Herkes her bitki çayını tüketebilir mi?

Herkes her bitki çayını tüketebilir mi?

Bitki çayları tarih boyunca tedavi edici olarak kullanılmışlardır. Faydalı kimyasalların sıcak suda çözünerek sindirim sistemine daha kolay karışmasını sağlar. Bitki çayları faydaları, içerisinde bulunan fitokimyasal bileşenler, vitamin ve minerallerden gelmektedir. Bitki çaylarını mucizevi olarak değerlendirmek yanlıştır ancak dengeli beslenmeye ek olarak tüketilirse fayda sağlayacaktır. Bununla birlikte duruma ve mevcut hastalığa göre bitki çayı kullanımı şekillenir.

ADAÇAYI: Sindirim problemlerine iyi geldiği, depresyon ve stres düzeyini azalttığı, hekim kontrolünde tüketilirse total kolesterol ve diyabetin iyileştirilmesi için faydalı olduğu bilinir.

Ancak;

Adaçayının içinde bulunan thujone isimli bileşen, gebelikte yüksek tansiyona neden olduğu için özelikle ilk 3 aylık dönemde tüketilmesi önerilmez. Diyabet, Alzheimer ve nöbetleri durdurmaya yönelik olarak alınan ilaçlarla birlikte tüketilmemelidir. 6 yaşından küçük çocukların ada çayı tüketmesi, sağlık problemlerine yol açabilir.

KUŞBURNU: İçerisinde yer alan pektin, kolesterolün düşmesine yardımcıdır. Portakaldan daha fazla C vitaminine sahiptir, bu sayede bağışıklık sistemini güçlendirir. Yapısında bulunan asitler mide ağrılarını gidermeye yardımcı olur. Safra kolik, karaciğer nöbetlerini rahatlatmak adına kuşburnu çayı tavsiye edilir.

Kimler Tüketmemeli?

Şeker hastalığı, talesemi, anemi, hemokromatoz gibi demir ilişki bozuklukları, glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği veya orak hücreli anemi gibi hastalıklardan birisine sahip olunması durumunda kuşburnu çayı içilmemesi tavsiye edilmemektedir. Hamile kadınların ya da emziren annelerin kuşburnu çayını hekime danışmadan tüketmemesi gerekir.

REZENE ÇAYI: Maydanozgiller familyasına ait olan rezene, sodyum, potasyum, fosfor ,kalsiyum, A ve C vitaminleri açısından zengindir. Son yıllarda özellikle, emziren annelerin süt miktarının artırılması, anne ve bebeklerde gaz problemlerinin giderilmesi için sıklıkla kullanılır. Vücut kaslarının gevşemesini sağlayarak regl sancılarının azalmasında rol oynar. Yapılan araştırmalarda, rezene bitkisinin tohumlarının çiğnenmesinin tükürükte bulunan nitrit miktarını artırdığı ve böylece tansiyonu düzenlediği görülmüştür.

Diğer bitki çaylarında olduğu gibi, rezene için de yapılan araştırmalar kısıtlıdır. Bebekler, çocuklar, gebeler, emziren anneler, yaşlılar ve sürekli ilaç kullanan kişiler tarafından tüketilmesi bazı sağlık problemlerine yol açabilir. Bu gibi durumların varlığında kullanmadan önce mutlaka hekime danışılmalıdır.

BEYAZ ÇAY: Yapısında bulunan antioksidanlar ve kateşinlerle vücutta antimikrobiyal etki gösterir. Serbest radikallerin yol açtığı zararlara karşı cildi korur. Yapılan araştırmalara göre beyaz çay kanserli hücre oluşumunu engeller. Leptin metabolizmasına katılarak kilo verme mekanizmasına yardımcıdır. Yeşil çay ve siyah çaya göre metabolizmayı canlandırmada  daha etkilidir.

Beyaz çayın 250 mg’ında 50 gr kafein bulunmaktadır. Bu nedenle gebelik ve emziklilik döneminde tüketimine dikkat edilmelidir. Fazla beyaz çay tüketimi hipertansiyon, çarpıntı ve mide bulantısına neden olabilir. Demir eksikliği ya da farklı nedenlerle devamlı ilaç kullanan kişiler için beyaz çay tüketimi uygun değildir.

SİNAMEKİ ÇAYI:  Kabızlık durumunda laksatif etki gösteren tıbbi bir bitki olarak bilinen sinameki bağırsak hareketlerini arttırmaktadır. Akut ve kronik kabızlık durumuna faydalıdır. Ancak; kramp, kolik, kusma, mide bulantısı gibi gastrointestinal rahatsızlıkları olan hastalarda, apandisit semptomları olan kişilerde veya tanısı konulmamış abdominal ağrısı olanlarda kullanımı zararlıdır. Sinamekinin yüksek dozda veya uzun süreli kullanımı; halsizlik, kolon kaslarında harabiyet, kronik diyare, metabolik asidozis ya da alkalozis, sıvı ve elektrolit kaybı gibi ciddi durumlarla ilişkilendirilmektedir.

MELİSA ÇAYI: Oğul otu, mavi balsam, bal bitkisi, tatlı balsam olarak da bilinir. Sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streste rahatlatıcı rol oynar. Antiseptik özelliği bulunmaktadır. Spazmlara iyi gelir. Hazmı kolaylaştırır. Karın-mide ağrısı ve ishal tedavisine yardımcıdır. Ancak bazı durumlarda tüketiminde kaçınılmalı ya da çok dikkatli olunmalıdır. Troid hastalığı ve uyku problemi için ilaç kullananlar melisa çayı tüketmemelidir. İlaçlar ve melisa çayı tepkimeye gireceğinden ciddi yan etkilere sebep olabilir. Kan akışını arttırıcı etkisinden dolayı regl döneminde kullanılması risklidir.

MISIR PÜSKÜLÜ ÇAYI:  Vücutta fazla su tutulmasına bağlı olarak oluşan şişkinliği azaltmak adına mısır püskülü çayı tüketiminin rolü oldukça büyüktür. Özellikle kilo verme dönemindeki fazla suyu dışarı atmak bu sayede de toksinlerden arınmak için tavsiye edilen mısır püskülü çayı, kilo vermede tek başına etkili olmasa da yardımcı olur. Böbreklerde taş oluşumunu önlemek için mısır püskülü çayı önerilmektedir. Anti-enflamatuar etkisiyle idrar yollarında oluşan iltihabın dışarı atılmasını destekler. İçerdiği K ve C vitaminleri, poatasyum, saponin, musinaj,flovenoid, allantoin sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcıdır.

Ancak;

Özellikle kan değerlerinde ve kan şekerinde düzensizlik yapabileceğinden, diyabet hastalarının, düzenli ilaç kullanımı yapanların mutlaka uzmana danışarak kullanması tavsiye edilir. Polene veya nişastaya alerjisi olanların, gluten intoleransı bulunanların mısır püskülü çayı tüketmemesi gerekir.

EKİNEZYA ÇAYI:  Bakır, demir, magnezyum, kalsiyum, sodyum, protein, yağ asitleri, A vitamini, B2, C vitamini ve E vitamini yönünden zengindir. Migren ağrılarına karşı etkilidir. Ağız kokusunu öner, sindirimi rahatlatır, vajinal enfeksiyonlara iyi gelir, gargara şeklinde kullanıldığında ağız yaralarını iyileştirir. 

AIDS gibi bağışıklık sistemini etkileyici hastalığı olanlar, astım, alerji, tüberküloz, sıtma, reflü, sedef hastalığı, erektil disfonsiyon ( sertleşme problemi) yaşayanlar, hamilelik veya emzirme durumu olanlar ekinezya çayı kullanmadan önce mutlaka hekime danışmalıdır.

 

KİRAZ SAPI ÇAYI: Kiraz sapı, A, C ve E vitamini yönünden zengindir. Yeterli miktarda potasyum, magnezyum, lif ve antioksidan içerir. Özellikle melatonin ile serotonin gibi antioksidanlar bulundurması açısından nadir bir bitkidir. Bağırsak aktivitelerini normalleştirir ve vücudun su tutulumunu engelleyerek kilo vermeyi kolaylaştırır. Son araştırmalara göre, kiraz saplarındaki flovanoid bileşikler ve antosiyaninler, insülin üretimini %50 oranında artırarak kan şekerini dengelemeye ve iştahı kontrol etmeye yardımcı olabilir.

Fazla kiraz sapı çayı tüketildiğinde kalsiyum atılımının yükselmesi nedeniyle, idrar yollarında taş olan hastalar dikkatli kullanmalıdır. Eğer düzenli ialç kullanımı varsa, kiraz sapı tüketmeden önce hekime danışmak gerekir..

Bu makale 22 Ocak 2021 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Diyetisyen Ayşe Rümeysa Gök,1996 Adana doğumludur. Birçok kurumda staj yapıp yeterli donanıma sahip olan Diyetisyen Gök, 2014 yılında Yusuf Baysal Anadolu lisesinden mezun olmuş daha sonra Biruni Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü 2018 senesinde başarıyla tamamlamıştır. Anlayarak Hızlı Okuma Mesleki İngilizce Anadoluda Beslenme ve Yemek Kültürü 3.Uluslararası Helal ve Sağlıklı Beslenme Gıda Kogresi Profesyonel Mutfakta Ceviz Kullanımı Cerrahi Olgularda Tıbbi Beslenme Tedavisi Beslenme ve Moleküler Mekanizması Moleküler Beslenme Diyetisyenliği Fitoterapi gibi birçok kongre ve seminere katılmış ve sertifika sahibi olmuştur.  Özel İbni Sina Hastanesinde yönetici diyetisyen pozisyonunda çalışmıştır. Şuan mesleki çalışmalarını Halkalı Atakent Diyetisyen Rumeysa Gök Beslenme ve Diyet Kliniğinde devam etmektedir ...

Etiketler
Bitki çayı
Dyt. Rümeysa Gök
Dyt. Rümeysa Gök
İstanbul - Diyetisyen
Facebook Twitter Instagram Youtube