Doktorsitesi.com

KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR VE SAĞLIKLI YAŞAM

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
3 Nisan 201982 görüntülenme
Randevu Al
KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR VE SAĞLIKLI YAŞAM
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kötü Alışkanlıklar Sağlıklı Bir Yaşamın Parçası Olabilir mi?

Gandhi’nin meşhur sözünde belirttiği gibi; söylediklerimiz düşüncelerimize, düşüncelerimiz ise kaderimize dönüşür. Ancak modern psikoloji çerçevesinde bakıldığında, toplum tarafından kötü alışkanlık olarak nitelendirilen bazı davranışların, dozunda olduğu sürece sağlıklı bir yaşamın parçası olabileceği görülmektedir.

İnsanın evrimsel mirasında yer alan Eros (yaşam içgüdüsü) ve Thanatos (ölüm içgüdüsü) gibi temel dürtüler, hayatta kalma amacına hizmet eder. Dağınıklık, tembellik veya dedikodu gibi davranışlar, aslında bireyin içindeki saldırgan ve yıkıcı dürtüleri dolaylı yoldan boşaltarak bir denge kurmasına yardımcı olur. Bu alışkanlıklar; başarısızlık korkusu veya yeterince iyi olamama gibi bilinçaltı çatışmaların bastırılmasında birer mekanizma görevi görebilir.

Alışkanlıkların Psikolojik Dinamikleri ve İkincil Kazançlar

Toplum beklentilerine uymayan davranışlar, birey için fark edilmek ve önemli hissetmek gibi ikincil kazançlar sağlayabilir. Sağlıklı bir psikolojik yapı için her insanın zaman zaman mükemmeliyetçilikten ve aşırı kontrolden vazgeçmeye ihtiyacı vardır.

  • Mükemmeliyetçilikten kaçınmak: Kontrolü bırakıp ana odaklanmayı sağlar.
  • Duygusal deşarj: İçsel enerjinin sağlıklı bir şekilde boşaltılmasına yardımcı olur.
  • Farkındalık: Davranışların altında yatan nedenleri anlamak kişisel gelişimi destekler.

Kaytarmak, Dedikodu ve Tembellik Zekayı Geliştirir mi?

Psikolojik açıdan bakıldığında, her alışkanlığı aynı kefeye koymamak gerekir. Örneğin; tırnak yeme davranışı bir Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) belirtisidir ve bastırılan yoğun kaygının bedensel bir ritüelle azaltılma çabasıdır; bu nedenle tedavi edilmelidir.

Öte yandan, bazı "olumsuz" davranışların zihinsel süreçlere katkısı bilimsel araştırmalara konu olmuştur:

  1. Kaytarmak ve Tembellik: En az enerjiyle en fazla işi yapma arayışı, insanın zekasını geliştirmesine ve yeni araçlar/yöntemler keşfetmesine olanak tanır.
  2. Dedikodu: İlk insanlardan beri bir iletişim biçimi olan dedikodunun, toplumsal işbirliği ve grup davranışını şekillendirdiği bilimsel olarak ispatlanmıştır.
  3. Geç Kalmak: Bu durum genellikle mazeret üretme ve yaratıcı çözüm bulma süreçlerini tetikleyebilir.

Dağınıklık ve Yaratıcılık Arasındaki İlişki

Masası dağınık olan kişilerin karmaşık meselelerin üstesinden daha rahat geldiği iddiası, kişisel alanın korunması ve özerklik çabasıyla ilgilidir. Sürekli derli toplu olan ve tüm sosyal kurallara harfiyen uyan bireyler, kendilerini sistemin bir parçası olarak görüp yaratıcılıklarının köreldiğini hissedebilirler.

DavranışPsikolojik KarşılığıPotansiyel Faydası
DağınıklıkÖzerklik ve özgürlük alanıYaratıcılık ve verimlilik artışı
Sakız ÇiğnemekEnerji boşaltımı ve rahatlamaOdaklanma ve stres yönetimi
TembellikEnerji tasarrufuPratik çözüm üretme yeteneği

Sakız çiğnemek konusuna gelince; bu durumun doğrudan bir özgüven göstergesi olduğu söylenemez. Özgüven, kişinin yaptığı işte kendini yeterli bulması ve zorlukları aşabileceğine dair içsel inancıdır. Ancak sakız çiğnemek, bireyin enerjisini boşaltarak daha rahat ve üretken olmasına katkı sağlayabilir.

Davranışların İşlevselliği: İyi ve Kötü Kavramı

İnsanlık tarihi boyunca "iyi" ve "kötü" kavramları sürekli değişim göstermiştir. Bu bağlamda, bir davranışı mutlak kötü olarak nitelemek yerine işlevsel olan veya olmayan şeklinde değerlendirmek daha doğrudur.

Eğer bir kişi sergilediği davranışla ilgili yüksek bir farkındalığa sahipse, kar-zarar hesabını doğru yapabiliyorsa ve davranışının sorumluluğunu üstlenebiliyorsa, bu durum onun iyiliğine hizmet edebilir. Önemli olan, alışkanlıkların bireyin hayat kalitesini bozmadan, mevcut duruma uygun şekilde yönetilebilmesidir.

Etiketler

AlışkanlıkAlışkanlıklarSağlıklı yaşamköti alışkanlıklar

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

1983-1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve eğitmenlik formasyonu eğitimini tamamlayan Kemal Özcan, çok sayıda seminer ve eğitimlerle alandaki çalışmalarını sürdürdü. Katıldığı seminer ve eğitimler arasında; Belçika’da “Practitioner NLP” (2008-2009), Gerald Weeks ile “Evlilik ve Çift Terapisi”, Vamık N. Volkan ile “Dinamik Yönelimli Psikoterapi”. CİSED tarafından düzenlenen “Aile Danışmanlığı”, “Cinsel Terapi Eğitimi”, “Holistik Evlilik ve Çift Eğitimi” konulu eğitimler, Gerald Weeks ile “İleri Düzey Evlilik ve Çift Terapisi”, Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nden YÖK onaylı 450 saatlik Aile Danışmanlıǧı ve 3 yıl süren ‘’Dinamik yönelimli psikoterapi’’ eğitimleri, yer alıyor. Ayrıca göç idaresi Başkanlığı’’nda ‘’Göç ve göçmen psikolojisi’’ konusunda uzmanlara eğitimler verdi. Ankara Üniversitesi ‘de “Evlilik doyumu ile cinsel doyumun birbirine etkileri” üzerine yüksek lisans yapmıştır. Şema Terapi, EMDR, NLP, Evlilik terapisi, cinsel terapi konularında uygulayıcı eğitimleri almıştır. Evlilik ve Çift Terapisi, Cinsel Terapi, Çözüm odaklı terapi konularında eğitimler vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.