İlişkimde Mutsuzum ama Neden Bitiremiyorum?

*Peki bir ilişkide mutsuzken ve farkındayken neden bırakamıyoruz?
1-Bağlanma Sistemimiz Devrede
İnsan beyni her durumda olduğu gibi ikili ilişkilerimizde de, romantik süreçlerimizi bir hayatta kalma bağlantısı gibi kodlar. Özellikle kaygı bozukluğuna veya kaygılı bağlanma stiline sahip kişilerde ayrılık, bir ilişki kaybı değil; güven, değer ve ait olma hissinin kaybı demektir.
Kişi burada aslında partnerini değil, onun yanında hissettiği ‘tamamlanmışlık’ hissini bırakamaz.
2- Travmatik Bağ ( Toksiklik şeklinde de ele alabiliriz. )
İlişki içerisinde yoğun inişler çıkışlar varsa – bir gün çok sevgi, ertesi gün mesafe şeklinde beyin ister istemez ödül-ceza döngüsüne girer.
Bu döngü bağımlılık mekanizmasına benzer. Belirsizlikler, bağlanmayı daha da güçlendirir. Kişi huzurlu olduğu için değil, belirsizlikle ( ödül-ceza döngüsü ) koşullandığından kaynaklı ilişki de kalır.
‘Belki eski günlerimizde ki gibi mutlu oluruz ve kavga etmeyiz.’
‘Belki hatalarımızdan ders çıkarırız.’
‘Belki….’
3-Yatırım Yanılgısı
‘Bu kadar sene emek verdim.’
‘Onca kötü şeyi birlikte atlattık.’
Zihin ister istemez eski anılarımızı, geçmiş yatırımlarımızı korumak ister. Oysa burada asıl önemli soru şudur;
‘Bugün sıfırdan başlasaydım, yine bu ilişkiyi seçer miydim?’
4- Yalnızlık / Üstesinden Gelememe Korkusu
Bazen sorun ilişki değildir. Asıl sorun, onsuz kalınca ortaya çıkacak olan boşluk ve boşluk hissidir.
Çünkü bazı insanlar için ilişki, benlik değerinin taşıyıcısıdır. ‘Biri beni seçiyorsa demek ki değerliyim.’ ‘Biri beni beğeniyorsa demek ki iyiyim.’ Bu düşüncemiz, inancımız çoğu zaman fark etmeden çalışır bilinçaltımızda yer edinmiştir.
*Peki Bu İçsel Çatışma Nasıl Görünür?
-Sürekli ayrılmayı düşünüp, söyleyip, ayrılamamak.
-Partnerle birlikteyken huzursuz, uzakken kaygılı olmak.
-Mantığım bitir, olmaz diyor ama kalbim izin vermiyor, diye düşünmek.
-Aynı kavgaları döngü içinde tekrar tekrar yaşamak.
Bu noktada kişi çoğu zaman kendine kızar. Kendini eleştir halde bulur. ‘’Bu kadar her şeyin farkındayken ve güçlü görürken neden yapamıyorum, neden bitiremiyorum?’’ Oysa burada ki sorun bunu güç, güçsüzlük olarak ele almak değil, güçsüzlük olarak nitelendirilen duygunun bağ olduğunu bilmektir.
Peki kendimize karşı gerçek soru olarak ne sorabiliriz?
-‘’Onu mu seviyorum, yoksa onsuz kalma fikrinden mi korkuyorum?’’ Bu iki soru birbirinden çok farklıdır.
BU ÇATIŞMADAN NASIL ÇIKABİLİRİZ?
Çıkış genellikle ilişkiyi bırakmakla değil, kişinin kendi içindeki boşlukla yüzleşmesiyle başlar.
-‘Ben bu ilişkide neyi telafi ediyorum?’
-‘Benliğimin hangi ihtiyacını bu ilişkiye sabitledim?’
-‘Beni burada tutan sevgi mi yoksa sonrası için yaşayacaklarımın korkusu mu?
Sağlıklı bağ, özgürce seçilir. Korkuyla seçilen bağ ise bağımlılığa yaklaşır.
*Bir ilişkiyi bitiremiyor olmak, o ilişkinin doğru olduğu anlamına gelmez. Bazen bitiremeyiş içsel yaraların hala iyileşmemiş olduğunu gösterir ve bazen en zor ayrılık, karşımızdakinden değil, içimizdeki eksik parçadan ayrılmaktır.
KAYNAKÇA
- John Bowlby – Bağlanma Kuramı
- Jeffrey Young – Şema Terapi
- Amir Levine & Rachel Heller – Attached
- Pia Mellody – İlişki Bağımlılığı Çalışmaları
- American Psychological Association (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Washington, DC.



