Doktorsitesi.com

Kadınlarda Sık Görülen Cinsel Sorunlar: Cinsel İsteksizlik ve Orgazm Sorunu

Uzm. Psk. Zeynep Tekin Babuç
Uzm. Psk. Zeynep Tekin Babuç
29 Ocak 2018203 görüntülenme
Randevu Al
Kadınlarda Sık Görülen Cinsel Sorunlar: Cinsel İsteksizlik ve Orgazm Sorunu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kadınlarda Cinsel İstek ve İsteksizlik Kavramı

Kadınlarda en sık rastlanan cinsel yakınmaların başında cinsel istekle ilgili yaşanan sorunlar gelmektedir. Cinsel istek, yalnızca bir partnere duyulan ilgiyle sınırlı olmayıp; kişinin erotik materyallere yönelmesi, cinsel içerikli rüyalar görmesi ve fantezi kurma düzeyini de kapsayan geniş bir kavramdır. Bu bağlamda cinsel arzu, bireyin cinsel etkinliğe dair düşünce ve isteklerinin bütünü olarak tanımlanır.

Bir kadının partneriyle yaşadığı ilişki sorunları nedeniyle cinsel isteksizlik deneyimlemesi, onun genel cinsel ilgisinin bittiği anlamına gelmez. Kişi, partner ilişkisi dışında cinsel uyarılara karşı hala ilgi duyabilir. Bu durum, sorunun kaynağının bireysel bir bozukluktan ziyade ilişki dinamikleriyle ilgili olabileceğini göstermektedir.

Cinsel İsteksizliğin Nedenleri ve Ortaya Çıkış Biçimleri

Cinsel istek, fiziksel veya hormonal bir engeli olmayan her bireyde farklı yollarla devreye girer. Ancak psikolojik yoğunluk, taşınma, iş sorunları veya çocuklarla ilgili problemler gibi dönemsel değişimler süreci olumsuz etkileyebilir. Çoğu vakada bu duruma cinsel uyarılma (ıslanma) ve orgazm olamama sorunları da eşlik etmektedir.

Cinsel isteksizlik, ilk cinsel deneyimden itibaren var olabileceği gibi (birincil), sonradan da (ikincil) gelişebilir. Sorunun kaynağı nadiren fizyolojik nedenlere dayansa da psikolojik değerlendirme öncesinde bir hekim muayenesi kritiktir. Araştırmalar, kadınların yaklaşık %33'ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi veya istek azalması yaşadığını göstermektedir.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu Nedir?

Cinsel tiksinti bozukluğu, bireyin cinsel birleşmeden veya cinsellikle ilişkili unsurlardan yoğun bir tiksinti duyarak kaçınması durumudur. Bu tablo, kişide ciddi bir gerilim yaratarak sosyal ilişkileri zorlaştırabilir. Genellikle tüm cinsel süreçten ziyade; meni, penise dokunma veya vücut sıvıları gibi özgül unsurlara karşı gelişen bir kaçınma şeklinde görülür.

Cinsel tiksinti bozukluğunun tedavisinde izlenen adımlar şunlardır:

  • Kişinin cinsel tutum ve davranışlarının detaylı öyküsü alınır.
  • Tiksintiyi tetikleyen düşünce ve duygulanımlar araştırılır.
  • En az kaçınılan durumdan en çok kaçınılana doğru bir derecelendirme listesi oluşturulur.
  • Kişinin kendisini rahat hissettiği ölçüde bu durumların üzerine gidilerek duyarsızlaşma sağlanır.
  • Sağlıklı ve doğru cinsel bilgilendirme ile olumsuz algılar düzeltilir.

Kadınlarda Uyarılma Bozuklukları ve Belirtileri

Uyarılma bozuklukları, kadının cinsel birleşme öncesinde yeterli vajinal ıslanma ve kabarma tepkisini gösterememesi durumudur. Bu sorun, uyarılmanın hiç gerçekleşmemesi veya cinsel eylem tamamlanmadan sona ermesi şeklinde görülebilir. Değerlendirme sürecinde hem fizyolojik belirtiler hem de kadının subjektif uyarılma hissi ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Uyarılma sorunlarına yol açabilecek bazı tıbbi ve çevresel faktörler şunlardır:

Faktör KategorisiOlası Nedenler
Hormonal NedenlerTestosteron azlığı, tiroid bozuklukları, menopoz dönemi
Sağlık SorunlarıŞeker hastalığı (diyabet), çeşitli enfeksiyonlar
İlaç KullanımıBazı antidepresanlar, grip ve alerji ilaçları
Dönemsel DurumlarEmzirme dönemi

Orgazm Sorunları ve Anorgazmi

Orgazm sorunu, düzenli ve yeterli uyarılmaya rağmen sürecin orgazmla sonuçlanmamasıdır. Bu durum, hayat boyu hiç orgazm olamama (birincil anorgazmi) veya sonradan gelişen orgazm kaybı (ikincil anorgazmi) şeklinde sınıflandırılır. Bazı kadınlar mastürbasyonla orgazm olabilirken, cinsel birleşme sırasında bu hazzı yaşayamayabilirler.

Orgazm olamamanın altında yatan psikolojik nedenler arasında şunlar yer alır:

  • Hata yapma korkusu ve aşırı mükemmeliyetçilik.
  • Kendini aşırı eleştirme ve ilişki anında gevşeyememe.
  • Geçmişte yaşanan cinsel taciz öyküleri.
  • Özgüven eksikliği, vücut imajını beğenmeme ve kontrolü kaybetme korkusu.

Tedavi ve Cinsel Terapi Süreci

Cinsel işlev bozukluklarının çözümünde ilk adım, sorunun organik bir nedene dayanıp dayanmadığını belirlemek için hekim kontrolüdür. Eğer sorun psikolojik kaynaklıysa, alanında uzman bir cinsel terapiste başvurulmalıdır. Terapide cinsel eğitim, mastürbasyon egzersizleri ve fantezi kullanımı gibi yöntemlerle kişinin kendi bedenini tanıması ve uyarım noktalarını keşfetmesi hedeflenir.

Önemli Not: Kadınların büyük bir çoğunluğu yalnızca klitoral uyarı ile orgazma ulaşabilmektedir. Her cinsel ilişkide orgazm olma zorunluluğunun bulunmadığını bilmek, tedavi sürecindeki kaygıyı azaltan en önemli unsurlardan biridir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Gillan (1987) Cinsel Sorunlar ve Tedavileri El Kitabı, 1. Baskı.
  2. İncesu C (1998) Cinsel İşlevin Fizyolojisi.
  3. Hawton K (1985) Sex Therapy: A Practical Guide.
  4. Sungur MZ (1994) Kadında Cinsel İşlev Bozuklukları.
  5. Sungur MZ (1996) Cinsel İşlev Bozuklukları. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ders Kitabı.
  6. Sungur MZ (1998) Cinsel İşlev Bozuklukları. Psikiyatri Temel Kitabı.
  7. Yetkin N (1998) Cinsel Öykü Alma ve Cinsel İşlevin Değerlendirilmesi.
  8. Yetkin N (1998) Cinsel İşlev Bozukluklarında Sınıflama ve Terminoloji.

Etiketler

CinsellikOrgazmCinsel istekOrgazm olamamakCinsel istekte azalmaCinsel istek azlığıOrgazm sorunuOrgazm olamayan kadınlarİstek kaybıKadınlarda cinsel istek

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Zeynep Tekin Babuç

Uzm. Psk. Zeynep Tekin Babuç

Uzm.Psk. Zeynep Tekin Babuç Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden 2003 yılında mezun olmuştur.
Yüksek Lisans öğrenimini Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Psikolojisi Anabilim Dalı’nda yüksek 
onur derecesiyle tamamlamıştır. Uzm.Psk. Zeynep Tekin Babuç Çankaya'da yer alan muayenehanesinde hastalarını kabul etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.