Doktorsitesi.com

FAZLA KİLOLRA SAHİP OLMANIN PSİKOLOJİK ALT BOYUTU

Klinik Psikolog Gamze Özbek
Klinik Psikolog Gamze Özbek
22 Mayıs 2023134 görüntülenme
Randevu Al
Genel anlamda hem görsel olarak hem de vücut kitle indekslerine baktığımızda fazla kilodan müzdarip bir milletiz.  Peki, bunun sebebini hiç düşündünüz mü? Sağlıklı beslenmiyor muyuz? Kalorili besinler tükettiğimiz için mi fazla kilolarımız var? Çok hamur işi veya ekmek tükettiğimizden mi? Spor yapmadığımızdan mı?
FAZLA KİLOLRA SAHİP OLMANIN PSİKOLOJİK ALT BOYUTU
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Toplumda Fazla Kilo Sorunu ve Temel Nedenler

Genel bir değerlendirme yapıldığında, hem görsel açıdan hem de vücut kitle indeksi verilerine göre toplum olarak fazla kilo sorunuyla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Birçok kişi bu durumun temel nedenlerini merak etmekte ve çözüm yolları aramaktadır. Sağlıksız beslenme, yüksek kalorili gıdaların tüketimi, aşırı hamur işi veya ekmek kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı, kilo alımında rol oynayan başlıca etkenler arasında yer almaktadır.

Ancak kilo alımı sadece ne yediğimizle değil, aynı zamanda yemek yeme eylemini nasıl gerçekleştirdiğimizle de doğrudan ilişkilidir. Kendi gözlemlerimden yola çıkarak, beslenme tarzımızdaki bazı hatalı tutumların fazla kilo alımına ciddi oranda sebebiyet verdiğini söyleyebilirim. Bu yazıda, genellikle göz ardı edilen ancak etkisi büyük olan davranışsal nedenleri inceleyeceğiz.

Kilo Alımına Neden Olan Yanlış Beslenme Davranışları

Beslenme alışkanlıklarımızı analiz ettiğimizde, fiziksel sağlığımızı ve sindirim sistemimizi doğrudan etkileyen üç temel hata öne çıkmaktadır. Bu hatalar, vücudun enerji dengesini bozarak sürdürülebilir kilo kontrolünü zorlaştırmaktadır.

1. Hızlı Yemek Yeme Alışkanlığı

Toplum olarak en büyük sorunlarımızdan biri, besinleri adeta tıkınırcasına ve oldukça hızlı tüketmektir. Alelacele yenen yemekler; mide ağrılarına, kramplara ve ciddi hazımsızlık sorunlarına yol açmaktadır. Yemek yemek, fiziksel bir doyum sağlamasının yanı sıra kişiye yoğun bir haz veren bir eylemdir.

Besinleri hızlı tükettiğimizde, onların gerçek tadına varma oranımız düşmektedir. Dilin tat alma duyusu ile besinin küçültülmesi arasında doğru bir orantı bulunur. Besinler ne kadar çok çiğnenip küçük parçalara ayrılırsa, dilin pütürlü yapısına o kadar iyi nüfuz eder ve lezzet algısı o denli artar.

2. Yetersiz Çiğneme ve Sindirim Zorlukları

Besinleri yeterince çiğnemeden yutmak, hem alınan lezzeti azaltmakta hem de mideye öğütmesi için çok daha büyük parçalar göndermektedir. Bu durum, midenin daha fazla yorulmasına ve sindirim süresinin gereksiz yere uzamasına neden olur. Sağlıklı bir sindirim süreci, ağızda başlayan mekanik parçalanma ile doğrudan bağlantılıdır.

3. Doyma Hissine Rağmen Yemek Yemeye Devam Etmek

Türk kültüründe oldukça yaygın olan bu durum, çocukluk döneminden itibaren beslenme tutumumuzu şekillendirmektedir. "Tabağını bitirmezsen arkandan ağlar" veya "hazırlayanın hatırına ye" gibi kültürel baskılar, doyduğumuz halde yemeye devam etmemize neden olan sinyaller üretir. Bu durum, vücudun ihtiyacı olandan çok daha fazla besin yüklemesi yapılmasına yol açar.

DurumSonuç
Hızlı YemekHazımsızlık ve Mide Krampları
Az ÇiğnemeSindirim Sisteminin Yorulması
Doyduktan Sonra YemekFazla Kalori ve Kilo Alımı

Sonuç: Yeme Tutumunu Değiştirmenin Önemi

Vücudumuzu bir pil gibi düşünebiliriz; kapasitesinden fazla voltaj verildiğinde önce şişer, ardından zarar görür. Doyduktan sonra tüketilen her besin, vücuda fazla kilo olarak geri döner. Diyet ve spor kısa vadeli çözümler sunsa da, asıl çözüm yeme tutumumuzu kalıcı olarak değiştirmektir. Beslenme alışkanlıklarımızı sürdürülebilir ve bilinçli bir hale getirdiğimizde, kilomuz çok daha stabil kalacaktır.

Uzm. Klnk. Psk. Gamze ÖZBEK

Etiketler

Kilo almaPsikolojikPsikolojik destekSağlıklıKaloriPsikoterapiYeme alışkanlığıYeme bozukluğuAile etkisi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Gamze Özbek

Klinik Psikolog Gamze Özbek

Merhabalar, ben Uzman Klinik Psikolog Gamze Özbek. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde Psikoloji bölümünden mezun oldum. Lisans eğitimim boyunca hastanelerde, psikolojik danışmanlık merkezlerinde ve rehabilitasyon merkezlerinde zorunlu ve gönüllü stajlar yaptım. Yetişkinler, çiftler, ergenler ve çocuklar üzerine birçok eğitim aldım ve almaya da devam etmekteyim. Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi’nde ilk işime başladım daha sonra Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nde gönüllü psikolog olarak çalıştım. İstanbul Rumeli Üniversitesinde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansımı tezli olarak bitirdim ve son olarak İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık Biriminde Uzman Psikolog olarak 1,5 yıl çalıştım. Şu an kendi danışmanlık merkezim olan Astelya Psikolojik Danışmanlık Merkezini açtım, online ve yüz yüze danışan kabulüne başladım. Yetişkin, çift, aile, çocuk ergen eğitimleri almış olsam da şu an için genç yetişkin ve yetişkinler (18 yaş ve üzeri) ile çalışmaktayım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.