Glokom ve görülme sıklığı

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sinsi Bir Tehlike: Glokom Nedir?
Glokom, göz içi basıncının yükselmesine bağlı olarak görme sinirinin (optik sinir) geri dönüşümsüz şekilde hasar görmesidir. Bu hastalığın en kritik özelliği, başlangıç döneminde hiçbir belirti göstermemesidir. Dünyadaki en önemli körlük nedenlerinden biri olarak kabul edilen glokom, erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilir ve görme yetisi korunabilir.
Glokomun üç temel kardinal bulgusu şunlardır:
- Göz tansiyonunda yükseklik
- Görme alanında daralma
- Görme sinirinde çöküklük
Bu sinsi hastalığa karşı her bireyin dikkatli olması gerekir. Göz doktoruna hangi sebeple gidilirse gidilsin, mutlaka göz tansiyonu ölçümü talep edilmelidir.
Glokom Görülme Sıklığı ve Risk Faktörleri
Glokom bebeklerde ve çocuklarda nadir görülse de, yaş ilerledikçe risk ciddi oranda artmaktadır. Özellikle 40 yaş üstü bireylerde görülme sıklığı %5 seviyelerine kadar çıkabilmektedir.
Hastalık için risk grubunda olanlar:
- Ailesinde glokom öyküsü bulunanlar (Kalıtsal geçiş söz konusu olabilir).
- Miyop veya ileri derecede hipermetrop olan hastalar.
- Diyabet (şeker hastalığı) veya hipertansiyonu olanlar.
- 40 yaş ve üzerindeki tüm bireyler.
Glokom Tipleri ve Özellikleri
Klinik pratikte en sık karşılaşılan glokom tipleri şunlardır:
1. Açık Açılı Glokom
En sık görülen tip olup vakaların %90'ından fazlasını oluşturur. Göz içi sıvısının dışa süzüldüğü trabeküler ağdaki tıkanıklık nedeniyle oluşur. Genellikle her iki gözü birden etkiler ve hasta görme kaybını fark ettiğinde optik sinir liflerinde ağır hasar çoktan meydana gelmiş olur.
2. Kapalı Açılı Glokom
Gözün ön kamerasındaki darlık nedeniyle sıvı akışının tamamen bloke olmasıdır. Ani başlayan şiddetli göz ağrısı ve bulanık görme ile karakterizedir. Saatler içinde kalıcı körlüğe yol açabileceği için acil tıbbi müdahale gerektirir.
3. Normotansif Glokom (Normal Basınçlı Glokom)
Göz tansiyonu normal sınırlarda ölçülmesine rağmen, optik sinir liflerinde hasar oluşması durumudur. Bu hastalarda tedavi, göz içi basıncını normalin de altına çekerek sinir liflerini korumayı hedefler.
Glokomun Göz Üzerindeki Hasarları
Göz içindeki basınç artışı, beyinden gelen ve retinada sinir liflerine dönüşen optik sinirin sıkışmasına ve beslenmesinin bozulmasına neden olur. Beslenemeyen sinir lifleri zamanla ölür. Bu süreçte yaşanan değişimler şöyledir:
| Hasar Aşaması | Etkilenen Bölge | Sonuç |
|---|---|---|
| Başlangıç | Periferik (Çevresel) Alanlar | Çevresel görme kaybı |
| İlerleme | Optik Disk (Sinir Girişi) | Diskte çökme ve çanaklaşma |
| İleri Evre | Santral (Merkezi) Alanlar | Merkezi görme kaybı ve körlük |
Tanı ve Muayene Bulguları
Glokom tanısında kapsamlı bir göz muayenesi hayati önem taşır. Muayene süreci şu aşamaları kapsar:
- Anamnez: Ailede glokom öyküsünün varlığı sorgulanır.
- Görme Keskinliği: Merkezi görmedeki bozulmalar tespit edilir.
- Tonometri (Göz Tansiyonu Ölçümü): Hava püskürtmeli veya aplanasyon yöntemiyle ölçüm yapılır. Genellikle 20 mmHg üst sınır kabul edilir.
- Pakimetri (Kornea Kalınlığı): Kornea kalınlığı ölçülerek, yanıltıcı yüksek veya düşük tansiyon sonuçları analiz edilir (Standart 550 mikrondur).
- Gonyoskopi: Göz sıvısının dışa akım kanalları ve iridokorneal açı incelenir.
- Fundus Muayenesi: Optik sinir hasarı ve optik diskteki objektif değişiklikler araştırılır.
- Görme Alanı Testi: Periferik ve santral görüşteki kayıplar bilgisayar yardımıyla analiz edilir. Bu testin her 6 ayda bir tekrarlanması, tedavinin başarısını takip etmek açısından kritiktir.





