iletişim üzerinden gerçekleşmektedir. Yasal mevzuatta ihtiyaç duyulan yeni düzenleme çalışmalar planlanmaktadır .

· İntiharın Önlenmesi

İntihar özellikle 15-19 yaş arasında ilk 5 ölüm nedeninden biridir. Ayrıca araştırmalar intihar girişiminde bulunan kişilerin çoğunluğunun tanı konabilir bir ruhsal bozukluğu olduğunu göstermektedir. Konu ile ilgili detaylı bir eylem planı gereklidir.

· Afet ve Travmaların Ruhsal Sonuçlarının Önlenmesi

Krize müdahale için önceden hazırlık yapmak gerekir. “Hazırlanacak eylem planında kriz masasından başlayan ve olay yerine uzanan bir hiyerarşik yapılanma belirlenmeli, olay tiplerine göre kimin, neyi, ne zaman ve nasıl yapacağı tespit edilmelidir. “ (10)

2)Ruh Sağlığı Hizmetleri Veren Kurumlar Arasında Eşgüdümü Sağlamak

Ülkemizde ruh sağlığı hizmeti veren kurumlar arasındaki iletişim ve bilgi kopukluğunun giderilmesi özellikle gereklidir. RHSS’ler , hastaneler ve özel sektör arasında var olan eşgüdügüm sorunu ileride 1. basamağa da taşınması planlanan mental sağlık hizmetlerine de yansıyacaktır.

3) Ağır Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Tüm İhtiyaçlarını Karşılayan Bütüncül Bir Ruh Sağlığı Sistemi Kurmak

Özellikle toplum temelli rehabilitasyon, mental hastalığı olan kişilere sağlanacak bakım hizmetleri, bu kişilerin istihdamı üzerine kapsamlı eylemler gereklidir.

4) Ruh Sağlığı Hizmetlerinin Birinci Basamak Sağlık Kurumlarına Entegrasyonunu Sağlamak

Mental sağlık hizmetlerinde 3. basamağa ulaşmanın zorluğunu ortadan kaldırmak için bu hizmetlerin 1. basmağa entegrasyonu gereklidir. “İleride evde sağlık hizmetleri, toplum ruh sağlığı merkezleri, madde bağımlılığı toplum temelli tedavi merkezleri, gençlik evleri ve toplum merkezleri uygulamalarının daha yaygınlaşması planlandığından aile hekimleri ile bu merkezlerin koordineli çalışmaları gerekmektedir. “ (10)

5) Psikiyatri Yatak Sayısını Düzenlemek

Hem yatak sayısının 100 binde 13 civarına yükseltilmesi hem de yatakların kalite ve yeterliliklerinin arttırılması gereklidir.

6) Ruh Sağlığı Alanında Çalışan Sayısının Arttırılması

Ruh sağlığı alanında insan gücü açısından Avrupa bölgesi ortalamalarının çok altında bir ülkeyiz. Bu konu ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır.

7) Çocukluk ve Ergenlik Dönemine Yönelik Ruh Sağlığı Hizmetlerini İyileştirmek ve Geliştirmek

Günümüzde toplum merkezli çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri dört boyutlu olarak ele alınır : sosyal hizmetler (toplum merkezleri, bakım ve rehabilitasyon birimleri) , adalet (çocuk mahkemeleri ve eğitim evleri), eğitim ( okullar ve özel eğitim merkezleri), sağlık (ana çocuk sağlığı, çocuk ve ergen ruh sağlığı birimleri) . Tüm bu boyutların bir arada ele alınması gereklidir.

8) Ruhsal Özürlülere Verilen Hizmetlerin Kalitesini Artırmak

DSÖ’nün hedefi ağır zihinsel rahatsızlıklara yönelik hizmet kapsamı% 20 arttırmaktır. Buna uymak hedeflenmelidir.

9 )Bağımlılığı Önleme ve Tedavi İçin Hizmet Modeli Oluşturma

Bağımlılık toplum temelli olarak 4 boyutlu ele alınmalıdır: Tedaviye ulaşım, tedavide süreklilik, sektörler arası iş birliği, çevresel faktörlere müdehale. Bu dört boyutu da kapsayan bir hizmet modeli oluşturulmalıdır .

9) Ruh Sağlığı Alanındaki Hizmetlerde Denetim ve Kalite Değerlendirmesi

Uluslararası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile ruh sağlığı hizmeti veren kurumların denetimi yapılmalıdır. Ülkemizde yalnızca Bakırköy, Samsun, Elazığ ve Adana’daki RSHH’ler uluslararası bir komite olan Avrupa İşkence ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ya da Cezayı Önleme Komitesi tarafından denetlenmektedir ancak son denetim de 2006 yılında gerçekleşmiştir.

Ruh sağlığı hizmetlerinde ölçme, değerlendirme ve kalitede iyileştirmeye yönelik araştırmalar desteklenmeli, oluşturulacak ölçekler ile düzenli olarak, ruh sağlığı hizmeti veren kurumlar değerlendirilmeli ve veriler kayıt altına alınmalıdır.

11) Ruh Sağlığı Alanında Yasal Düzenlemeler Yapmak

Yasal düzenlemelerde iki sorun ortaya çıkmaktadır: İstemsiz yatış ve tedaviyi reddetme. İstemsiz yatışı kimin, kime, hangi durumda uygulayacağı net olarak belirli değildir. Ülkemizde “Psikiyatri hastaları açısından var olan yönetmelikte tartışmalı maddeler mevcuttur. Örneğin: Tedaviyi reddetme ve durdurma hakkının tariflendiği 25’nci maddede “Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir…” denilmektedir. Ancak ülkemizde ruh sağlığı alanında genel eğilim, hasta istemese dahi “zorla” tedavi edilmesi gerektiğidir ve uygulama da bu yöndedir.” (10)

DSÖ’nün eylem planının 1. hedefinden hareketle mental sağlıkla ilgili yasalarımızın insan haklarına uygun olarak değiştirilip güncellenmesi gereklidir.

KAYNAKÇA

İnternet Siteleri

1) http://gamapserver.who.int/mapLibrary/app/searchResults.aspx

2) http://www.who.int/mental_health/evidence/atlas/profiles/tur_mh_profile.pdf?ua=1&ua=1

3) http://www.who.int/mental_health/media/investing_mnh.pdf

4) http://www.who.int/mental_health/action_plan_2013/bw_version.pdf?ua=1

Yayınlar

5) Binbay T. ,Direk N. (2013), Türkiye’de Psikiyatrik Epidemiyoloji: Yakın Zamanlı Araştırmalarda Temel Bulgular ve Gelecek İçin Öneriler, Türk Psikiyatri Dergisi ,24

6) Binbay T., Ulaş H. , Elbi H., Alptekin K. (2010) Türkiye’de Psikoz Epidemiyolojisi: Yaygınlık Tahminleri ve Başvuru Oranları Üzerine Sistematik Bir Gözden Geçirme, Türk Psikiyatri Dergisi, 21

7) DSM 5, Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan, çev. Köroğlo E. , Hekimler Yayınbirliği,Ankara, 2014.

8) Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Türkiye Halk Sağlığı Raporu, 2012, 298-320

9) Sağlık Bakanlığı, Kronik Hastalıklar ve Risk Faktörleri Sıklığı Çalışması, Ankara, 2013

10) Sağlık Bakanlığı, Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı, Ankara, 2013


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!