Doktorsitesi.com

HORLAMA VE UYKU APNESİ TEDAVİSİ HAKKINDA

Prof. Dr. Mehmet Hakan Korkmaz
Prof. Dr. Mehmet Hakan Korkmaz
16 Ocak 2019222 görüntülenme
Randevu Al
HORLAMA VE UYKU APNESİ TEDAVİSİ HAKKINDA
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Horlama ve Uyku Apnesi Nedir?

Horlama, üst solunum yolundaki hava pasajında oluşan türbülans nedeniyle meydana gelen sestir. Erişkin bireylerin yaklaşık %40’ında zaman zaman, %25’inde ise sürekli olarak görülmektedir. Uyku apnesi (uykuda solunum durması) ise uykuda nefesin 10 saniyeden daha uzun süre durması veya azalmasıdır. Bu durum, kandaki oksijen seviyesinin kritik düzeyde düşmesine neden olan ciddi bir sağlık sorunudur.

Uyku Apnesinin Hayati Riskleri ve Günlük Yaşama Etkileri

Uyku apnesi, basit horlamadan farklı olarak tedavi edilmesi gereken oldukça riskli bir hastalıktır. Bu rahatsızlık; kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, felç, beyin kanaması ve ani gece ölümleri gibi pek çok hayati tehlikeye yol açabilmektedir.

Uyku kalitesindeki ciddi düşüşe bağlı olarak bireylerde şu sorunlar gözlemlenebilir:

  • Gündüz aşırı uykululuk hali ve konsantrasyon bozukluğu.
  • Trafik, iş ve ev kazalarında artış riski.
  • İş hayatında ve okulda başarı oranının düşmesi.

Horlamanın Nedenleri: Geçici ve Sürekli Faktörler

Horlama, nedenlerine bağlı olarak iki ana grupta incelenmektedir. Geçici horlama genellikle aşırı yorgunluk, üst solunum yolu enfeksiyonları veya alkol alımı sonrasında ortaya çıkar. Sürekli horlama nedenleri ise genellikle yapısal faktörlere dayanmaktadır:

  • Burun kemiği eğriliği (Deviasyon)
  • Burun etlerinin (konka) büyümesi ve polipler
  • Yumuşak damağın sarkık olması ve uzun küçük dil
  • Aşırı kilo ve obezite

Tanı Süreci: Polisomnografi (Uyku Testi)

Uyku apnesi ve basit horlamanın birbirinden ayırt edilmesi için polisomnografi (uyku testi) yapılması şarttır. Bu test, uyku apnesi teşhisinde altın standart olarak kabul edilir. Hastanede yatarak gerçekleştirilen bu işlemde; beyin dalgaları, kan oksijen seviyesi ve vücut pozisyonu bir bütün olarak kaydedilir. Elde edilen verilerle hastanın uykuda ne kadar solunum durması yaşadığı sayısal olarak belirlenir ve apne seviyesi teşhis edilir.

Test öncesinde hasta bir KBB hekimi tarafından muayene edilerek; burun, geniz bölgesi, yumuşak damak, küçük dil ve dil kökü gibi üst hava yolu bölgeleri detaylıca değerlendirilmelidir.

Tedavi Yöntemleri ve Uygulamalar

Basit horlama vakalarında yaşam tarzı değişiklikleri genellikle yeterli olmaktadır. Bu kapsamda; kilo verilmesi, düzenli spor yapılması, alkol ve sakinleştirici ilaçlardan uzak durulması, yatmadan 2 saat önce ağır yemek yenmemesi ve sırt üstü yerine yan yatılması önerilen başlıca önlemlerdir.

Cerrahi Müdahaleler ve Cihaz Tedavisi

Uyku testi sonucuna göre uzman bir ekip (uyku konseyi) tarafından hastanın apne seviyesi belirlenir. Hastalığın ciddiyetine göre cerrahi müdahale veya pozitif basınçlı maske (CPAP) uygulaması önerilir.

Tedavi TürüUygulanan Yöntemler
Burun CerrahisiSeptoplasti (Burun eğriliği düzeltilmesi)
Boğaz CerrahisiTonsillektomi (Bademcik ameliyatı)
Yumuşak Damak CerrahisiAPP, UPPP, Lateral Farengoplasti
Dil Kökü UygulamalarıRadyofrekans ile küçültme, Robotik Cerrahi (SMILE)
Cihaz TedavisiAğır vakalar için CPAP maskesi

Özellikle cerrahi müdahaleden fayda görmeyecek kadar ağır uyku apne sendromu olan hastalarda, uykuda hava yolunu açık tutan CPAP cihazı kullanımı en etkili çözüm yoludur.

Etiketler

HorlamaUyku apnesiUyku appnesihorlama ve uyku appnesi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mehmet Hakan Korkmaz

Prof. Dr. Mehmet Hakan Korkmaz

Prof. Dr. Mehmet Hakan KORKMAZ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi (İngilizce) Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1988 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasına ise, yine aynı fakülte de başlamış 1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde, ihtisas yapma hakkını veren ECFMG sınavlarını tek seferde başarıyla geçmiş 1992 yılında Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.