KENDİLERİNE ZARAR VEREN ERGENLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Ergenlerde Kendine Zarar Verme Davranışının Analizi
Psikolojik yardım süreçlerinde terapistliğini üstlendiğim, kendine zarar veren ergenlerde gözlemlenen klinik bulgular belirli ortak özellikler etrafında şekillenmektedir. Bu davranışlar genellikle bir imdat çağrısı veya duygusal bir regülasyon aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk paragrafta belirtmek gerekir ki; bu vakalarda kendine zarar verme (self-mutilasyon) eylemi, genellikle 12-13 yaşlarında başlamakta ve belirli periyotlarla tekrarlayıcı bir nitelik taşımaktadır.
Kendine Zarar Verme Yöntemleri ve Tercihler
Ergenlerin kendilerine zarar verirken kullandıkları yöntemler arasında belirgin bir hiyerarşi bulunmaktadır. Yapılan gözlemler, bu bireylerin belirli materyalleri ve yöntemleri diğerlerine tercih ettiğini göstermektedir.
- En Sık Kullanılan Yöntemler: Kendini kesme ve deriyi çizme, en fazla haz alınan ve tekrarlanan yöntemdir. Bunu sırasıyla bir yerlere vurma ve saç yolma (trikotillomani) takip eder.
- Kullanılan Materyaller: Genellikle maket bıçağı, jilet, makas, tırnak makası ve bıçak kullanılır. Nadiren kalemtıraş bıçağına başvurulduğu görülür.
- Zarar Verilen Bölgeler: Öncelikli olarak kollar, eller, bilekler ve bacaklar hedef alınır. Boyun bölgesi nadir bir bölgedir; ancak cinsel organlar ve göğüs bölgesine kesinlikle zarar verilmediği saptanmıştır.
- Eylemin Niteliği: Kesikler asla bir uzvu bedenden ayıracak veya kalıcı kötürüm bırakacak derinlikte değildir.
Aile Yapısı ve Ebeveyn Figürlerinin Rolü
Kendine zarar veren ergenlerin aile geçmişlerinde benzer örüntüler dikkat çekmektedir. Özellikle parçalanmış aile yapısı ve ebeveynlerin psikolojik geçmişi bu süreçte önemli bir yer tutar.
| Figür | Tanımlanan Özellikler |
|---|---|
| Baba | Dengesiz, yersiz öfke sergileyen ve "içi boş" bir otorite figürü olarak tanımlanır. |
| Anne | Baskın, katı, kuralcı ve nüfuz eden; ancak öz bakımı zayıf ve feminen özelliklerden uzak tasvir edilir. |
| Kardeşler | Kardeşlerde de sıklıkla yeme bozukluğu veya benzer self-mutilatif davranışlar görülebilir. |
Annelerin geçmişinde majör depresyon, dissosiyatif bozukluk, alkol/madde kullanımı veya intihar girişimleri nedeniyle psikiyatrik yardım almış olma oranı yüksektir.
Davranışın Psikolojik Nedenleri ve Motivasyonları
Ergenler bu eylemleri gerçekleştirme nedenlerini genellikle duygusal bir boşalım olarak ifade ederler. Bu davranışların temel motivasyonları şunlardır:
- Anlık Rahatlama: Biriken gerilimi ve öfkeyi kontrol altına alma isteği.
- Duygusal Sakinleşme: Kan görmenin ve acı çekmenin verdiği zevk ile gelen yatışma hissi.
- İletişim Biçimi: Öfkenin söze dökülemediği ailelerde eyleme dökme (acting-out) bir dil haline gelir.
Önemli bir not olarak; bu ergenler zarar verme davranışlarını kendilerini öldürmek amacıyla yapmadıklarını belirtmektedirler. Ayrıca bu eylemler, ikincil bir kazanç sağlama veya başkalarını kontrol etme amacı gütmemektedir.
Klinik Bulgular ve Ayırıcı Tanılar
Bu vakaları diğer davranış bozukluklarından ayıran spesifik klinik özellikler mevcuttur:
- Akademik Başarı: Majör depresyon gelişene kadar ders başarıları genellikle yüksektir. Disiplin cezası almamış olmalarıyla davranım bozukluğu olan gruptan ayrılırlar.
- Beden İmajı: Kendilerini kilolu veya çirkin bulma gibi beden imajı problemleri yaşarlar. Beden, bir nevi üzerine resim yapılan bir tuval gibi kullanılır.
- Madde Kullanımı: Esrarın birkaç seferlik deneme kullanımı dışında, bu davranışların madde bağılmlılığına bağlı gelişmediği görülür.
- İstismar Öyküsü: Geçmiş öykülerinde fiziksel ve cinsel istismar ağırlığı dikkat çekicidir.
- Psikiyatrik Tanılar: Çoğunlukla sınır (borderline) kişilik bozukluğu veya iki uçlu duygu durum bozukluğu tanısı ile takip edilirler.
Davranışın Dönüşümü ve Dil Üzerindeki Etkisi
Tedavi sürecinde veya sonrasında, kesme davranışının yerini bazen psikosomatik belirtiler alabilir. Özellikle tedaviyi yarıda bırakanlarda, kesme eyleminin yerini yoğun migren ağrıları gibi bedensel semptomların aldığı gözlemlenmiştir.
Son olarak, bu ergenlerin dil kullanımında "kesmek" fiili bir pelesenk haline gelmiştir. Günlük konuşmalarında "kes sesini", "kısa kes" gibi ifadeleri sıkça kullanırlar. Klinik görüşmelerde depresif görünen bu bireylerin, kendine zarar verme eylemlerinden bahsederken adeta canlandıkları ve bir enerji artışı (hipomanik duygulanım) yaşadıkları saptanmıştır.

