Malign Meme Kanseri öncüsü lezyonlar

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Meme Kanseri Öncüsü Lezyonlar ve Genel Sınıflandırma
Malign meme kanseri öncüsü lezyonlar, oldukça kompleks ve heterojen bir gruptan oluşmaktadır. Literatürde insitu kanserler, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık %21’ini oluşturmaktadır. Bu lezyonlar temel olarak gelişim gösterdikleri bölgeye göre ikiye ayrılır: Süt kanallarından gelişenlere duktal kanser, süt üreten lobüllerden gelişenlere ise lobüler kanser adı verilmektedir.
Güncel patolojik yaklaşımlarda, hem süt kanalları hem de lobüller Terminal Duct Lobular Unit (TDLU) denilen yapının ortak parçaları olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle uzman patologlar, bu iki alt tipi sıklıkla No Special Type (NST) invaziv kanser olarak rapor etmektedirler.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Risk Sıralaması
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, kanser öncüsü lezyonlar risk düzeylerine göre azdan çoğa doğru şu şekilde sıralanmaktadır:
- FEA: Atipili düz epitel
- ADH ve ALH: Atipik Duktal Hiperplazi ve Atipik Lobüler Hiperplazi
- DCIS ve LCIS: Duktal karsinoma insitu ve Lobüler karsinoma insitu
DCIS ve LCIS, teknik olarak kanser kategorisinde yer almalarına rağmen malign (invaziv) kanser olarak tanımlanmazlar. Bu lezyonlar, hastalar arasında genellikle "iyi huylu kanser" olarak nitelendirilmektedir.
Lezyonların Tanımlanmasında Kritik Eşik: 2 mm Kuralı
Kanser öncüsü lezyonların sınıflandırılmasında en temel fark lezyonun boyutu ile belirlenmektedir. Bu ayrım klinik tanı açısından büyük önem taşır:
| Lezyon Boyutu | Tanımlama (Konuma Göre) |
|---|---|
| 2 mm Altındakiler | Atipik Duktal Hiperplazi (ADH) veya Atipik Lobüler Hiperplazi (ALH) |
| 2 mm Üstündekiler | Duktal Karsinoma İnsitu (DCIS) veya Lobüler Karsinoma İnsitu (LCIS) |
Tanı ve Tedavi Süreçlerinde Klinik Yaklaşım
Biyopsi sonuçlarında DCIS ve LCIS saptanan hastalarda, bu alanların cerrahi operasyon ile çıkarılması ve kesin tanının parafin bloklarda konulması gerekmektedir. Diğer lezyon türlerinde ise radyolojik ve patolojik yorumlamalar ışığında, hasta özelliklerine bağlı olarak takip veya eksizyon kararı verilebilir.
Lobüler karsinoma insitu (LCIS) vakalarında, pleomorfik alt tip hariç tutulmak kaydıyla kitabi olarak takip mümkündür. Ancak unutulmamalıdır ki; kalın iğne biyopsisi ile LCIS tanısı alan hastaların yaklaşık üçte birinde, eksizyon sonrası tanı değişebilmektedir.
Bu nedenle, pleomorfik LCIS dışındaki vakalarda şüpheli bölge çıkarıldıktan sonra tanı kesinleşirse tedavisiz takip uygulanabilir. Pleomorfik LCIS tanısında ise tedavi ve takip protokolleri, DCIS prosedürleri ile aynı şekilde yürütülmelidir.

