Doktorsitesi.com

Herkes bağımlı olabilir

Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın
Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın
4 Eylül 2015207 görüntülenme
Randevu Al
Herkes bağımlı olabilir
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Madde Bağımlılığı: Tarihsel Süreçten Günümüze Küresel Bir Sorun

Alkol, eroin, esrar ve koka yaprakları gibi maddelerin tıp dışı kullanımı, insanlık tarihinin başlangıcı kadar eski bir geçmişe sahiptir. Ancak günümüzde bu sorun, her zamankinden daha karmaşık bir yapıya bürünmüş durumdadır. Madde kullanımı ve ilişkili bozukluklar, toplumlar için giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.

Madde kullanımı her yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik düzeyden bireyi etkileyebilse de, özellikle ergenler en büyük risk grubunu oluşturmaktadır. Günümüz koşullarında madde kullanımının yaygınlığı ve özendirici etkileri göz önüne alındığında, gençlerin bu tehlikeye ne kadar yakın olduğu açıkça görülmektedir.

Bağımlılık Nedir? Hastalığın Tanımı ve Gelişimi

Bağımlılık; kişinin beden ve ruh sağlığını, ailevi ilişkilerini, sosyal yaşamını ve iş uyumunu bozacak derecede sık ve fazla madde almasıdır. Bu durum, madde kullanım isteğinin durdurulamaması ile karakterize kronik bir hastalıktır. Bağımlılık süreci oldukça kısa bir sürede oluşabilmektedir.

Süreç içerisinde bireyde fiziksel bağımlılık ve tolerans gelişir. Tolerans gelişmesiyle birlikte, kullanılan madde artık beklenen etkiyi vermez ve kişiler madde miktarını artırma yoluna giderler. Madde etkisi yitirildiğinde ise bedensel ve ruhsal yoksunluk belirtileri başlar. Birey, bu şiddetli belirtilerden kurtulmak amacıyla madde kullanımını sürdürmek zorunda kalır.

Madde Kullanımına Başlama Nedenleri

Kişilerin madde kullanımına yönelmesinde pek çok farklı etken rol oynamaktadır. Bu nedenler genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:

  • Psikolojik Etkenler ve Kişilik Özellikleri: Merak, eğlenme isteği ve sorunlara çözüm arayışı.
  • Sosyal Çevre: Arkadaş baskısı, bir gruba ait olma isteği, beğeni toplama ve farklı görünme çabası.
  • Genetik ve Kültürel Faktörler: Kalıtımsal yatkınlık ve kültürel çevre.
  • Erişilebilirlik: Uyuşturucu maddeye ulaşımın kolay olması.

Gençlerde ve Aile Yapısında Risk Faktörleri

Gençlerin maddeye yönelmesindeki temel riskler; yenilik arayışı, kendini ispatlama isteği, özgüven eksikliği, gelecek kaygısı ve cinsel kimlik sorunlarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca okul performansının düşüklüğü, saldırgan davranışlar ve aile desteğinin eksikliği süreci tetikleyen unsurlardır.

Aile Yapısından Kaynaklanan Riskler

Aile ortamı, bağımlılığın önlenmesinde veya gelişmesinde kritik bir rol oynar. Risk teşkil eden aile yapıları şunlardır:

  1. Aşırı koruyucu veya baskıcı ebeveyn tutumları.
  2. Parçalanmış, boşanmış aile yapısı veya ebeveyn kaybı.
  3. Aile içi etkileşim ve iletişim eksikliği.
  4. Aile bireyleri arasında madde kullanan kişilerin varlığı.

Sosyal Risk Faktörleri ve Toplumsal Etkiler

Sosyal açıdan göç, düşük sosyoekonomik düzey, işsizlik ve çocuk yaşta çalışma gibi faktörler bireyi maddeye yaklaştırır. Madde bağımlılığı sadece bireyi değil, tüm çevresini etkileyen yıkıcı sonuçlar doğurur. Aile bağları kopar, ekonomik kayıplar yaşanır ve iş gücü kaybı ile birlikte sosyal izolasyon başlar.

Etki AlanıKarşılaşılan Sorunlar
Ekonomikİş kaybı, aşırı ve yanlış mali harcamalar
SosyalSosyal izolasyon, yasal sorunlar, trafik kazaları
SağlıkPsikolojik ve fizyolojik ağır hasarlar

Yoksunluk Belirtileri ve Tedavi Süreci

Özellikle opium (afyon) bırakma sendromu; gerginlik, huzursuzluk ve şiddetli sıkıntı ile başlar. Belirtilerin şiddeti, kullanılan doza ve bırakma hızına göre değişkenlik gösterir. Yaygın yoksunluk belirtileri arasında anksiyete, terleme, titreme, bulantı-kusma, kan basıncı ve nabız artışı ile algı bozuklukları yer alır.

Tedavi sürecinde hastanın sürekli kontrol altında tutulması hayati önem taşır. Ailelerin bu süreci yönetmekte zorlanması nedeniyle yatarak tedavi yöntemi daha sağlıklı sonuçlar vermektedir. Bağımlılığın özgül bir tedavi yöntemi olmayıp, tedavi klinik belirtilere göre kişiye özel planlanır. Uzmanlarca yaşamsal bulguların izlendiği bu süreç, psikoterapi ile desteklenerek çatışmaların çözülmesi ve tekrar kullanımın (relaps) önlenmesi hedeflenir.

Psk. Özlem Semra YILDIZ

Etiketler

Bağımlılık belirtileriMadde yetişkin çocuk bağımlılıkOpiumu bırakma sendromuYoksunluk belirtileriBağımlılık sorunlarında yaklaşım

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın

Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın

Uzm. Psk. Özlem Semra YILDIZ, lisans eğitimini 2010-2014 yılları arasında İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. İhtisasını ise 2014-2016 yılları arasında aynı üniversitede yapmış ve Klinik Psikoloji alanında lisansüstü derecesini almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.