Kaygı Bize Ne Anlatmaya Çalışıyor?

Kaygı Bize Ne Anlatmaya Çalışıyor?
Hepimiz zaman zaman kaygı hissederiz. Kalbimizin hızla atması, zihnimizin durmadan
düşünmesi, içimizde huzursuz bir sesin dolaşması… Çoğu insan kaygıyı hemen susturulması
gereken bir düşman gibi görür. Oysa kaygı aslında bize bir şeyler anlatmaya çalışır.
Kaygı, çoğu zaman “kontrol edemediğimiz şeylerle” fazla meşgul olduğumuzda ortaya çıkar.
Geçmişte yaşananlar, gelecekte olabilecekler, “ya şöyle olursa” düşünceleri zihnimizi ele
geçirir. Ve biz farkında olmadan şu andan koparız.Zihnimizde sürekli gelecekle ilgili
senaryolar oluştururuz.
Aslında kaygı kötü bir duygu değildir. Tehlike anında bizi koruyan, önlem almamızı sağlayan
doğal bir alarm sistemidir. Sorun, bu alarmın gereksiz zamanlarda da sürekli çalmaya
başlamasıdır.
Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak çoğu zaman işe yaramaz. Onu bastırmak yerine
anlamaya çalışmak daha iyileştiricidir. “Şu an beni bu kadar endişelendiren ne?”, “Gerçekten
kontrol edebileceğim kısım ne?” ‘Bir arkadaşım bu problemi yaşasaydı ona ne tavsiye
verirdim’ gibi sorular sormak, kaygının sesini biraz olsun sakinleştirir.
Bazen birkaç derin nefes almak, bedene dönmek, düşünceleri yavaşlatmak bile büyük bir fark
yaratır. Kaygı geldiğinde kendimize kızmak yerine, “Şu an zorlanıyorum ama bununla baş
edebilirim” diyebilmek çok kıymetlidir.
Unutmayın:
Kaygı zayıflık göstergesi değildir.
O yalnızca, daha çok şefkate ve anlayışa ihtiyaç duyduğumuzun bir işaretidir.
Kendinize nazik davrandığınızda, kaygının sesi de yavaş yavaş kısılmaya başlar.




