Kadınlar öldürülüyor, peki ya çocuklar

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Kadın Cinayetleri ve Toplumsal Duyarsızlık Sorunu
Türkiye'de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet vakaları, her geçen gün artarak toplumsal bir yara haline gelmektedir. Kadınlar; sokak ortasında, ailelerinin gözü önünde veya iş yerlerinde yaşamdan koparılmaktadır. Ne yazık ki bu trajediler, medya bültenlerinde kısa süreli birer haber olarak kalmakta ve toplumsal hafızada hızla yerini magazinel içeriklere bırakmaktadır. Ancak bu yok olan hayatların ardından geride kalan yıkımın boyutu, çoğu zaman göz ardı edilmektedir.
İnanç, Vicdan ve İnsanlık Temelinde Yaşam Hakkı
Sessiz kalarak veya tepkisizleşerek bu büyük suça ortak olunduğu unutulmamalıdır. Tüm inanç sistemlerinin ve evrensel ahlak kurallarının en temel ilkesi yaşam hakkını korumaktır. İslam dininin kutsal kitabı Kuran’ı Kerim’de, Maide suresi 5/32 ayetinde açıkça belirtildiği üzere: “Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş sayılır.” Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda, bir annenin evlatlarının gözü önünde katledilmesi; ne dinle, ne insanlıkla ne de vicdanla bağdaşmaktadır.
Cinayetin Görünmeyen Kurbanları: Geride Kalan Çocuklar
Bir kadın cinayeti işlendiğinde, sadece bir kadın hayatını kaybetmemektedir. Bu trajedinin en ağır bedelini, olaya tanıklık eden veya annesiz kalan çocuklar ödemektedir. Yakın zamanda gerçekleşen iki farklı vaka, bu durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir:
- Dört Çocuklu Aile Faciası: Boşanma davası açan bir anne, dört çocuğunun gözü önünde babaları tarafından öldürülmüştür. Devletin, kanunların ve yakınların engelleyemediği bu olayda, çocuklar en güvenmeleri gereken figür olan babalarının, annelerini yok edişine tanık olmuşlardır.
- Edirne Hastane Bahçesi Cinayeti: Boşanma davasına saatler kala, bir eş hastane bahçesinde arkasından vurularak katledilmiştir. Bu annenin çocukları da ömür boyu silinmeyecek bir travma ile baş başa bırakılmıştır.
Çocukların Yaşadığı Psikolojik ve Sosyal Zorluklar
Annesini kaybeden ve babası katil olan çocuklar, hayata rakiplerinden çok daha geride başlamaktadır. Bu çocukların gelecekte karşılaşacağı zorluklar şu şekilde özetlenebilir:
| Zorluk Alanı | Karşılaşılan Durum |
|---|---|
| Güven Sorunu | İnsanlara inanma ve güven duyma yetisinin kaybı. |
| Sosyal Kimlik | Resmi işlemlerde anne ve baba adı sorulduğunda yaşanan ağır travma. |
| Toplumsal Baskı | Arkadaş çevresinde ve sosyal ortamlarda maruz kalınan sorular. |
| Psikolojik Yıkım | Her yeni günde eksilen bir parça ve bitmeyen yas süreci. |
Çözüm Önerileri ve Stratejik Adımlar
Toplumun sağlıklı bir yapıya kavuşabilmesi ve bu kayıpların durdurulabilmesi için iki temel noktada köklü değişiklikler yapılması zorunludur:
- Kapsamlı Sosyal ve Hukuki Yaklaşım: Yasa yapıcılar ve uygulayıcılar, bu olayları sadece basit birer şiddet vakası olarak görmemelidir. Devlet kurumları, meseleyi psikolojik ve sosyolojik boyutlarıyla ele alan geniş kapsamlı politikalar geliştirmelidir.
- Zorunlu Psikolojik Tarama ve Testler: Evlilik öncesi süreçte taraflar mutlaka profesyonel bir psikolojik değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Hastanelerin ilgili bölümlerinde; kişilik tarama testleri, öfke kontrolü analizleri, hormonal ve biyolojik incelemeler yapılmalıdır.
Sağlıklı bir toplum, ancak ruhsal açıdan dengeli bireylerle inşa edilebilir. Unutulmamalıdır ki; her kadın eceliyle ölmeyi ve çocuklarının büyüdüğüne şahitlik etmeyi hak etmektedir.





