Doktorsitesi.com

Klinik Psikiyatri

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
20 Haziran 2025169 görüntülenme
Randevu Al
The relationships among impulsivity, anxiety sensitivity, and severity of social anxiety disorder Dürtüsellik ve anksiyete duyarliliði özelliklerinin sosyal anksiyete bozukluðu'nun şiddeti ile ilişkisi
Klinik Psikiyatri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikiyatri ve Klinik Psikolojide Güncel Araştırmalar ve Bulgular

Bu içerik, modern psikiyatri ve klinik psikoloji alanında gerçekleştirilen; Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB), şizofreni hastalarına bakım verenlerin yaşadığı zorluklar, menopozun etkileri, sağlık çalışanlarında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve çocuklarda dijital bağımlılık gibi kritik konuları ele alan kapsamlı araştırma özetlerini içermektedir. Yapılan çalışmalar, bireylerin ruh sağlığını etkileyen faktörleri ve bu süreçlerin klinik yansımalarını bilimsel veriler ışığında ortaya koymaktadır.

Sosyal Anksiyete Bozukluğunda Dürtüsellik ve Anksiyete Duyarlılığı

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB) olan bireylerde dürtüsellik ve anksiyete duyarlılığı özelliklerinin incelenmesi, hastalığın şiddetini anlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Yapılan araştırmalar, SAB tanısı almış hastaların, sağlıklı kontrol grubuna kıyasla hem dürtüsellik hem de anksiyete duyarlılığı puanlarının anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermektedir.

Klinik Bulgular ve Korelasyonlar

Araştırma sonuçlarına göre, Anksiyete Duyarlılığı İndeksi (ADI-3) puanları ile Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği (LSFBÖ) puanları arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Özellikle bilişsel ve toplumsal alt ölçeklerdeki duyarlılık arttıkça, sosyal anksiyete belirtilerinin de şiddetlendiği görülmektedir. Öte yandan, dikkat dürtüselliği ile sosyal kaçınma belirtileri arasında negatif bir korelasyon bulunması, bu hastaların klinik tablolarındaki karmaşıklığı vurgulamaktadır.

Şizofreni Bakım Verenlerinde Bakım Yükü ve Yaşam Kalitesi

Şizofreni gibi kronik ruhsal hastalıklar, sadece hastayı değil, ona birincil bakım veren kişileri de derinden etkilemektedir. Bakım yükü, bakım verenlerin ekonomik, sosyal ve psikolojik alanlarda yaşadığı zorlukları tanımlayan bir kavramdır. Bu yükün artması, bakım verenlerin genel yaşam kalitesini doğrudan olumsuz etkilemektedir.

Bakım Yükünü Etkileyen Faktörler

Bakım verenlerin sosyo-demografik özellikleri ile algıladıkları yük arasında belirgin ilişkiler mevcuttur. Araştırma bulguları şu şekildedir:

  • Eğitim Düzeyi: Okuryazar olmayan bakım verenler, yükseköğrenim mezunlarına göre daha fazla bakım yükü hissetmektedir.
  • Gelir Durumu: Aylık gelir azaldıkça algılanan ekonomik yük ve toplam bakım yükü artış göstermektedir.
  • Sosyal Destek: Bakım sürecinde destek alamayan kişilerde tükenmişlik ve psikolojik sorunlar daha sık görülmektedir.
DeğişkenEtki YönüEtkilenen Alan
Bakım Yükü ArtışıNegatifFiziksel ve Psikolojik Sağlık
Gelir ArtışıPozitifÇevresel Yaşam Kalitesi
Eğitim SeviyesiPozitifSosyal İlişkiler ve Psikolojik Durum

Sağlık Çalışanlarında Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Tükenmişlik

Acil servis ve yoğun bakım üniteleri (YBÜ), çalışanların sürekli olarak travmatik olaylara tanıklık ettiği yüksek riskli alanlardır. Bu birimlerde görev yapan personelde Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), anksiyete ve depresyon görülme sıklığı toplum geneline göre oldukça yüksektir.

Birimlere Göre TSSB Yaygınlığı

Araştırmada elde edilen verilere göre, TSSB oranları çalışma alanlarına göre şu şekilde dağılım göstermektedir:

  1. Acil Servis Çalışanları: %23.6
  2. Yoğun Bakım Çalışanları: %15.8
  3. Kontrol Grubu: %6

Acil servis çalışanlarının, çocuk ölümleri, parçalanmış bedenler ve hasta yakınlarının sözel/fiziksel saldırıları gibi ekstrem durumlara daha sık maruz kalması, bu gruptaki riskin daha yüksek olmasını açıklamaktadır. Stresle başa çıkma tarzları ve kurumsal destek mekanizmaları, bu çalışanların ruh sağlığını korumada hayati rol oynamaktadır.

Bipolar Bozukluk ve Cinsel İşlev Bozuklukları

Bipolar bozukluk tanılı hastalarda, remisyon döneminde dahi cinsel işlev bozuklukları sık karşılaşılan bir sorundur. Bu durum hem hastalığın doğasından hem de kullanılan duygudurum dengeleyici ve antipsikotik ilaçların yan etkilerinden kaynaklanabilmektedir.

Prolaktin Düzeyi ve İlaç Etkileşimi

Antipsikotik kullanımı, özellikle kadın hastalarda prolaktin düzeylerini yükseltme eğilimindedir. Ancak araştırmalar, cinsel işlev bozukluklarının her zaman sadece prolaktin yüksekliği ile açıklanamayacağını, hastalığın süresi ve ilaç kombinasyonlarının da etkili olduğunu göstermektedir. Kadın hastaların dokunma, doyum ve anorgazmi alanlarında; erkek hastaların ise prematür ejakülasyon ve empotans alanlarında daha fazla sorun yaşadığı saptanmıştır.

Çocuklarda Bilgisayar Oyun Bağımlılığı ve Risk Faktörleri

Dijitalleşen dünyada çocuklarda görülen bilgisayar oyun bağımlılığı, sosyal ve duygusal gelişim önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu bağımlılığın gelişiminde aleksitimi (duyguları tanımlama güçlüğü) ve sosyal anksiyete en önemli yordayıcılar arasında yer almaktadır.

Bağımlılığı Tetikleyen Unsurlar

  • Cinsiyet: Erkek çocuklarda oyun bağımlılığı düzeyleri kız çocuklarına göre anlamlı derecede yüksektir.
  • Duyguları Tanımlama Güçlüğü: Kendi hislerini fark edemeyen veya adlandıramayan çocuklar, sanal dünyanın mekanik etkileşimine daha fazla sığınmaktadır.
  • Sosyal Kaçınma: Gerçek hayatta sosyal değerlendirilme korkusu yaşayan çocuklar, oyunları bir kaçış mekanizması olarak kullanmaktadır.

Çocukluk Çağı Travmaları ve Uzun Dönemli Etkileri

Çocukluk döneminde maruz kalınan fiziksel, duygusal veya cinsel kötüye kullanım, yetişkinlikte bilişsel çarpıtmalar ve yalnızlık eğilimini artırmaktadır. Travma öyküsü olan bireyler, özellikle kişilerarası ilişkilerde "yakınlıktan kaçınma" ve "zihin okuma" gibi hatalı düşünce kalıpları geliştirebilmektedir.

Psikolojik Sağlamlık ve Müdahale

Araştırmalar, çocukluk çağı örselenme yaşantılarının yalnızlık düzeyinin %17'sini açıkladığını göstermektedir. Bu noktada, bireyin psikolojik sağlamlığı koruyucu bir faktör olarak devreye girebilir. Terapi süreçlerinde bu travmatik geçmişin ve bilişsel şemaların yeniden yapılandırılması, bireyin sosyal uyumunu artırmak için elzemdir.

Kendilik (Self) Kavramının Nörobiyolojik Temelleri

Kendilik problemi, hem felsefenin hem de sinirbilimin ortak çalışma alanıdır. Güncel çalışmalar, kendilikle ilgili süreçlerin beynin Kortikal Orta Hat Yapılarında (CMS) işlendiğini ortaya koymaktadır. Bu yapılar, içsel ve dışsal uyaranlar arasında bağlantı kurarak bireyin süreklilik ve bütünlük hissini (kişisel kimlik) oluşturmasına yardımcı olmaktadır.

Yazar Hakkında

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Ali Dursun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde çalışmalarda bulundu. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ve Prof. Dr. Okan Bülent Yıldızla diyabet konusunda çalışmalar yaptı.
GATA' da Prof.Dr. Mustafa Ulubay ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Beslenmesinde çalışmalar yaptı.
Gelişimime katkı sağlamak amacıyla Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyenliği, Obezite veya Diyabet Tedavisine Güncel Yaklaşımlar, Sezgisel Yeme Psikolojik beslenme bozuklukları gibi birçok eğitim ve kurs programına katıldım.
Şuan da online ve yüz yüze olarak, kilo yönetimi ve hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi hizmetlerimin yanında mide balonu, mide botoksu, sleeve gastrektomi (tüp mide) ve gastrik bypass (MGB, RYGB) olmak üzere obezite cerrahisi alanında hizmet vermektedir.
Şuanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi Psikiyatri Prof.Dr.Cengiz Kılıç ile birlikte psikolojik tez makale çalışmalarına devam etmektedir
Prof.Dr.Deniz Demiryürekle birlikte Akupunktur,Mezoterapi üzerine çalışmalar devam etmektedir.
Hacettepe üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Prof Asistanı olarak hizmet vermektedir.(Yarın resmi olarak duyurulacaktır)
Hastanemizin Erişkin,Çocuk hastalıklarındaki yaptığımız tedavi çalışmaları devam etmektedir.
En yakın zamanda @hacettepeichastalklar7316 ve @hacettepe.ichastaliklari: hesaplarında aktif şekilde çalışmalar başlayacaktır.
Misyonumuz;
Toplum sağlığının korunması, bireye en üst düzeyde uzmanlaşmış, kaliteli tanı ve tedavi hizmetini, çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi buluşturarak vermek yanında, üstün nitelikli ve evrensel standartlarda eğitim, öğretim ve araştırma yapılması için gerekli altyapı desteğinin sağlanmasını amaçlar.
Vizyonumuz;
En ileri bilgi ve teknolojinin, yeterli ve tatmin edici düzeyde, zevkli bir ortam içinde sunulduğu, Yönetimiyle örnek bir model oluşturan, Uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen, Hasta ve çalışan memnuniyetinin mükemmele ulaştığı, Lider sağlık kuruluşu üyesi olmaktır.
Değerlerimiz;
Özenli, Çalışkan, Güler yüzlü ve Saygılı olmaktır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.