Doktorsitesi.com

Göz Anatomisi

Prof. Dr. Ateş Yanyalı
Prof. Dr. Ateş Yanyalı5.0(2 Değerlendirme)
21 Kasım 20111814 görüntülenme
Randevu Al
  • Göz, dış dünyadan gelen ışığı kornea ve lens aracılığıyla odaklayıp retina üzerinde elektrik sinyallerine dönüştürerek görme işlemini başlatır.
  • İris ışık miktarını ayarlarken, lensin esnekliğini kaybetmesi presbiyopiye, şeffaflığını yitirmesi ise katarakt oluşumuna neden olur.
  • Retinada oluşan sinyaller görme siniriyle beyne iletilir; ancak göz içi basıncının artması (glokom) veya retina yapısının bozulması ciddi görme kayıplarına yol açabilir.
Göz Anatomisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Göz Anatomisi ve Görme Süreci Nasıl Gerçekleşir?

İnsan gözü, çalışma prensibi bakımından oldukça gelişmiş bir kamera sistemine benzer. Net bir görüşün sağlanabilmesi için gözün yapısında bulunan farklı dokuların tam bir uyum içerisinde çalışması kritik önem taşır. Gözün temel görevi, dış dünyadan gelen ışığı elektrik sinyallerine dönüştürmektir.

Bu elektrik sinyalleri, görme siniri aracılığıyla beyne iletilir ve beynin arka bölümünde işlenerek anlamlı bir görüntü haline getirilir. Işığın göz içerisinde izlediği yola göre gözü oluşturan temel yapılar şunlardır:

1. Kornea: Gözün Şeffaf Penceresi

Gözün en ön kısmında yer alan kornea, yüksek kırıcılık özelliğine sahip şeffaf bir tabakadır. Işığın göze girdiği ilk nokta olan bu yapı, görme keskinliği için hayati bir rol oynar. Günümüzde gözlük ve kontakt lens kullanımına son vermek amacıyla uygulanan lazer cerrahisi doğrudan kornea tabakasına uygulanmaktadır.

2. İris ve Ön Kamara

İris, göze rengini veren tabakadır ve bir fotoğraf makinesinin diyaframı gibi görev yapar. İrisin ortasında bulunan pupil (göz bebeği), ışık yoğunluğuna göre küçülüp büyüyerek gözün içine giren ışık miktarını ayarlar.

  • Ön Kamara: Kornea ile iris arasındaki boşluğa denir ve içi aköz adı verilen sıvıyla doludur.
  • Aköz Sıvısı: Su kadar berrak olan bu sıvı, göz içi basıncını dengeler.
  • Glokom: Aköz sıvısının yapımında veya boşaltımında bir sorun oluşursa göz içi basıncı artar ve halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastalığı gelişir.

3. Lens (Göz Merceği) ve Odaklama

Lens, gelen ışığın retina üzerinde tam odaklanmasını sağlar. Cisimlerin mesafesine göre şekil değiştirerek netleme yapma yeteneğine akomodasyon (uyum) denir.

  • Presbyopi: Yaşın ilerlemesiyle birlikte lens esnekliğini kaybeder ve akomodasyon özelliği azalır; bu durum yakını görememe şikayetlerine yol açar.
  • Katarakt: Lensin zamanla şeffaflığını kaybederek matlaşmasına katarakt denir.

4. Vitreus: Gözün İç Hacmi

Vitreus, göz küresinin içini dolduran, yumurta akı kıvamında jel benzeri bir yapıdır. Başlangıçta retinaya yapışık olan bu şeffaf yapı, yaşlanma süreciyle birlikte jel özelliğini kaybederek retinadan ayrılabilir.

Bu yapısal bozulma sonucunda oluşan küçük lif ve kümeler, görüş alanında uçuşan sinekler, gri-siyah noktalar veya saç telleri şeklinde algılanır. Ancak bu belirtiler bazen retina yırtığı veya retina dekolmanı gibi ciddi durumların habercisi olabilir. Bu tür şikayetlerde vakit kaybetmeden göz bebekleri genişletilerek detaylı bir muayene yapılmalıdır.

5. Retina: Sinir Tabakası ve Işık Algısı

Işık vitreusu geçtikten sonra, göz küresinin iç yüzeyini kaplayan ve sinir liflerinden oluşan retina tabakasına ulaşır. Retina, bir kameradaki film şeridi görevini üstlenir. Burada bulunan fotoreseptörler ışığı elektrik sinyaline dönüştürür:

Reseptör TipiGörevi
Çomak HücreleriLoş ışıkta görmeyi sağlar.
Kon HücreleriKeskin ve renkli görmeyi sağlar.

Retinanın merkezinde yer alan makula (sarı nokta) bölgesi, en yoğun kon hücresine sahip alandır. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) bu bölgeyi etkileyerek merkezi görmeyi ciddi oranda tahrip edebilir.

6. Görme Siniri

Retinada üretilen elektrik sinyalleri, yaklaşık 1 milyon sinir lifinden oluşan görme siniri ile beyne taşınır. Beyin bu sinyalleri görsel imajlara dönüştürerek görme işlemini tamamlar. Glokom hastalığında, artan göz içi basıncı nedeniyle doğrudan bu görme siniri lifleri zarar görmektedir.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ateş Yanyalı

Prof. Dr. Ateş Yanyalı

Prof. Dr. Ateş Yanyalı, 30 yılı aşkın mesleki deneyime sahip Göz Hastalıkları Uzmanıdır. Özellikle retina, vitreus ve sarı nokta (makula) hastalıklarının tanı ve tedavisi ile vitreoretinal cerrahi ve katarakt cerrahisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.

1989 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1990–1994 yılları arasında Fransa’da Claude Bernard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Göz Hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. Uzmanlık eğitimi sırasında retina ve vitreus hastalıkları alanında Prof. Dr. Mireille Bonnet ile çalıştı. 1999–2000 yıllarında ABD’de Columbia Üniversitesi Harkness Eye Institute bünyesinde retina, vitreus ve sarı nokta hastalıkları ile vitreoretinal cerrahi alanında çalıştı. Klinik çalışmalarında özellikle sarı nokta hastalığı, diyabetik retinopati, retina damar tıkanıklıkları, retina dekolmanı, makula deliği, epiretinal membran ve diğer vitreoretinal hastalıkların tanı, takip ve tedavisine odaklanmaktadır.

Retina hastalıklarının değerlendirilmesinde OCT, OCT anjiyografi, fundus otofloresans ve gerektiğinde elektrofizyolojik incelemeler gibi ileri tanı yöntemlerinden yararlanmaktadır. Yaş ve kuru tip sarı nokta hastalıklarının takibi ve tedavisi, göz içi iğne tedavileri, uygun hastalarda fotobiyomodülasyon (Valeda tedavisi), vitreoretinal cerrahi ve katarakt cerrahisi klinik ilgi alanları arasındadır. Retina ve vitreus hastalıkları alanında ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmaları ve yayınları bulunan Prof. Dr. Ateş Yanyalı, mesleki çalışmalarını İstanbul Suadiye’deki göz kliniğinde sürdürmektedir. 

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.