Doktorsitesi.com

Kızıldeniz psikolojisi ve ego ya da nefs üzerine

Prof. Dr. Akif Tan
Prof. Dr. Akif Tan
29 Ocak 2024135 görüntülenme
Randevu Al
Kızıldeniz psikolojisi ve ego ya da nefs üzerine
Kızıldeniz psikolojisi ve ego ya da nefs üzerine
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tasavvuf ve Batı Psikolojisinde Ego Kavramı

Batı psikolojisi literatüründe ego olarak tanımlanan kavram, İslam tasavvufunda geniş bir perspektifle nefs terimiyle karşılanır. Tasavvuf disiplini, nefsi derinlemesine inceleyerek yedi temel mertebede ele alır. İnsanın hakikat arayışı, en alt basamak olan nefsi emmare (kötülüğü emreden nefs) ile başlar; levvame, mülhime, mutmaine, raziye ve marziye makamlarından geçerek safiye (kemal) mertebesine ulaşma yolculuğudur.

Bu süreç, zamanla doğrusal artan bir gelişimden ziyade, kul ile yaratıcı arasındaki perdelerin aralanmasıdır. Nitekim bir kutsi hadiste belirtildiği üzere: "Sizinle benim aramda yetmiş bin perde olsa da benimle sizin aranızda hiçbir perde yoktur."

Robert Frager ve Nefsi Emmare Analizi

Kaliforniya Üniversitesi "Ben Ötesi Psikolojisi" Departmanı Başkanı Robert Frager, Batı psikolojisindeki narsistik ego ile tasavvuftaki nefsi emmare arasındaki paralellikleri eserlerinde detaylandırmıştır. Frager, Kuran-ı Kerim ve Tevrat'ta yer alan İsrailoğullarının Mısır'dan çıkış kıssasını psikolojik bir tefsirle ele alır. Bu kadim öykü, bireyin kendi iç dünyasındaki zalim nefsin elinden kurtulma sürecinin bir alegorisidir.

Hz. Musa ve Firavun: İçsel Bir Mücadele

Kıssada yer alan karakterler ve olaylar, insan psikolojisindeki farklı yapıları temsil eder:

  • Firavun: Mısır'dan çıkışa izin vermeyen, baskıcı ve hükmedici zalim nefsi simgeler.
  • Hz. Musa: İnsanı kölelikten özgürlüğe, karanlıktan aydınlığa ulaştıracak olan ilahi elçiyi ve vicdanı temsil eder.
  • İsrailoğulları: Nefsin tahakkümü altında özgürleşmeyi bekleyen insan ruhunu ifade eder.

Tasavvufi bakış açısına göre, çevre ve zamanla oluşan yapay kimlik duygusu (ego), hakikatin üzerini örterek insanı sadelikten koparır. Nefsi emmarenin gücünü kırmak için ilahi inayete ihtiyaç duyulduğu unutulmamalıdır.

Kızıldeniz'in Yarılması: Teslimiyet ve Cesaret

Psikolojik analizde İsrailoğullarının Kızıldeniz'e girmesi, büyük bir teslimiyet ve iman sınavıdır. Bilinenin güvenliğinden bilinmeyenin belirsizliğine adım atmak, nefisle mücadelede kritik bir eşiktir. Bazı rivayetlere göre deniz, ancak ilk kişi tam bir inançla adımını attığında yarılmıştır. Bu durum, nefsin kontrolünden çıkmak için gereken cesareti ve "rüyadan tam anlamıyla uyanmayı" simgeler.

KavramAlegorik Karşılığı
Mısır OrdusuNefsin sayıca ve güççe üstün görünen orduları
İsrailoğullarıHakikat yolunda zayıf ama istekli olan ruh
Altın BuzağıDünyevi kaygılara ve eski alışkanlıklara geri dönüş
40 Yıl Çöl YolculuğuKölelik izlerinin silinmesi ve nefsin terbiyesi için gereken süreç

Modern Psikoloji ve Tasavvufun Kesişme Noktası

Freud ve Jung'un tanımladığı id ve ego kavramları, günümüzde Osho ve Eckhart Tolle gibi spiritüalistler tarafından farklı bir yöntemle ele alınmaktadır. Bu görüşe göre, ego ile doğrudan savaşmak yerine mücadelesizlik ve farkındalık yoluyla onu aşmak mümkündür. Doğrudan mücadele etmek, bazen "önemli bir şeyle savaşıyorum" hissi yaratarak egoyu daha da besleyebilir (ego hipertrofisi).

Bu modern yaklaşım, İslam tasavvufundaki şu kadim formülle tam bir uyum içerisindedir:

  1. Terki dünya: Dünyevi hırsları bırakmak.
  2. Terki ukba: Ahiret beklentisini dahi bir kenara koymak.
  3. Terki terk: Terk etme eyleminin kendisinden bile vazgeçerek mutlak teslimiyete ulaşmak.

Sonuç olarak, Hz. Musa ve Firavun kıssası sadece tarihsel bir vaka değil; her insanın kendi iç dünyasında her an deneyimlediği, nefsin esaretinden ruhun özgürlüğüne giden yolun haritasıdır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Akif Tan

Prof. Dr. Akif Tan

Prof. Dr. Akif Tan, 1961 yılında Ankarada doğdu.Babası A.Ulvi, annesi Ayla hanım.Ablası Handan 1960'ta kardeşi Sercenk 1972'de dünyaya gelmişlerdi.Babasının subay olması nedeni ile ilkokul ve ortaokulu çeşitli yerlerde okudu. 1976 yılında lise 2. sınıftan Kuleli Askeri Lisesi'ne girdi. Buradan mezun olduğunda Harp Okulu'na gitmek istemesine karşın, önceleri hiç istemeyerek daha sonraları büyük bir zevkle İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne devam etti. Tam İstanbul'u ve dünyayı tanıyordu ki Gülhane Tıp Fakültesi'ne 5. sınıftan nakledildi. 1985 yılında Tabip Teğmen olarak orduya katıldı. Aynı yıl Dilek Şekeroğlu ile tanıştı ve çok sevdi. 1986 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ni bitirdi. O sene Edirne'ye tayin oldu ve Dilek ile nişanlandı. 1987 yılının eylül ayında evlendi.1988 yılında güzel kızı İlayda doğdu.Kıta tabibi ve sıhhiye bölük komutanlıklarında bulunup 1990 yılında GATA da genel cerrahi uzmanlık öğrenciliğini kazandı.Yoğun ihtisas yıllarında oğlu Uluhan dünyaya geldi. 1994 yılında uzman olarak Şırnak cerrahi Hastanesi'ne Başhekim olarak atandı. O zamanın zor şartlarına rağmen mesleğinin en güzel ,en zor,en verimli yıllarını burada geçirdi. 1996 yılında GATA Genel Cerrahi ABD'de yardımcı doçentliğe başladı. 2000 yılında bu fakülteye karşı duyduğu güvensizlik nedeni ile kendi isteği ile ayrılarak Gümüşsuyu Asker Hastanesine (İstanbul)uzman olarak atandı.Bilimsel çalışma ve tecrübelerini değerlendirmek amacı ile doçentlik imtihanına müracaat etti. Genel Kurmay Başkanlığının uygun görmemesine rağmen imtihana girdi ve kazanarak doçent oldu.2004 yılında mecburi hizmetini tamamlar tamamlamaz Kıdemli Albay rütbesinde silahlı kuvvetlerden emekli oldu. 2005 yılında Medipol Hastanesinde çalışmaya başladı ve 2012 yılında Medipol Üniversitesi Tıp fakültesi Genel cerrahi bilim dalında profesörlüğe atandı.1Haziran 2023 tarihi itibariyle bu kurumdan ayrılarak Özel Lifemed Tıp Merkezi'nde göreve başlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.