Doktorsitesi.com

Felce Bağlı Konuşma Bozuklukları Afazi tedavisi

Prof. Dr. Cengiz Bahadır
Prof. Dr. Cengiz Bahadır
20 Aralık 2015530 görüntülenme
Randevu Al
Felce Bağlı Konuşma Bozuklukları  Afazi tedavisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tek Taraflı Felç ve Konuşma Bozukluğu (Afazi) Nedir?

Tek taraflı felçler (inme, hemipleji), beyni besleyen atardamarların tıkanması veya kanaması sonucunda beyin hücrelerinin zarar görmesiyle meydana gelir. Bu durum, hasar gören beyin bölgesinin tam tersi tarafındaki vücut yarısında felç oluşmasına neden olur. Felcin şiddeti, beyindeki hasarın büyüklüğü ile doğrudan ilişkilidir.

Beynin sol yarısı etkilendiğinde, konuşma merkezinin bu bölümde yer alması sebebiyle sağ taraf felcine ek olarak genellikle konuşma yetisi de bozulur. Tıpta afazi olarak adlandırılan bu durum, hastanın hiç konuşamaması veya hafif düzeyde konuşma bozukluğu yaşaması şeklinde görülebilir. Afazi hastaları genellikle konuşmak istediklerinde doğru kelimeleri seçemez ve nesneleri adlandırmakta güçlük çekerler.

Felç Sonrası Konuşma Bozukluğunda İyileşme Süreci

Felcin iyileşme döneminde, etkilenen vücut tarafında hareketler yavaş yavaş geri dönerken konuşma yetisi de eş zamanlı olarak düzelmeye başlar. İyileşme süreci vakaların şiddetine göre şu şekilde farklılık gösterir:

  • Hafif Vakalar: Genellikle konuşma yetisinde tam düzelme sağlanır.
  • Orta ve Ağır Vakalar: Konuşma bozukluğu az veya çok oranda kalıcı olabilir.

Sağ tarafını kullanamayan hastanın bir de kendini sözle ifade edememesi, süreç içerisinde ciddi psikolojik sorunlara yol açabilmektedir.

Geleneksel Tedavi Yöntemi: Konuşma Terapisi

Uzun yıllardır bu tür hastaların tedavisinde eğitimli tıbbi personel tarafından uygulanan konuşma terapisi kullanılmaktadır. Bu yöntem, felcin iyileşme döneminde kısmi de olsa ek bir iyileşme sağlar. Ancak konuşma terapisi, hem hasta hem de uygulayıcı için oldukça zahmetli, uzun seanslar gerektiren bir süreçtir.

Modern Bir Yaklaşım: TMS (Transkraniyel Manyetik Stimulasyon)

Son yıllarda geleneksel yöntemlere ek olarak, beyne dışarıdan müdahale etmeyi sağlayan Transkraniyel Manyetik Stimulasyon (TMS) tedavisi ön plana çıkmaktadır. Henüz rutin bir tedavi olarak onaylanmamış olsa da yüzlerce bilimsel çalışma etkinliğini kanıtlamıştır. Özellikle konuşma terapisi ile birlikte uygulandığında sonuçlar çok daha başarılı olmaktadır.

TMS Tedavisi Nasıl Uygulanır?

TMS yöntemi, uygulandığı bölgedeki beyin hücrelerinin aktivitesini artırabilir veya baskılayabilir. Bu tedavi yöntemi şu prensiplerle gerçekleştirilir:

  1. Uyarı Şiddetinin Belirlenmesi: Öncelikle beyni uyaran en düşük manyetik akım şiddeti belirlenerek hastaya özel doz ayarlanır.
  2. Uygulama Yöntemi: Sol beyindeki konuşma merkezi yüksek frekansla uyarılır ya da karşı taraf düşük frekansla baskılanır.
  3. Mekanizma: Sağlam tarafa yapılan baskılama, hasarlı tarafın kaybettiği konuşma yeteneğini geri kazanmasını kolaylaştırır.

Tedavi Süreci ve Avantajları

ÖzellikDetaylar
Seans Süresi10 - 30 Dakika
Seans Sayısı10 - 15 Seans
Uyarı SayısıSağ beyin merkezine 1000 - 1200 uyarı
Yan EtkiYok denecek kadar az ve ağrısız

TMS tedavisi, felce bağlı gelişen konuşma bozukluklarının tedavisinde umut vaat eden, hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen modern bir uygulamadır.

Etiketler

Konuşma bozukluğunun tedavisiFelç tedavisiTms tedavisiAfazi tedavisiFelce bağlı konuşma bozukluklarıFelce bağlı konuşma bozukluklarının tedavisiAfazi tedavisi nedirAfazi tedavisi nasıl yapılır

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cengiz Bahadır

Prof. Dr. Cengiz Bahadır

Prof. Dr. Cengiz BAHADIR, 1969 yılında Samsun'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1992 yılında tamamlamış ve tıp doktoru unvanı almıştır. Aynı yıl Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nda ihtisas eğitimine başlamıştır. İhtisasının ardından 1997-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü'nde Elektrodiagnostik Nöroloji (EMG) lisansüstü programını tamamlamıştır. 2010 yılında Doçent, 2015 yılında ise Profesör olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.