Doktorsitesi.com

Kadının Çalışma Hayatına Girmesi İle Evliliklerdeki Değişim

Klinik Psikolog Gözde Ünlüer
Klinik Psikolog Gözde Ünlüer
16 Mart 2022161 görüntülenme
Randevu Al
Sanayileşme ve sonrasında bilgi toplumuna doğru evrilen dünyamızda iş hayatı geleneksel toplumlardaki aile içi üretim tarzından dış mekânlardaki iş yerlerine taşınmıştır. Bunun yanı sıra iş hayatında giderek artan farklılaşma ve uzmanlaşma ile kas gücüne dayalı çalışma tarzı merkezi konumunu kaybetmiştir.
Kadının Çalışma Hayatına Girmesi İle Evliliklerdeki Değişim
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sanayileşme Sürecinde Kadının İş Hayatına Katılımı

Tarım toplumundan sanayi toplumuna, oradan da bilgi toplumuna evrilen dünyamızda, kadının çalışma hayatına katılımı köklü bir değişim göstermiştir. Geleneksel toplumlarda aile içi üretim tarzı hakimken, modernleşme ile birlikte üretim dış mekanlardaki iş yerlerine taşınmıştır. Bu süreçte iş hayatındaki uzmanlaşmanın artması ve kas gücüne dayalı çalışma tarzının merkezî konumunu kaybetmesi, kadına duyulan ihtiyacı artırmıştır.

Sanayileşme ve kentleşme süreci, aile yapısında da belirgin değişikliklere yol açmıştır. Özellikle her iki eşin de çalıştığı çocuklu aile sayısında ciddi bir artış gözlemlenmektedir. Ancak iş hayatındaki bu modernleşmeye rağmen, toplumun kadından beklediği geleneksel rollerde eş zamanlı bir değişim yaşanmamıştır. Kadınlar bir yandan iş hayatında eşit bireyler olarak yer alırken, diğer yandan aile içinde çocuk bakımı ve ev işleri gibi sorumlulukları üstlenmeye devam etmektedir.

Geleneksel Roller ve Çift Vardiya Sorunu

Toplumun kadına yüklediği sorumluluklar, çalışan kadınların hem ev içinde hem de ev dışında yoğun bir mesai harcamasına neden olmaktadır. Eyüboğlu ve diğerleri (2000) tarafından yapılan çalışmalar, kadının bir taraftan geleneksel rollerine uygun davranmasının beklendiğini, diğer taraftan ise iş hayatına katılım imkânı sağlandığını vurgulamaktadır. Bu durum, kadınların "çift vardiya" olarak adlandırılan bir iş yüküyle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.

Çalışan kadınların büyük bir çoğunluğu, ev işlerinin getirdiği yük nedeniyle iş yerlerine yorgun gittiklerini ve odaklanma sorunu yaşadıklarını beyan etmektedir. Yapılan araştırmalar, kadınların yaklaşık onda dokuzunun gün içinde bitap düştüğünü göstermektedir. Bu bireysel yorgunluk hali, zamanla aile içi sorunların temel kaynağı haline gelebilmektedir.

Kadın İstihdamının Aile Üyeleri Üzerindeki Etkileri

Kadınların çalışma hayatına girmesiyle birlikte bu değişimden etkilenen ilk grup çocuklar olmuştur. Özellikle bakıma muhtaç bebeklerin anneye bağlı beslenme ve ilk eğitim süreçlerini tam olarak gerçekleştirememesi, sürecin olumsuz etkileri arasında değerlendirilmektedir. Aile yapısındaki bu değişimler şu başlıklar altında incelenebilir:

  • Ekonomik Sürdürülebilirlik: Günümüzün sanayileşen toplumunda erkeğin tek başına ailenin mali yükünü taşıması zorlaşmış, kadının bütçeye katkısı elzem hale gelmiştir.
  • Ev İçi İş Bölümü: Ekonomik katkı zorunlu görülse de erkeğin ev işlerinde eşine yardımcı olması hâlâ bir "keyfiyet" olarak algılanmaktadır.
  • Bireysel Performans: Ev ve iş arasındaki dengeyi kurmaya çalışan kadının yaşadığı aşırı yorgunluk, hem iş verimliliğini hem de aile huzurunu etkilemektedir.

Türk Aile Yapısında Değişim ve Dönüşüm

Aile, hem bireyi etkileyen hem de toplumsal değişimlerden etkilenen dinamik bir sosyal kurumdur. Türk aile yapısında yaşanan bu dönüşüm, sadece kadın istihdamı ile sınırlı değildir. Araştırmalar, aile kurumunu şekillendiren beş ana unsuru şu şekilde sıralamaktadır:

Değişimi Tetikleyen UnsurlarEtki Alanı
GöçYerleşim ve toplumsal uyum
YoksullukEkonomik refah ve yaşam standartları
Toplumsal DeğerlerRol dağılımı ve kültürel beklentiler
TeknolojiGünlük yaşam ve iletişim biçimleri
Kadın İstihdamıAile yapısı ve iş-özel hayat dengesi

Sonuç olarak, kadının iş hayatına girişi toplumsal bir ilerleme sağlasa da geleneksel beklentilerin devam etmesi, kadın üzerinde müthiş bir iş yükü oluşturmaktadır. Aile kurumu, bu ve benzeri faktörlerin etkisiyle sürekli bir değişim ve dönüşüm süreci içerisindedir.

Etiketler

Kadınİdeal evlilikEvlilikİş hayatında sosyal fobiBireyBireysel farklılıkBireysel psikoterapiKadinlarin karanlik yüzüBireysel destek

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Gözde Ünlüer

Klinik Psikolog Gözde Ünlüer

Uzm. Kl. Psk. Gözde Ünlüer , Üsküdar Üniversitesi -Psikoloji bölümünü başarıyla tamamlayarak 2018 yılında Psikolog unvanını almıştır. 2019 yılında ise Yüksek lisans eğitimini Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında yapmıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.