Doktorsitesi.com

KANSER VE CİNSELLİK

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
5 Ağustos 20134119 görüntülenme
Randevu Al
KANSER VE CİNSELLİK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kanser Sonrası Yaşam Kalitesi ve Psikolojik Dönüşüm

Kanserin erken teşhisi ve gelişen tedavi yöntemleri, günümüzde birçok hastanın bu zorlu süreci başarıyla atlatmasına olanak tanımaktadır. Ancak tedavi süreci, hastanın hem psikolojik hem de fizyolojik yapısında derin izler bırakan sancılı bir dönemdir. Kanserden kurtulan bireyler, genellikle büyük bir felaketten sağ kurtulmuş insanların ruh haline benzer bir duygu durumu içerisine girerler.

İyileşme sürecindeki bireyler, bu durumu sıklıkla “ölümle flört etmek” olarak tanımlar. Medikal tedavinin temel amacı hastayı hayatta tutmak olsa da, nihai hedef hastanın yaşam kalitesini artırmak ve yeniden hayatla bağ kurmasını sağlamaktır. Latince "yengeç" anlamına gelen kanser, sembolik dilde ise dişil ve eril enerjinin (yin ve yang) karşılıklı etkileşimini temsil eder.

Kanser Tedavisinin Beden Algısı ve Cinsel Kimlik Üzerindeki Etkileri

Kanser teşhisi alan bireyler, bu durumu genellikle bir talihsizlik veya haksızlık olarak değerlendirerek geçmişlerini ve cinsel kimliklerini sorgulamaya başlarlar. Paris’te yapılan araştırmalar, hastaların %75’inin eşlerinin önünde soyunmaktan rahatsızlık duyduğunu ortaya koymuştur. Bu veriler, hastalığın sadece ilgili organı değil, kişinin tüm beden algısını ve özgüvenini olumsuz etkilediğini göstermektedir.

Özellikle göğüs kanseri tedavisi gören kadınların %26’sı kendilerini cinsel açıdan daha az çekici bulmakta ve bedenlerinden memnuniyet duymamaktadır. Bu süreçte kadınların yarısında; anksiyeteden depresyona kadar uzanan geniş bir yelpazede psikolojik rahatsızlıklar gözlemlenmiştir.

Cinsel İşlev Bozuklukları ve İstatistiksel Veriler

Birçok hasta için aktif bir cinsel yaşam, hayatta kalmanın ve normalleşmenin en somut kanıtıdır. Ancak kanser türü ve uygulanan tedavi yöntemleri (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonal tedaviler) cinsel işlev bozukluklarını artırmaktadır. Yapılan araştırmalara göre cinsel işlev bozukluğu oranları şöyledir:

  • Erkeklerde: %40 - %45 oranında cinsel işlev bozukluğu.
  • Kadınlarda: %20 - %30 oranında cinsel işlev bozukluğu.
  • Genel Belirtiler: Cinsel istekte azalma (%64), disparoni (ağrılı ilişki - %38), ıslanma bozukluğu (%42) ve orgazm güçlüğü (%30).

Farklı Kanser Türlerinin Cinsel Hayata Etkileri

Aşağıdaki tablo, kanser türlerinin cinsiyetlere göre beden algısı ve cinsel işlevler üzerindeki spesifik etkilerini özetlemektedir:

Kanser BölgesiKadın Hastalarda EtkisiErkek Hastalarda Etkisi
Anüsİstek kaybı, klitoris duyarlılığında azalma, vajinal kurulukİstek kaybı ve sertleşme bozukluğu
İdrar Torbasıİdrar kaçırma, disparoni, uyarılma ve orgazm bozukluğuİdrar kaçırma, sertleşme bozukluğu, orgazm kalitesinde düşüş
MemeBeden algısında bozulma, menopoz, saç dökülmesi, kurulukBeden algısının bozulması
Kalın BağırsakBeden algısında bozulma, cinsel davranışları baskılamaSertleşme bozukluğu, davranışsal baskılanma
Genital BölgeKronik ağrı, anorgazmi, uyarılma güçlüğü, uyuşuklukSertleşme bozukluğu, feminizasyon (kadınsallaşma), akıntı
Genel (Herhangi)Kemoterapiye bağlı yorgunluk, depresyon, istek azlığıKemoterapiye bağlı yorgunluk, depresyon, istek azlığı

Tedavi Sürecinde Multidisipliner Yaklaşım ve Terapi

Kanser tedavisinde sadece fiziksel iyileşmeye odaklanmak yeterli değildir. Doktorların hastanın cinsel yaşamını göz ardı etmesi ve hastaların bu konudaki çekinceleri, iyileşme sürecini eksik bırakmaktadır. Bu noktada jinekolog, onkolog, psikolog ve seksologlardan oluşan bir ekibin iş birliği hayati önem taşır. Hastaların %84’ü, mahremiyet gerektiren bu konuları onkolog yerine uzman bir seksolog ile konuşmayı tercih etmektedir.

Bilişsel Davranışçı Terapi ve Beck’in Üç Sütun Tekniği

Terapide, hastanın kaygılarını somutlaştırabilmesi için Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT) yöntemleri kullanılır. Özellikle Beck’in Üç Sütun Tekniği, gerçekçi olmayan düşüncelerin dönüştürülmesinde etkilidir:

Gerçekçi Olmayan DüşünceHissedilen DuyguGerçekçi Düşünce (Müdahale)
Hastalık aklıma geldiğinde oluşan korkularÇarpıntı, terleme, krampDur! Şimdi yapıcı ve olumlu ne hayal edebilirsin?

Vaka Analizi: Göğüs Kanseri ve Cinsel İyileşme

Vaka Detayı: 34 yaşındaki Bayan A, 2. derece göğüs kanseri teşhisi sonrası eşi Bay V ile olan cinsel yaşamının tamamen durması şikayetiyle başvurmuştur. Bay V, eşine karşı "partner" rolünden çıkıp "bakıcı" rolüne bürünmüştür.

Terapi Süreci: Yapılan işlevsel analizde, Bayan A’nın geçmişteki ailevi sorumlulukları nedeniyle "dokunulmaya" karşı bilinçaltında bir direnç geliştirdiği saptanmıştır. Kanser, bu direnç için bir meşrulaştırma aracı haline gelmiştir.

Uygulanan Yöntemler:

  1. Masters ve Johnson Egzersizleri: "Yumuşak ve yavaş dokunuş" egzersizleri ile cinsel baskı olmadan fiziksel temas yeniden başlatılmıştır.
  2. Duyusal Odaklanma: Hoş kokulu yağlar ve dinlendirici müzik eşliğinde yapılan masajlarla beden algısı güçlendirilmiştir.
  3. İletişim Eğitimi: Çiftin birbirlerine neyi sevip sevmediklerini açıkça söylemeleri teşvik edilmiştir.

Sonuç: 6. randevunun sonunda çift, cinsel eylemden yeniden zevk almaya başladıklarını ve aralarındaki duygusal bağın kuvvetlendiğini ifade etmiştir.

Sonuç ve Öneriler

Kanserle mücadelede en önemli cinsel organ beyindir. Bu nedenle en etkili teknik diyalogdur. Tedavi sonrası süreçte şu adımlar izlenmelidir:

  • Kısa Vadeli Hedefler: Güne olumlu bir selamla başlamak, eşin elini tutmak ve anı yaşamak.
  • Orta Vadeli Hedefler: Geleceğe dair ortak projeler üretmek ve "iyileştiğimde yapacağız" cümlelerini kurmak.
  • Fiziksel Destek: Vajinal kuruluk için bitkisel nemlendiriciler, erkeklerde ise vakum veya enjeksiyon yöntemleri değerlendirilebilir.
  • Eşin Rolü: Diğer partner her zaman terapiye dahil edilmeli ve bir "ko-terapist" olarak konumlandırılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; yüksek motivasyon, doğru soruların sorulması ve empatik bir yaklaşım, kanser sonrası cinsel ve duygusal uyumun anahtarıdır.

Etiketler

Kanser ve cinsellik

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

1983-1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve eğitmenlik formasyonu eğitimini tamamlayan Kemal Özcan, çok sayıda seminer ve eğitimlerle alandaki çalışmalarını sürdürdü. Katıldığı seminer ve eğitimler arasında; Belçika’da “Practitioner NLP” (2008-2009), Gerald Weeks ile “Evlilik ve Çift Terapisi”, Vamık N. Volkan ile “Dinamik Yönelimli Psikoterapi”. CİSED tarafından düzenlenen “Aile Danışmanlığı”, “Cinsel Terapi Eğitimi”, “Holistik Evlilik ve Çift Eğitimi” konulu eğitimler, Gerald Weeks ile “İleri Düzey Evlilik ve Çift Terapisi”, Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nden YÖK onaylı 450 saatlik Aile Danışmanlıǧı ve 3 yıl süren ‘’Dinamik yönelimli psikoterapi’’ eğitimleri, yer alıyor. Ayrıca göç idaresi Başkanlığı’’nda ‘’Göç ve göçmen psikolojisi’’ konusunda uzmanlara eğitimler verdi. Ankara Üniversitesi ‘de “Evlilik doyumu ile cinsel doyumun birbirine etkileri” üzerine yüksek lisans yapmıştır. Şema Terapi, EMDR, NLP, Evlilik terapisi, cinsel terapi konularında uygulayıcı eğitimleri almıştır. Evlilik ve Çift Terapisi, Cinsel Terapi, Çözüm odaklı terapi konularında eğitimler vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.