Doktorsitesi.com

Kontrolsüz Yeme Davranışı: Karnınız mı yoksa ruhunuz mu aç?

Psk. Handan Horasan
Psk. Handan Horasan
24 Mayıs 2016206 görüntülenme
Randevu Al
Kontrolsüz Yeme Davranışı: Karnınız mı yoksa ruhunuz mu aç?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kontrolsüz Yemek Yeme Davranışının Kökenleri

Günümüzde süregelen kilo problemi yaşayan ve kontrol edemediği sağlıksız yeme davranışlarından şikayet eden bireylerin sayısı hızla artmaktadır. Bu noktada asıl üzerinde durulması gereken temel mesele, bu davranışın kaynağı ve neden kalıcı olarak çözümlenemediğidir. Konunun uzmanları tarafından değerlendirildiğinde, yeme eyleminin sadece fiziksel bir ihtiyaçtan öte, derin psikolojik kökenleri olduğu görülmektedir.

Toplumsal Baskı ve Beden Algısının Benlik Saygısına Etkisi

Artan toplum baskısı ve bedene yapılan yatırımlar, insanlara güzel olmanın yolunun yalnızca zayıf olmaktan geçtiği düşüncesini aşılamaktadır. Özellikle kadınları hedef alan bu algı ve beraberinde getirdiği baskı, bireylerin benlik saygısını ve özgüvenlerini kaybetmelerine neden olmaktadır. Bu durum, sosyal hayattan mesleki yaşama kadar pek çok alanda bireyin özgürlüğünü kısıtlayan bir unsura dönüşmektedir.

Psikolojik Kaynaklı Yeme Döngüsü ve Suçluluk Duygusu

Klinik değerlendirmelerde kilo alımına dair herhangi bir fiziksel bulguya rastlanmaması, problemin psikolojik kaynaklı olduğunun en net göstergesidir. Kişi, kontrolsüz ve sağlıksız yeme davranışının önüne geçemediğinde; "yemenin önüne geçemiyorum" veya "bir bakmışım bir sürü şey yemişim" gibi ifadelerle kendisini suçladığı bir döngüye girmektedir. Bu suçluluk duygusu kişiyi davranıştan alıkoymamakta, aksine daha fazla yemek ve daha fazla suçluluk şeklinde bir kısır döngü yaratmaktadır.

Yemek Yeme Davranışını Tetikleyen Temel Faktörler

Kontrolsüz yemek yeme davranışı, aslında bireyin karşılaştığı zorluklarla bir baş etme yöntemi olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu davranışı tetikleyen başlıca unsurlar şunlardır:

  • Aile içinde yaşanan problemler
  • İş hayatının getirdiği sorumluluklar ve stres
  • Toplum baskısı ve beklentiler
  • Depresif durumlar ve mod bozuklukları
  • Uyku düzensizliği

Duygusal Boşluk ve Kaygı Yönetimi

Açığa çıktığında kişiyi huzursuz edecek her türlü duygu ve dürtünün bastırılması, yeme davranışını tetikleyebilir. Kaygı yaratan durumlarda bu kaygıyı azaltmak amacıyla aşırı yemek yeme davranışı sergilenmesi sık rastlanan bir durumdur. Yemek yemeyi bir "içe alma" eylemi olarak kabul edersek, kendimize şu kritik soruyu sormalıyız: "Hangi boşluğu yiyeceklerle dolduruyoruz?"

Farkındalık İçin Kendinize Sormanız Gereken Sorular

Davranışlarınız üzerindeki farkındalığı artırmak için aşağıdaki durumları analiz etmeniz büyük önem taşır:

Durum AnaliziDeğerlendirme Sorusu
ZamanlamaHangi durumlarda daha kontrolsüz yemek yiyoruz?
Duygu DurumuStres anında mı yoksa tam tersi durumlarda mı yiyoruz?
SonuçYemek yedikten sonra ne hissediyorsunuz; mutluluk mu, suçluluk mu?

Hayat arkadaşınızdan ayrıldığınızda veya bir işiniz yarım kaldığında kontrolsüzce yemek yeme isteği duyabilirsiniz. Bu ve benzeri olumsuz durumlarda şu soruyu sormanız yararınıza olacaktır: Karnınız mı aç, ruhunuz mu?

Etiketler

Yeme bozukluklarında psikolojik nedenlerYeme bozukluklarında psikolojik tedaviKontrolsüz yeme bozukluğu nedir?Yeme bozuklukları ve psikoloji ilişkisiYeme bozuklukları psikolojik sorunların habercisi midir?

Yazar Hakkında

Psk. Handan Horasan

Psk. Handan Horasan

Psk. Handan HORASAN, 29 Ekim 1990 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Lise öğrenimini 2008 yılında Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi’nde bitirdikten sonra aynı yıl burslu olarak Bahçeşehir Üniversitesi, Psikoloji Bölümü’nü kazanmıştır. Lisans eğitimini 2013 yılında başarıyla tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. 2014 yılında Maltepe Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında başladığı Yüksek Lisans eğitimine ise halen devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.