Doktorsitesi.com

Kadınların İş Durumuna Göre Depresyon Düzeyleri Arasındaki Farkın Karşılaştırılması

Psk. Ezgi Cengiz
Psk. Ezgi Cengiz
12 Temmuz 202343 görüntülenme
Randevu Al
Kadınların İş Durumuna Göre Depresyon Düzeyleri Arasındaki Farkın Karşılaştırılması
Kadınların İş Durumuna Göre Depresyon Düzeyleri Arasındaki Farkın Karşılaştırılması
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyonun Tanımı ve Tarihsel Gelişimi

Depresyon, günümüzde geniş kitleleri etkileyen en önemli psikolojik bozuklukların başında gelmektedir. Bu rahatsızlığın kökenleri Antik Yunan’a kadar uzanmakta olup, tıp dünyasının öncülerinden Hipokrat, davranışların beyin tarafından kontrol edildiğini savunmuştur. Hipokrat'a göre, "siyah safradaki aşırılık" melankoliye (günümüzdeki karşılığıyla depresyon) yol açmaktadır.

MS 170’li yıllarda Bergamalı Galen, melankoliyi korku, sosyal izolasyon ve yaşamdan memnuniyetsizlik olarak tanımlamış; çevresel ve genetik faktörlerin önemine dikkat çekmiştir. İslam dünyasının ünlü hekimi İbn-i Sina ise siyah safradaki dengesizliğin bireyin düşünce yapısını temelden değiştirdiğini ileri sürmüştür. Orta Çağ'da psikoloji bilimi duraklama dönemine girmiş, ruhsal hastalıklar mistik nedenlere bağlanarak yanlış uygulamalara maruz kalmıştır.

Modern Psikolojide Depresyon Yaklaşımları

  1. yüzyılın başlarında Emil Kraepelin, psikolojik sorunların biyolojik temellerine odaklanarak melankoliyi depresyonun bir semptomu olarak nitelendirmiştir. Kraepelin’e göre ana patoloji, duygudurumda çökkünlük ile zihinsel ve fiziksel süreçlerdeki yavaşlamadır. Kraepelin, bu tanıda kadınlar için menopoz sonrasını, erkekler için ise geç erişkinlik dönemini başlangıç noktası kabul etmiştir.

  2. yüzyıla gelindiğinde, teknolojik ilerlemelerle birlikte monoaminler üzerine yapılan çalışmalar, depresyonu varsayımlardan kurtarıp fizyolojik temellere oturtmuştur. Günümüzde depresyon; psikanalitik, davranışçı ve bilişsel bakış açılarının zenginleştirdiği biyo-psiko-sosyal model çerçevesinde ele alınmaktadır.

Depresyon Belirtileri ve Tanı Kriterleri

Depresyonun belirtileri bireyden bireye farklılık gösterse de temel olarak mutsuzluk, ilgi kaybı ve düşük benlik değeri ile karakterizedir. DSM-5 kriterlerine göre, bir kişiye teşhis konulabilmesi için belirtilerin en az iki hafta boyunca sürmesi gerekmektedir.

Sık görülen depresyon belirtileri şunlardır:

  • Konsantrasyon güçlüğü ve özgüven kaybı,
  • Suçluluk duyguları ve karamsarlık,
  • Uyku düzeninde bozulma ve iştah değişiklikleri,
  • Öz kıyım düşünceleri ve libido azalması,
  • Vücudun çeşitli yerlerinde hissedilen somatik ağrılar.

Tanı sürecinde kan tahlilleri, Kantitatif EEG (Beyin Haritalaması) ve MR gibi tekniklerin yanı sıra çeşitli psikolojik testler de etkin olarak kullanılmaktadır.

Kadınlarda Depresyon ve Toplumsal Etkenler

Araştırmalar, kadınlarda majör depresif bozukluk görülme oranının erkeklere oranla iki kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Erkeklerde yaşam boyu yaygınlık %5-12 arasındayken, kadınlarda bu oran %10-25 seviyelerine çıkmaktadır. Türkiye'de ise depresif belirtilerin toplumdaki genel oranı %13-20 arasındadır.

Kadınların depresyona daha yatkın olmasında biyolojik etkenlerin yanı sıra toplumsal cinsiyet rolleri de büyük rol oynamaktadır. Özellikle iş hayatındaki kadınların karşılaştığı cam tavan sendromu, domestik sorumluluklar ve iş-özel hayat dengesizliği önemli birer stresör olarak öne çıkmaktadır.

Araştırmanın Amacı ve Hipotezler

Bu çalışmanın temel amacı, 30-45 yaş aralığındaki çalışan ve çalışmayan kadınların depresyon düzeylerini karşılaştırmaktır. Araştırma kapsamında şu hipotezler test edilmektedir:

  1. H1: 30-45 yaş aralığında çalışan kadınların depresyon düzeyi, çalışmayan kadınlardan daha fazladır.
  2. H2: 30-45 yaş aralığında çalışmayan kadınların depresyon düzeyi, çalışan kadınlardan daha fazladır.
  3. H3: Çalışan ve çalışmayan kadınların depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir fark yoktur.

Örneklem ve Yöntem

Araştırma, majör depresyonun başlangıç yaşı olarak kabul edilen 30-45 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yürütülmektedir. Cinsiyetin karıştırıcı etkisini önlemek amacıyla sadece kadın katılımcılar dahil edilmiştir. Veriler, online anket platformu üzerinden toplanmakta ve yaklaşık 35 dakika sürmektedir. Analizler SPSS programında bağımsız iki örneklem t-testi yöntemiyle gerçekleştirilmektedir.

Veri Toplama Araçları

Araştırmada katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini ve psikolojik durumlarını belirlemek için iki temel araç kullanılmaktadır:

Araç AdıKullanım Amacı
Demografik Bilgi FormuYaş, iş durumu, eğitim ve gelir düzeyi gibi faktörleri belirlemek.
Beck Depresyon Ölçeği (BDE-II)Son 1 haftadaki depresyon belirtilerini ve şiddetini ölçmek.

Beck Depresyon Ölçeği Puanlama Aralığı:

  • 0-13: Minimum depresyon
  • 14-19: Hafif depresyon
  • 20-28: Orta depresyon
  • 29-63: Şiddetli depresyon

21 maddeden oluşan bu ölçek, Türkiye'de geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları tamamlanmış, depresyon teşhisinde kullanılan en güvenilir araçlardan biridir.

Etiketler

Depresyon tedavisi

Yazar Hakkında

Psk. Ezgi Cengiz

Psk. Ezgi Cengiz

Merhaba, ben Psikolog Ezgi Cengiz Bilgiç.
Psikoloji lisans eğitimimi onur derecesiyle tamamladım. Eğitimim süresince küresel ve etik değerleri yakalayabilmek ve koruyabilmek için süpervizyon eşliğinde danışan gördüm. Lisans eğitimimi sürdürürken Bilişsel Davranışçı Terapi ve Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi eğitimi aldım. Çalışmalarıma devam ederken uzmanlığımı ve yüksek lisansımı Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde yürüttüm. Halen çeşitli eğitim ve seminerlere katılarak kendimi geliştirme arzumu koruyorum... Şu anda Bilişsel Davranışçı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi ve Psikanalitik Terapi ekseninde danışanlarımı görmeye ve onların hayatına tanıklık etmeye devam ediyorum...

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.