Doktorsitesi.com

Laringofaringeal Reflü Nedenleri (boğaz Reflüsü)

Prof. Dr. Haldun Oğuz
Prof. Dr. Haldun Oğuz
27 Ekim 2016527 görüntülenme
Randevu Al
Laringofaringeal Reflü Nedenleri (boğaz Reflüsü)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Laringofaringeal Reflüye Yol Açan Temel Nedenler

Laringofaringeal reflü (LPR), mide içeriğinin özefagusu (yemek borusu) aşarak gırtlak ve yutak bölgesine ulaşmasıyla karakterize bir sağlık sorunudur. Bu durumun gelişiminde anatomik bozukluklardan yaşam tarzı alışkanlıklarına kadar pek çok farklı etken rol oynamaktadır. Aşağıda, laringofaringeal reflüye sebebiyet veren temel faktörler bilimsel kategoriler altında incelenmiştir.

1. Alt Özefageal Sfinkter Basıncının Azalması

Alt özefageal sfinkterin (mide kapakçığı) basıncının düşmesi, mide asidinin yukarı kaçmasını kolaylaştıran en önemli unsurlardan biridir. Bu basınç kaybına neden olan faktörler şunlardır:

  • Hiyatal Herni (Mide Fıtığı): Anatomik bir bozukluk olarak reflü riskini artırır.
  • Diyet Alışkanlıkları: Özellikle yağlı gıdalar, çikolata ve mentollü yiyecekler sfinkter basıncını olumsuz etkiler.
  • Kötü Alışkanlıklar: Tütün ve alkol kullanımı mekanizmayı zayıflatır.
  • İlaçlar: Bazı farmakolojik ajanlar sfinkter gevşemesine yol açabilir.

2. Anormal Özefagus Motilitesi

Yemek borusunun hareket kabiliyetindeki (motilite) bozukluklar, asidin temizlenmesini zorlaştırarak reflüye zemin hazırlar. Bu durumun başlıca nedenleri:

  1. Nöromuskuler hastalıklar
  2. Larenjektomi (Gırtlağın cerrahi olarak çıkarılması)
  3. Alkol tüketimi

3. Mukozal Rezistansın Azalması veya Bozulması

Dokuların asit ve pepsine karşı gösterdiği direncin zayıflaması, laringofaringeal bölgede hasara yol açar. Mukozal rezistans kaybına neden olan durumlar şunlardır:

  • Kserostomi (Ağız Kuruluğu): Sicca sendromu, oral kaviteye veya özefagusa uygulanan radyoterapi sonucu gelişebilir.
  • Kimyasal Etkenler: Tütün, alkol ve belirli ilaçlar mukoza korumasını zayıflatır.

4. Gecikmiş Mide Boşalması

Midenin içeriğini onikiparmak bağırsağına geç iletmesi, mide içi basıncı artırarak reflüyü tetikler. Bu gecikmenin nedenleri şunlardır:

KategoriNedenler
Çıkış ObstrüksiyonuÜlser, neoplazi (tümör), nörojenik nedenler
Beslenme ve AlışkanlıklarYağlı yiyecekler, tütün, alkol

5. Artmış Karın İçi Basınç

Karın bölgesine binen fiziksel yük, mide içeriğinin yukarı doğru zorlanmasına neden olur. Bu faktörler arasında obezite ve gebelik gibi fizyolojik durumların yanı sıra şunlar da yer alır:

  • Giyim ve Diyet: Sıkı giysiler (kemer, korse), aşırı yemek yeme ve karbonatlı içeceklerin tüketilmesi.
  • Yaşam Tarzı: Mesleki zorunluluklar ve ağır egzersiz programları.

6. Gastrik Asit ve Pepsin Aşırı Sekresyonu

Mide asidinin veya pepsin enziminin normalden fazla salgılanması reflünün şiddetini artırır. Bu aşırı salgılanmayı tetikleyen unsurlar:

  • Stres Faktörleri: Cerrahi müdahaleler, travmalar ve yoğun yaşam biçimi stresi.
  • Dış Etkenler: Tütün, alkol, bazı ilaçlar ve hatalı diyet uygulamaları.

Bu faktörlerin bir veya birkaçının bir arada bulunması, laringofaringeal reflü semptomlarının klinik olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Etiketler

Boğaz reflüsüBoğaz reflüsü nedirSes hastalıklarıBoğaz reflüsü nasıl tedavi edilirLaringofaringeal reflü nedenleri

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Haldun Oğuz

Prof. Dr. Haldun Oğuz

Prof. Dr. Haldun OĞUZ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapmış ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı olmuştur. Tıp ve uzmanlık eğitimi yanı sıra yurtiçi ve yurtdışı içerisinde çok sayıda kurs ve toplantıya katılmış, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Laringoloji ve Ses Restorasyonu Enstitüsü’nde gözlemci olarak çalışmalarda bulunmuştur. 2007 yılında Doçentlik, 2013 yılında ise Profesörlük derecesine yükselmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.