Doktorsitesi.com

HİPOTİROİDİ VE BESLENME

Prof. Dr. Özgür Şanlı
Prof. Dr. Özgür Şanlı
12 Mart 2022636 görüntülenme
Randevu Al
Tiroid bezi triiyodotironin (T3) ve tiroksin (T4) adı verilen, vücudumuzda bir çok fonksiyonu ve metabolizmayı düzenleyen iki hormon salgılar. Hipotiroidi sıklıkla bu hormonların yetersiz üretimi, nadiren de dokularda etkinlik gösterememelerinden kaynaklanan ve toplumda, özellikle kadınlarda yaygın rastlanan bir hastalıktır. En sık sebebi Hashimato hastalığı olup kendi bağışıklık sistemimizin tiroid bezini yabancı olarak algılayıp çalışmasını bloke edici antikorlar üretmesinden kaynaklanır.
HİPOTİROİDİ VE BESLENME
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Hipotiroidi Nedir? Nedenleri ve Gelişim Süreci

Tiroid bezi, vücudumuzdaki metabolizmayı ve birçok fonksiyonu düzenleyen triiyodotironin (T3) ve tiroksin (T4) adlı iki temel hormon salgılar. Hipotiroidi, bu hormonların yetersiz üretilmesi veya nadiren dokularda etkinlik gösterememesi sonucu ortaya çıkan, özellikle kadınlarda sık rastlanan bir hastalıktır. Hastalığın en yaygın nedeni, bağışıklık sisteminin tiroid bezini yabancı algılayarak çalışmasını bloke eden antikorlar ürettiği Hashimoto hastalığıdır.

Hipotiroidinin ortaya çıkmasında genetik faktörler belirleyici bir rol oynadığı için bu durum tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak tanı sonrası eksik hormon seviyelerinin düzenlenmesi ve hastalığın seyrinin yavaşlatılması mümkündür. İyot eksikliği önemli bir neden olmakla birlikte, yatkın bireylerde aşırı iyot maruziyeti de Wolff-Chaikoff etkisi yaratarak hormon üretimini geçici olarak durdurabilir.

Hastalığın diğer nedenleri arasında subakut tiroidit, tiroidektomi (tiroidin alınması), boyun bölgesine uygulanan radyoterapi, radyoaktif iyot tedavisi ve hipofiz tümörleri yer almaktadır. Ayrıca bazı ilaçların kullanımı da tiroid fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Hipotiroidi Belirtileri: Vücudunuz Ne Söylüyor?

Hipotiroidi, vücut sistemlerinin yavaşlamasına neden olan geniş bir semptom yelpazesine sahiptir. En yaygın görülen bulgular şunlardır:

  • Halsizlik, çabuk yorulma ve uyku ihtiyacında belirgin artış,
  • Üşüme hissi, ciltte kuruma ve saç dökülmesi,
  • Kabızlık, seste kalınlaşma ve kas ağrıları,
  • Göz çevresi, el ve ayaklarda ödem oluşumu,
  • Kontrolsüz kilo artışı,
  • Kan basıncı, nabız ve kan lipid profilinde (kolesterol/trigliserid) değişiklikler.

Hipotiroidi ve Beslenme: Kritik Besin Öğeleri

Hipotiroidi yönetiminde tıbbi tedavinin yanı sıra beslenme düzeni hayati önem taşır. Metabolik etkileri dengelemek için belirli vitamin ve minerallerin takibi yapılmalıdır.

İyot, Demir ve Selenyum Dengesi

İyot, normal tiroid fonksiyonu için en kritik besin maddesidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yetişkinler için günlük 150 µg, hamileler için ise 250 µg iyot alımı önermektedir. İyot alımı, hastalığın nedenine göre planlanmalıdır; iyot eksikliğinde artırılmalı, Hashimoto varlığında ise kısıtlanmalıdır.

Demir eksikliği, TPO enzim aktivitesini azaltarak hormon sentezini engelleyebilir. Bu nedenle hipotiroidi hastalarında kan demir düzeyleri mutlaka kontrol edilmelidir. Selenyum ise antioksidan etkisiyle tiroid hormon sentezinde rol oynar. Selenyum takviyesinin Hashimoto hastalarında antikor seviyelerini düşürebildiği gözlemlenmiştir.

Vitaminlerin Tiroid Fonksiyonlarına Etkisi

VitaminTiroid Üzerindeki EtkisiBaşlıca Kaynaklar
A VitaminiT4'ün T3'e dönüşümünü sağlar, TSH'ı normalleştirir.Havuç, tatlı patates, ıspanak
B VitaminleriB6 hormon üretimini destekler; B12 unutkanlık ve uyuşmaları azaltır.Kırmızı et, yumurta, tam tahıllar
C VitaminiAntioksidan etkisiyle doku hasarını azaltır, ilaç emilimini artırır.Limon, biber, çilek, kivi
D VitaminiEksikliği kemik yoğunluğu kaybı riskini artırır.Somon, yumurta sarısı, süt
E VitaminiOksidatif stresi azaltarak immün yanıtı düzenler.Çiğ badem, avokado, zeytin

Metabolik Kontrol: Kilo, İnsülin ve Omega-3

Hipotiroidi nedeniyle yavaşlayan metabolizma, insülin direnci ve obezite riskini artırır. Kilo kontrolünün sağlanması, tiroid fonksiyonlarının normal sınırlara dönmesine yardımcı olur. Bu süreçte Omega-3 yağ asitleri, tiroiditlerde enflamasyonu azaltmak ve kalp damar sağlığını korumak adına diyete eklenmelidir.

Gluten hassasiyeti ve Çölyak hastalığı, Hashimoto ile sıkça birlikte görülür. Bazı hastalarda glütensiz diyetin antikor düzeylerini düşürdüğü ve tiroid fonksiyonlarını iyileştirdiği saptanmıştır. Ayrıca bir aminoasit olan tirozin, iyot ile birleşerek hormon üretiminde yapı taşı görevi görür.

Sonuç ve Uzman Önerileri

  1. Sebze Tüketimi: Meyve ve sebze tüketin ancak lahana, brokoli, karnabahar gibi guatrojen besinleri aşırı tüketmekten kaçının.
  2. Deniz Ürünleri: İyot, selenyum ve omega-3 kaynağı olan balığı haftada 1-2 kez tüketin; ancak aşırı iyot alımına dikkat edin.
  3. Lifli Beslenme: Tam tahıllı ürünleri ve haftada 1-2 kez kurubaklagilleri tercih ederek sindirim sisteminizi destekleyin.
  4. Kuruyemişler: Selenyum ve çinko zengini olan çiğ badem, ceviz ve keten tohumuna diyetinizde yer verin.
  5. Su ve Tuz Kontrolü: Ödemi önlemek için tuz tüketimini azaltın ve günde en az 2-2.5 litre su için.
  6. Protein ve Egzersiz: Yeterli protein alımı esansiyel aminoasitler için gereklidir. Düzenli egzersiz ise metabolizmayı hızlandırarak insülin direnciyle savaşır.

Prof. Dr. Özgür ÖMÜR

Etiketler

Dikkatli beslenmeHipotiroidiHashimatoHashimoto tiroiditi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Özgür Şanlı

Prof. Dr. Özgür Şanlı

Prof. Dr. Özgür Ömür, 25 Mayıs 1973 tarihinde İzmir’de doğmuştur. İlk-orta eğitimini İzmir ve Manisa illerinde tamamlamıştır. 1990-1996 yıllarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde üniversite eğitini almıştır. 1997 – 2001 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitini alarak aynı bölümde uzman doktor olarak göreve başlamıştır. 2008 yılında Doçentlik, 2014 yılında Profesörlük ünvanı almaya hak kazanmıştır. Bu süreçte nükleer tıp görüntüleme yöntemleri (sintigrafi, PET-BT) yanı sıra radyonüklid tedaviler konusunda çalışmalarıma devam etmiştir. Uzmanlık eğitimi ilk yıllarından başlayarak uzun yıllar tiroid kanseri üzerine çalışmıştır. Yaklaşık 15 yıldır primer ve metastatik karaciğer tümörlerinde uygulanan özel bir tedavi olan Yittrium-90 mikroküre (Transarteriyel Radyoembolizasyon) ile ilgilenmektedir. Son 10 yıl içerisinde radyonüklid tedavi alanındaki gelişmeler sonucu güncel klinik uygulamaya giren ve ülkemizde uygulama şansı bulunan prostat kanseri, nöroendokrin tümörler ve metastatik kemik lezyonlarına yönelik sistemik radyonüklid tedaviler üzerine çalışma ve uygulama tecrübesine sahip olmuştur. Onkolojik görüntülemenin en önemli parçası olan PET/BT (Pozitron Emisyon Tomografisi) görüntüleme de özel alanları dahilinde olup özellikle hematolojik, ürolojik, endokrin-nöroendokrin maligniteler ve kas-iskelet sistemi tümörleri üzerine yoğunlaşmıştır. Halen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.