Laparoskopik cerrahi (kapalı ameliyatlar)

Laparoskopik cerrahi (kapalı ameliyatlar)

Laparoskopik cerrahi ile ameliyat kesisi boyutunun küçüldüğü, ameliyat sonrası ağrının azaldığı, hastanede kalma süresinin kısaldığı ve hızla iyileşmenin sağlandığı hastalar tarafından da öğrenilip tercih edilmesi, teknolojik ilerleme ve tıp endüstrisinin bu konu üzerine ağırlık vermesi, cerrahları laparoskopik cerrahide yeni arayışlara ve klasik ameliyat yöntemlerini sorgulamaya itmiştir. Hasta, cerrah ve teknolojik gelişmelerin oluşturduğu üçgen bu geçen 20 yıl içerisinde, klasik yöntemle yapılan bir çok ameliyatın laparoskopik yöntemle yapılmasına temel oluşturmuştur. Bugün, laparoskopik cerrahi yöntem, safra kesesi ve reflü cerrahisi için altın standart iken, apandisit, böbreküstü bezi, dalak, fıtıklar, kalın bağırsak cerrahisi, şişmanlık ameliyatlarında artan sıklıkla uygulanmaktadır.

Laparoskopik aletlerin kullanılabilmesi için ilk başlangıçta 10 mm ve 5 mm’lik olan trokar (vücuda giren ve içinden laparoskopik aletlerin geçtiği borular) çapları yeğlenirken, günümüzde önce 5 mm, sonra da 1.7 mm’ye dek bu çaplar düşmüştür. Tüm bu gelişmelere rağmen birçok cerrah halen 5 ve 10 mm’lik trokarlar ile çalışmayı yeğlemektedir. Bunda 10 mm’lik teleskoplar ile çok kaliteli görüntü alınabilmesi etkin olmaktadır. Laparoskopik cihazlarda tıbbın her alanında olduğu gibi her geçen gün baş döndürücü değişiklikler yaşanmaktadır. Günümüzde Genel Cerrahi gibi, Jinekoloji, Göğüs Cerrahisi, Üroloji, Pediatrik Cerrahi ve diğer cerrahi branşlarda endoskopik veya minimal invaziv cerrahi giderek artan sıklıkta kullanılmaktadır. En sık olarak uygulanan Laparoskopik girişimlerden olan safra kesesi ve apandisit ameliyatlarında değişik trokar giriş yerleri kullanılabilmektedir. Laparoskopik cerrahinin iyice gelişmesi sonucunda robotik cerrahi uygulamaları giderek artan bir sıklıkta Genel Cerrahi pratiğine girmektedir.

Karaciğer, safra kesesi ve safra yolları hastalıkları

Laparoskopik safra kesesi ameliyatı safra kesesinin çıkartılması için ilk tercih edilen ameliyat tekniği olmuştur. Burada bazı hastaların sorduğu gibi, safra kesesinin içindeki taş değil, safra kesesi organının tamamı alınmaktadır. Bir çok geniş vaka serisi analizlerinde laparaskopik cerrahi yöntemin açık yönteme göre belirgin üstünlükleri gösterilmiştir. Bu yöntemin en önemli dezavantajı safra yollarının yaralanmasının açık safra kesesi ameliyatlarına oranla 2-3 kat daha fazla olmasıdır. Bu alanda, deneyimlerin artması ve teknolojik gelişmeler sayesinde, son serilerde bu komplikasyon oranını % 0,1- 0,2 düzeylerine indirmiştir. İlk yıllarda laparoskopik safra kesesi ameliyatı için mutlak kontrendikasyon kabul edilen akut safra kesesi iltihabı gibi bazı klinik durumlarda bugün güvenli bir şekilde uygulanmaktadır. Laparoskopik cerrahi için mutlaka genel anestezi uygulanması gerektirmektedir. 

Karaciğerin paraziter ve nonparaziter kistlerinde ise laparoskopik cerrahi güvenli bir şekilde uygulanmaktadır. Karaciğer kist hidatiğinin laparoskopik cerrahi tedavisinin dünyadaki ilk öncülerinin ülkemizde olması, bu yeni cerrahi yöntemin ülkemiz cerrahları tarafından da hızla benimsendiğini ve uygulandığının en iyi göstergesi olduğu düşüncesindeyim.

Akut Apandisit

Apandisit en sık yapılan genel cerrahi ameliyatı olmasına rağmen laparoskopik apandisit ameliyatı laparoskopik safra kesesi ameliyatı kadar yaygın kullanılmamaktadır. Özellikle kadın hastalarda üreme organlarına ait bazı sorunların ayırt edilmesi açısından laparoskopi büyük bir üstünlük sağlamaktadır.

Kasık fıtığına laparoskopik cerrahi yaklaşım

Laparoskopik kasık fıtığı cerrahisi, 1990’da Schultz ve ark.’ları tarafında tarif edilen fıtık kesesi içine polypropylene adlı bir yama tıkayarak başlamıştır. Fakat bu yöntemde nüks oranlarının yüksek olması nedeniyle modifikasyona giderek tıkaçın üzerinede yama uygulaması yapmışladır. Günümüzde fıtık cerrahisinde iki laparoskopik fıtık onarım tekniği kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi, ‘transabdominal (karın içi) preperitoneal’ (TAPP) yaklaşım, diğeri ise balonlu trokarların kullanılmaya başlanılması ile beraber geliştirilen ‘total ekstraperitoneal’ (TEP – karın dışı) yaklaşımdır. Bu son uygulamada, periton içine girilmediğinden ve açık cerrahi prensiplere daha yakın olması nedenleriyle dolayı daha fazla tercih edilmektedir. Biz de Biga Can Hastanesi’nde bu yöntemi uygulamaktayız. Her iki yöntemde cerrahi ekibin kasık anatomisine hakim olmasını ve deneyim kazanması gerektirmektedir. Teknik genel anestezi altında yapılmaktadır.

Bu makale 9 Mart 2021 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Op. Dr.Yüksel Arslan, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayıp Genel Cerrahi uzmanı olmuştur.

Branşı ile ilgili olan tüm hastalıkların tıbbi tedavilerini veya ameliyatlarını yapmaktadır.
Özellikle guatr, laparoskopik (kapalı) fıtık, laparoskopik safra kesesi, anal fissür, anal fistül, hemoroid, pilonidal sinüs ameliyatları açısından yoğun tecrübeye sahiptir.
Mide endoskopisi ve kolonoskopiyi de rutin olarak uygulamaktadır.

Op. Dr.Yüksel Arslan, Mesleki çalışmalarına Özel Biga Can Hastanesi'nde devam etmektedir.

Etiketler
Laparoskopi süresi
Op. Dr. Yüksel Arslan
Op. Dr. Yüksel Arslan
Çanakkale - Genel Cerrahi
Facebook Twitter Instagram Youtube