Doktorsitesi.com

KAYGI

Uzm. Psk. Oğuzhan Abakay
Uzm. Psk. Oğuzhan Abakay
30 Nisan 20268 görüntülenme
Randevu Al
Kaygı Değil, Kontrolün Kaybı Korkutur Bu tür bir yapıda kişi şunu yaşamaz: “Kaygılandım.”
KAYGI

Kontrol İhtiyacı Bazen Kaygının Kendisinden Daha Büyük Bir Sorundur

Bazı insanlar kaygı yaşadıklarını söyler.
Ama dikkatli dinlediğinde şunu fark edersin:
Mesele kaygı değildir.

Kaygının kendisi çoğu zaman kısa sürer.
Gelir ve geçer.

Ama bazı kişilerde kaygı geçmez.
Çünkü kaygının kendisinden çok,
kaygının ne anlama geldiği problem haline gelir.

Ve o anlam genellikle şudur:
“Kontrolü kaybediyorum.”

 

Kaygı Değil, Kontrolün Kaybı Korkutur

Bu tür bir yapıda kişi şunu yaşamaz:
“Kaygılandım.”

Şunu yaşar:
“Buna engel olamıyorum.”

Aradaki fark küçük gibi görünür ama değildir.

İlkinde bir duygu vardır.
İkincisinde bir tehdit.

Bu yüzden kaygı başladığında asıl hareket şudur:
Onu durdurmak, bastırmak, önlemek.

Ama burada bir paradoks ortaya çıkar.

Kaygıyı kontrol etmeye çalıştıkça,
kaygı daha merkezi hale gelir.

 

Sistem Neden Bu Kadar Sert Çalışır?

Çünkü çoğu zaman bu insanlar hayatlarının erken dönemlerinde
çok net bir şey öğrenmiştir:

“Zayıf olmak güvenli değil.”

Bu doğrudan söylenmiş de olabilir,
hiç söylenmemiş de.

Ama deneyim olarak şudur:

Duygularına alan yoktur

Zorlandığında destek yoktur

Hata yaptığında anlayış yoktur

Dolayısıyla kişi zamanla şunu geliştirir:

“Ben güçlü kalırsam sorun çıkmaz.”

Bu, bir süre işe yarar.
Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında “çok iyi işleyen” bir yapı gibi görünür.

Ama bedelin ödendiği yer içeridir.

 

Kaygı Bir Zayıflık Değil, Çatlak Noktadır

Bu kişiler genellikle uzun süre “iyi gider”.
Ta ki sistem bir yerde zorlanana kadar.

İşte o noktada kaygı ortaya çıkar.

Ama kaygı burada bir bozukluk değil,
sistemin taşıyamadığı bir yükün sinyalidir.

Sorun şu ki, kişi bunu böyle okumaz.

Şöyle okur:
“Bu olmamalıydı.”

Ve hemen müdahale eder.

 

İç Sesin Tonu

Bu noktada iç ses devreye girer.

Ve çoğu zaman bu ses:

Serttir

Acelecidir

Toleransı düşüktür

“Toparlan.”
“Abartıyorsun.”
“Kontrol et.”

Bu ses kişiye ait gibi hissedilir.
Ama çoğu zaman öğrenilmiş bir sestir.

Geçmişte işe yaramış bir düzenleyici.

Bugün ise baskılayıcı bir mekanizma.

 

Utanç: Görünmeyen Katman

Kaygının altında çoğu zaman bir de utanç vardır.

Ama bu utanç doğrudan ifade edilmez.

Daha çok şu cümlelerle çıkar:

“Böyle görünmek istemiyorum.”

“İnsanlar fark ederse…”

“Zayıf görünürüm.”

Bu noktada kaygı artık sadece içsel bir deneyim değildir.
Bir sosyal risk haline gelir.

Ve kontrol ihtiyacı daha da sertleşir.

 

Peki Bu Döngü Nasıl Kırılır?

Burada yapılan en büyük hata şudur:
Kaygıyı ortadan kaldırmaya çalışmak.

Oysa mesele kaygı değildir.
Mesele, kaygıya verilen anlam ve onunla kurulan ilişkidir.

Çalışma şu yere doğru gider:

Kaygıyı bastırmak yerine fark etmek

Hemen düzenlemek yerine biraz kalabilmek

Kontrol etmek yerine deneyimleyebilmek

Bu, kişinin alışık olduğu bir şey değildir.

Çünkü o sistem ya kontrol eder
ya da kontrol edilir.

Ama üçüncü bir alan vardır.

Ne tamamen güçlü olmak zorunda olduğu,
ne de tamamen dağılacağı bir alan.

İlk başta yabancı gelir.
Ama gerçek değişim orada başlar.

 

Son Bir Şey

Bazı insanlar kaygıdan kurtulmak ister.
Bazıları ise kaygı yaşamamayı.

İkisi aynı şey değildir.

Kaygıyı hiç yaşamamak isteyen biri,
çoğu zaman hayatı da daraltır.

Ama kaygıyı yaşayabilen biri,
genişler.

Ve çoğu zaman terapi dediğimiz şey,
insanı güçlü yapmaktan çok,
güçlü olmak zorunda olmadığı bir yere yaklaştırmaktır.

Etiketler

Kaygı endişe bozukluğuKaygi bozukluuguAşırı kaygısal bozukluk

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Oğuzhan Abakay

Uzm. Psk. Oğuzhan Abakay

Uzman Psikolog Oğuzhan Abakay, 2012 yılında psikoloji lisans eğitimini tamamlamış, 2020 yılında ise tezli yüksek lisans derecesini almıştır. Eğitim ve mesleki yaşamı boyunca çocuklar, ergenler, yetişkinler, aileler ve çiftlerle çalışma deneyimi kazanmıştır. Halen Bağdat Caddesi’nde bulunan psikolojik danışmanlık merkezinde danışanlarına hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.